Kız evlilik

Az önce attığım postun devamı gibi

2020.10.25 21:38 ffuckedlives Az önce attığım postun devamı gibi

Lan olm şimdi düşünüyorum da iyi halı altına süpürmüşüm galiba, bilmiyorum belki de burada gömdüğünüz mentalcellerden biriyim. Ama 24 yaşına geldim bakın tek bir kızla bile el ele tutuşmuşluğum yok, yine böyle bir teşebbüsüm girişimim aman segili yapam kız peşinde koşam gibi dertlerim de yok ulan bu zamana kadar kız yüzü gördüysek de kızlara yüz vermediğimizden zaten yoksa selam versem aman bu benden hoşlanacak diye kaçıyolar zaten bu yüzden şimdiye kadar MGTOW cular gibi gezdim. Ama bu subı keşfettiğim lanet olası günden beri halı altına süpürdüklerim gün yüzüne çıkıyor, yavaş yavaş kafayı yiyorum işten güçten kesildim YAŞAMA ŞEVKİ, ÇALIŞMA ÇABALAMA ŞEVKİM BİTTİ, her şeyi o kadar büyük bir zorlukla ıkına ıkına yapıyoruum ki...
Eee buraya kadar yazdın da noldu bize ne senden, nolmuş yani gerçeklere tahammül edemiyorsan diyecekseniz ulan işte sorun benim şimdiye kadar gerçeklere tahammül edebiliyorken bu sub yüzünden artık tahammül sınırlarımın zorlanıyor oluşu, hala ulan acaba diyorum hala yalnızlık içinde ölen incel dışında alternatifler arıyorum içimde hala bir umut var ulan acaba çok mu büyütüyorum normieyim belki de nerden biliyorum ya da yaş artıkça yüzüm oturur falan heightten de kaybediyotum, genetiğiim harbi çöp bir tek zeka var ondan da asla emin olamıyorum zeki miyim aptal mıyım bunu beni 24 sene tanıyanlar bile cevaplayamadığı anlar oluyor hayatta büyük aptallıklar yapbilecek bir insanım üstelik eskisi kadar zeki değilim bu da ayrı bir boktan nokta üniye başladığımda dereceye oynayan adamdım sonraki sene repeat yaptım öyle böyle bitti şu anda elime iki kağıt versen ezberimde tutamıyom ki en parlak dönemlerimde bir gecede kitap hatmeden adamdım neyse uzatmayayım ha düşündüm nasıl bir şans yaratabilirm kendime mesela kısa boy ama average ı düşük ülkelerde belki şansım olur dedim herkesin usa eu için çırpındığı ülkede ben sikko uzakdoğu, asya ülkelerine gitmek isteyne mal oldum gerçi onlar bile artık hem genetik seçilim hem de yaşam standartları beslenme vs. ile avergeın yükseltiyorlar; tencere yuvarlanır kapağını bulur, davul bile dengi dengine bizim kısmetimiz de femcell dir dedim hatta bir dönem cidden oluyodu böyle bir şey harbi biri çıktı karşıma ama bakın şu aq toplumu öyle bir şey ki incele rahat olmadığı gibi femcel e de yok couple olmak 2x yarrak kürek kafadan adamların bok kokulu ağızlarına meze olmak demek, aq bu chadlar stace ler ne pis insanlar siz bilmezseniz subın çoğu benim kadar bile maruz kalmamıştır bunların ibneliklerine zaten liseli de çok, geriye kalanlardan bir kısmı büyükşehir harici falan desek devlette okuyordur zaten birçoğunuz bakın arkadaşlar lise ne kadar boktansa üni 2x boktan istisnalar elbet olacak ama lisede zaten tipin kayık olması bir miktar normalleşiyo hele tr de zengin veletlerin gittiği bir yer değilse sıkıntı çok yok ama üni hele ki özel ünide tam burslu okumak tam br cehennem. Özetleyecek olursam şimdiye kadar ortamın durulmasını boktan insanlardan kurtulmayı bekledim kafamda kurduklarımı gerçekleştirmek için az da kaldı sayılır, hatta bir miktar kurtuldum tabi bu kendi hesabımca ilerisini bilemeyiz, e neyi kurdun kafanda diye soracaksınız onları da aşağıda soru şeklinde yazmayı tercih ettim.
1-Çirkin erkek güzel kız kombinasyonu illa betabuxx olmak zorunda mı, belki kadının güzellik algısı sapmış belki fantezisi var vs.?
2-Statusmaxx vs. nedne gömülüyor, chadlere kendini paspas edip sexual value düşünce betabuxx lara kendini pazarlamayan kadın yok mu yani?
3-Femcel bulmak bir eçenek değil mi?
4-Burada bir yerde Barış Özcan soiboiluğu diye bir şeyden bahseden biri oldu, bu Barış Özcan soiboyluğu ne oluyor tam olarak türklere özgü olduğu için bilgi de bulamadım aq.
5-Hadi her şeyi sikeyim Atatürk bile düzgün bir evlilik hayatı yaşamamış çocuk yapmamış ama adını tarihe yazdırmış, incel olmak boşuna yaşadığın analamına mı gelmek zorunda her halükarda neden bunları sürekli dile getirip onaylattırıyonuz, Tarihe bakın aq incel olup ne büyük işler başaran adamlar var, hatta en iyi bilim adamları, sanatçılar, yazarlar, devlet adamları vs. içerisnde epey bir incel barındırıyor yani biz neden hayatı kendimize boşuna zindan ediyoruz hatta modern çağı vs. düşüneek olursak devir değişiyor artık taş devrinde değiliz sikmişim hunter eyes ı heightı, masulen facei önemli olan artık beyin bin, onbin, yüzbin belki bir milyon yıl sonra chadın değeri kalmayacak

Açıklama: son madde için yazıyorum önemli bir yanlış anlaşılma olduğu için, ben Atatürk incel demedim, Atatürk'ü zaten örnek olarak verdim kadınsız bir hayatın da mümkün olacağını hatta böyle bir hayatın gayet tatmin edilebilir saygı duyulabilir olacağını belirtmek için dedim. evet incel olmak sadece kadın erkek ilişkilerini sakatlamıyor hayatın geri kalanında da etki ediyor ama hayatın geri kalanında bu tolarebe edilebilir seviyede oluyor burada da sıkça dert edilen şey herhangi bir duygusal veya cinsel ilişki ki bunun için de kadın lazım, yaşayamamaya mahkum bir hayat sürmek neden bu kadar dert ediliyor ben sadece buna karşı çıktım.
submitted by ffuckedlives to turkincel [link] [comments]


2020.10.17 22:11 brknkry Joanna Lannister

İsim:Joanna
Ünvan:Daven kızı Joanna.Casterly Kayası Leydisi,Batı Muhafızı,Lannisport Kalkanı,Dişi Aslan,Kayanın Leydisi,Batının Işığı
Hane:Lannister
Yaş:18
Meslek:Yok
Hikaye: Babası Daven Lannister,annesi ise Tya Lefforddur.Ailenin ilk çocuğudur.2 Kız kardeşi ve 1 Erkek kardeşi olmuştur.Lakin Erkek Kardeşi Tytos Lannister 10 yaşındayken hastalanıp vefat edince en büyük kız çocuk olarak Kayanın varisi olmuştur.
Erken Yaşamı
Joanna Altın Saçlı,zümrüt yeşili gözlerle doğmuş güzel bir kızdır.Anne ve babası tarafından sevilmiş aile kavramını tatmıştır.Kız kardeşleriyle iyi anlaşmış,erkek kardeşiyle Abla-Kardeş ilişkisi yaşamıştır.Saray halkı tarafından sevilmiş ve neşeli bir kız olarak görülmüştür.
Bir leydi gibi davranması öğretilmiştir.Lakin Joanna hikayelerdeki beyaz atlı şövalyelerin hayalini kuran bir kız çocuğu olmamıştır.Zeki ve realist birisi olmuştur.Kitaplara yoğun bir ilgisi olmuştur.Okumayı Kayanın üstadından öğrendiği günden beri boş vakitlerini kitap okuyarak geçirmiştir.Özellikle Essosun bilinmeyen taraflarını ve Akgezenler hakkındaki hikayeler çok ilgisini çekmiştir.Bilinmeyene karşı büyük bir merakı vardır ve bu merakı ileride onu entrikalara itecektir.
Gençliği
Yıllar geçtikçe olgunlaşmış ve bir çocuktan çok bir kadın olarak görülmeye başlanmıştır.Güzel bir fiziği olan güzel bir kadın olmuştur.Bu sebeple Kayadaki genç erkekler etrafını sarmıştır ve sürekli aşk ilanlarına maruz kalmıştır.Lakin Joanna vazifelerini bilen,gerektiğinde duygularına hakim olmayı başarmış akıllı bir kızdır.Hiçbir erkeğe bakmamış ve Kayanın Genç Leydisi olarak hayatına devam etmiştir.Erkek kardeşi hastalanıp öldüğünde uzun süre depresyona girmiştir.Ailesiyle birlikte acı çekmiştir.Lakin zaman her şeyin ilacı olduğundan kendisini toparlayabilmiştir.
Veraset Krizi
Erkek kardeşi öldüğünde yaşayan en büyük kız olduğundan Kayanın varisi olmuştur.Lakin bu varislik durumu bir kriz yaşatmıştır.En büyük Amcası Kayada hak iddaa etmiştir.Erkek olduğunu ve Kayada bir kadından daha fazla hakkı olduğunu bir ziyafette açık açık söylemiştir.Lakin babası bu durumdan açıkça rahatsız olmuştur.Amcasının gözündeki güç hırsını sezmiş ve bu onu korkutmuştur.Kaya bir süre ikiye bölünmüştür.Bir taraf Joannayı Varis olarak görürken bir taraf Amcası Geroldu desteklemiştir.
Joannanın arası Amcasıyla küçükkende iyi olmamıştır.Bu sebeple bu durum amcasından daha çok nefret etmesini sağlamıştır.İşte bu kriz ortamında Joanna ilk günahı işlemiştir.Annesiyle birlikte bir plan yapmış ve Geroldu suçlayıcı sahte bir mektup hazırlanmıştır.Bu mektup babasına götürüldüğünde Daven Lannister küplere binmiş ve Amcası Geroldu sura yollatmıştır.Bu olaydan sonra Joannanın Batının Varisliği kesinleşmiş ve sorgulanamaz hale gelmiştir.Lakin Joanna hala vicdan azabı çekmektedir.Sonuçta bir iftira atmıştır.
Dişi Aslan olarak başa geçmesi
Joanna 16 yaşındayken Babası Daven onu Kayanın Varisi olarak ilan etmiştir.Bir ziyafet verilmiş ve Batılı Lordlarla tanışmıştır.Güzel bir kadın oluşu ve ağzının iyi laf yapmasıyla Lordları etkilemiş ve arasını iyi tutmuştur.Bu ziyafet sonrası Babası Crakehall Ormanlarına,ava çıkmış ve av esnasında atından düşmesi sonrası ağır yaralanmıştır.Casterly Kayasına getirilen Daven ölmeden önce kızlarını ve karısını görmüş ve yatağında ailesi etrafındayken vefat etmiştir. Daven Lannister Kayadaki Kahramanlar Salonuna gömüldükten sonra Joanna Lannister Kayanın başına geçmiş ve resmi olarak Casterly Kayası Leydisi olmuştur.Lakin Joanna bir kadın olduğunun bilincindedir.Eğer geçmişte Lannister kraliçesinin bir Lyddenle yaptığı gibi Erkeğin evlendiği kadının soyadını aldığı tarzda bir evlilik yapmazsa Veraset sorunlarının çıkabileceğini öngörmüş ve eğer evlenmezse veya çocukları Lannister soyadını almazsa varisi olarak en büyük Erkek Kuzeni olan Tygetti ilan etmiştir.
İki Yıllık Hükmü
Şuanda 18 yaşında olan Joanna,16 yaşında Kayanın Leydisi olmuştur.Bu 2 yılda Batıyı iyi bir şekilde idare etmiştir.Batıdaki her bir soylu haneyi ziyaret etmiş,Genç lordlarla ve yaşlı lordların varisleriyle dans etmiş,flörtleşmiştir.Lakin hiçbiriyle ilişkide bulunmamıştır.Erkeklerin ne olduğunu ve bir kadından ne istediklerini iyi analiz etmiş ve bu sayede Lordları manipüle edebilmiştir.
Lannisportu iyi bir şekilde yönetmiş,vergileri tüccar ve halk dostu olacak şekilde düşürmüştür.İki yıldır harıl harıl çalışmaktadır.
Beceri Dizilimi: İnşaatcılık (1) Liderlik (3) Entrika (3) Gözcülük (2) Navigasyon (1)
Discord Adı: Ebabil #6856
submitted by brknkry to buz_ve_atesin_dunyasi [link] [comments]


2020.10.11 23:58 hanniballecteer EMİN OLDUĞUM TEK ŞEY

Arkadaşlar bir konu hakkında görüşlerimi belirtmek, sizinde görüşlerinizi almak istiyorum. Şu hayatta emin olduğum tek şey Türk insanının narsist kişiliği. Bu genellemeyi genel olarak kızlar üzerinden yapıyorum. Birçok yabancı arkadaşım oldu ama inanın 100 kişiden 4 5 tanesi kibirli ve egoist. Türkiyede yaşayan her 5 vatandaştan birisi kendini bir sikim sanıyor ve aslında hiçbir sikim değil. Eğer ki evlenecekseniz veya kız arkadaş istiyorsanız yabancı insanlarla iletişim kurmaya çalışın. Örnek vermek istiyorum. Benim çevremde yabancı kızla evlenen bir çok insan oldu. Kız sizden hiçbir şey beklemiyor. Türkiyede bir evlilik yapmaya kalksanız cebinizden boş yere 50 bin TL çıkıyor. Gelinin kız kardeşine takı, anasına takı, evden alıp çıkartırken kapıda bekleyene para. Abi tamam Türkiyeden de böyle bir kız bulabilirsiniz ama şansınız çok zor. Bulana kadar ananız sikiliyor. Bir kere yabancı bir kızla evlenince gelinin ailesi gibi saçma sapan şeyler girmiyor hayatınıza. Siz kendi yolunuza bakıyorsunuz. İnanın bana daha mutlu oluyor gördüğüm insanlar. Türk kızlarının egosuyla uğraşılmaz. Kızın yüzüne sıçmam bazı yıkık amcık herifler yüzünden götü kalkmış ve kendini bir şey sanmaya başlamış. Kızların götünü kaldırmayı keselim. Bethany diye bir kız arkadaşım vardı, kendisi Norwichli. Kız bir içim su, baldan tatlı ama sıfır ego. Sonra dönüyorum bizim aptal kızlarımıza bakıyorum güzellik desen yok ama egodan geçilmiyor ve inanın bu durumdan çok rahatsızım. Hak edene hak ettiğini verin. Çok zor değil bir kızın götünü kaldırmamak. Yapabiliriz bunu aq. Zamanında bende yaptığım için söylüyorum. Çok pişmanım bundan. Şimdi dönüp çevremde ki erkek kız fark etmez hepsine bakıyorum inanın 100 tane yabancı arkadaşımdan 5 tanesi egoist, narsist. Yazık lan bize harbi içim içimi yiyor böyle insanları görünce. Ek olarak bir şey daha söylemek istiyorum. Kız domalmayı bilmiyor, sakso çekmeyi bilmiyor, sikişirken yaptığı tek şey domalıp yatmak ama sanarsın amı altından yapılma. Zorla sikiyoruz sanki kahpeyi. Tavırları aynen bu şekil. Erkekler de aynı aq. Sadece sikeyim boşalayım mantığında. Kızı mutlu edeyim, en çok zevk aldığı noktaları öğreneyim veya orgazm yaşayayım diye düşünmüyorlar. Domaltıp sikiyorlar. Çoğunda ön sevişme bile yok. Ananı sikeyim ya nerden baksan tutarsızlık. Orospu sevelim demiyorum. Bunlar illa yaşanarak öğrenilmez. İnternet denen bir şey var aq. Neyse yazdıkça sinirleniyorum. Sizi dinlemek istiyorum biraz da.
submitted by hanniballecteer to KGBTR [link] [comments]


2020.10.10 18:27 RealSerdar İstanbul Sözleşmesi hakkında bazı sorular ve eleştiriler.

Sloganı güzel: "İstanbul sözleşmesi yaşatır" Kısa, akılda kalıcı, kendine has bi ritmi var. İnsanda paylaşma hissi yaratıyor. Bu tür bir slogana karşı olmak çok zor. Çünkü kim insanların yaşatılmasına karşı gelebilir ki?
 
Sözleşmeye olan eleştirileri izledim. Aklıma yatanları ve yatmadığı halde bende soru işareti uyandıran kısımları şunlar. Sözleşmeyi okudum da. Ama kontrat şeklinde yazıldığı için ve hukuk geçmişim olmadığı için eleştirileri dinlemeyi tercih ettim. Bir kontratta yazan ince husuları o eleştirilerde detaylı dinledim. Eleştiriler ise genelde "şeytan ayrıntıda gizlidir" tarzında.
 
Sözleşme burda: https://im.habertürk.com/ımages/others/2020/02/20/STANBUL_SÖZLEŞMES.pdf
 
Madde 3-c: Toplumsal Cinsiyet:
Sözleşme neden buna bu kadar vurgu yapıyor. Kadınların toplum içindeki görevleri ile kadına şiddet arasında direkt bağlantı mı görüyorlar? Kadınlar ve erkekler yapı olarak birbirilerinde farklılar. Milyonlarca yıllık bir ayrımdan bahsediyoruz. Bu ayrım lafı başka bi sub'da tepki aldı. Kadınlar erkeklere göre daha hassastırlar mesela. Kadınla erkeğin hassaslığı aynı değil. Bunun sebebi binlerce yıllık evrim. Bu yeti onların binlerce yıldır aynı anda birden çocuğa bakmasından gelmiyor mu? Mesela 1000 yıl önce bir kadın 4-5 çocuğa bakarken onların sağlığından, can güvenliğinden sorumluydu. Fare gelip çocuğun elini yiyebilir, akrep sokabilir, çakal gelebilir, çocuk dışardayken bi haydut çocuğu kaçırabilir. Bütün bu sebeplerden dolayı çocuğa bakmakla sorumlu olan kadınların bütün radarlarının gün boyu açık olması onları daha hassas varlıklar haline getirmedi mi? Bu ayrım kadına olan şiddeti azdıran bişey mi? Mesela bir kadın bir bebekle saatlerce oynayıp ilginebilirken, bir erkeğin bunu yapamaması, ama bir kadının da bir erkek gibi fiziki zor işlerin altına girememesi, bunlar toplumsal cinsiyetçilik mi? Yoksa bunlar aslında binlerce yıllık bir toplumsal gelişimin organik sonuçları mı? Eğer erkekler kadınları kendileri ile eşit görmeye başlarlarsa, kadınlara erkeklere davrandıkları gibi davranmaya başlarlarsa bundan zararlı çıkacak olanlar yine kadınlar değil mi? Son 50-60 yıla kadar gelen bu doğal-seleksiyon merkezli toplumsal durumun bugün kadına şiddetin temeline konulması size artniyetli gelmiyor mu? Bana geliyor.
Mesela "toplumsal cinsiyet" derken bu seçilebilen bişey mi? Hani biz doğamız gereği erkek kadın rollerini paylaşmıyoruz da, ailenin ve toplumun zoruyla mı erkek kadın rollerini üstleniyoruz? Mesela aile, toplum, kültür olmasa, erkek-kadın arası bi fark kalmayacak mı? İki cinsiyet arası geçişler normalleşecek mi?
Şunlar toplumsal cinsiyetçilik mi?
  • Erkeğe mavi, kıza pembe giydirmek
  • Erkek çocuğuna erkek ismi, kız çocuğuna kız ismi vermek
  • Erkek çocuğuna aslan yeğenim, kız çocuğuna tatlı kızım demek
  • Erkek çocuğuna top, silah, kepçe, kız çocuğuna bebek hediye etmek.
Bu saydıklarımı cinsiyetçi değerlendirmek kültürü, geleneği, göreneği yok saymak, değersiz saymak değil mi?
Bütün bu saydıklarımla kadına şiddet arasında ne bağlantı var?
 
Madde 3-a: Ekonomik Şiddet diyor.
Ekonomik şiddet nedir? Erkek emlakçı karısına "şu müşterin beni rahatsız etti, onunla bi daha iş yapma" derse bu ekonomik şiddet mi? Şiddet ise, devlet bunun üstüne, erkek sanki karısını dövmüş gibi, kararlılıkla mı yürümeli? Madde 4-1 diyor ki "Taraflar herkesin, özellikle de kadınların, gerek kamu gerekse özel alanda şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını yaygınlaştırmak ve korumak için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.". Sanki bu durumda devlet, yargı sistemi gemi azıya almalı gibi bi sonuç çıkmıyor mu? Bana kadın-erkek arası organik ilişkinin yerini suni, yapay bir ilişki çeşidi alacak gibi geliyor.
Psikolojik şiddet: Bir erkek karısına elinde olmadan bağırırsa, ve kadın erkeği şikayet ederse, o erkeğin uzaklaştırma kararıyla cezalandırılması sizce doğru mu? Normalde karı-koca ilişkilerinde edilen kavgalar, tartışmalar gönül almalarla bitmeli iken, devletin bekçi başı gibi aile kurumunun üstünde bir tarafın şikayetini beklemesi topluma ne kadar faydalı.
Sizce bu tür bir psikolojik şiddet ile cinsi/fiziki şiddet aynı şeyler mi?
Mesela bir kadın iş eğitimi için eşinden arabasını istese, iş eğitimine işyerinde çalışan başka bir erkekle gidecek olsa, ve kadının eşi ister kıskançlık, ister başka bi sebeple arabayı vermezse, bu erkeğin karısının ekonomik açıdan güçlenmesine engel teşkil ettiğinden dolayı ekonomik şiddet olarak görülebilir mi? Burda kadın erkek ilişkini robotlaştıran bir amaç yok mu?
Bu kadın kocasından bu iş eğitimi için ekstra para isterse ve koca vermezse, bu da ekonomik şiddet kavramına girmiyor mu? Madde 3-a diyor ki "Kadına karşı şiddetten, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;". Adam para vermezse ekonomik zarar ve acı verdiği için sanki kadını dövmüş gibi değerlendirebilir mi? Eğer yok o kadar diyorsanız, istanbul sözleşmesi bu 4 çeşit şiddetin (ekonomik, cinsel, psikolojik, fiziksel) hepsini aynı tutuyor.
Bana kadınla erkek arasındaki gönül ilişkisini robotlaştıran bir amaç var sanki. Ama destekleyenler "ekonomik şiddete karşıyım" diyip destekliyor heralde?
 
Madde 4-3: Cinsel yönelim:
Mağdurların hakları cinsel yönelim konusunda ayrımcılık olmadan korunmalı diyor. Sizce, örneğin 13 yasındaki bir erkek çocuk "ben kadın olacağım" derse, aile buna karşı çıkarsa bu çocuğa karşı psikolojik şiddet midir? Bu kanuna göre aile içi şiddetin engellenmesi gereğince devlet çocuğu aileden alabilir mi? Madde 45 tedbir açısından çocuğun velayetinin aileden geri alınmasının yolunu açıyor. Avrupada olduğu gibi, aileyle çocuk arasında cinsel yönelimden dolayı bir gerilim olduğunda bunu aile içi şiddet sayıp çocuğu aileden alma yetkisine sahip bi devlet gücü var. Ben bunun Türk kültürüne ait olmayan bir şey olduğunu düşünüyorum.
 
Madde 45- yaptırımlar Taraflar Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçların, ciddiyetleri dikkate alınarak, etkili, orantılı ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. Taraflar faillerle ilgili olarak aşağıda belirtilen diğer tedbirler de alabilirler: 1) hüküm giyen şahısların izlenmesi veya bu şahısların kontrol altında tutulması; 2) Çocuğun menfaatleri, ki buna çocuğun güvenliği de dahildir, başka bir şekilde teminat altına alınamıyorsa velayet haklarının geri alınması.
 
Madde 12-1:
Örneğin çocuğa bakmak annenin görevi tarzı bir töre, gelenek var. Bunun kökünün kazınmasının yolu açılıyor. Kadınlar binlerce yıldır çocuk doğurup bakmış. Bir çocuğun uzun süreli ilgi açlığını bir erkek bir kadın gibi gideremez. Anne çocuğunun ağlamasını, isteklerini saatlerce çekebilir ama binlerce yıldır görevi eve aş getirmek olan bir erkek bu görevi yerine tam getiremez. Şimdi devletten bu konuda beklenen ne? Okullarda çocukluktan itibaren çocuklara "annenin çocuğa olan görevleri ile babanın görevleri birebir aynıdır" falan mı dicez? Ayrıca annenin çocuğa bakma görevinin kadına şiddetle ne alakası var?
 
Madde 12-5 ve 42: Sözde namus kavramından bahsediyor. Örneğin ben pavyonda çalışmak istiyorum diyen bir kadın kocası bağırır ve hayır derse, bu hem aile içi şiddet hem de ekonomik şiddet mi sayılacak? Eğer bu da bi çeşit şiddetse, devletin erkeğe bu konuda yaptırımı ne olacak? Bir sonraki aşama ne? Vatan namustur kavramı da "sözde namus" mu olacak?
Genele vurursak. Mehmet Akif "İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyeek" derken sözde namustan mı bahsediyordu?
Namus cinayetleri oluyor diye namus kavramını boş göstermek, hedef göstermek değil mi bu?
 
Madde 36-3: Birlikte yaşayan eşler diyerek batıdaki "common-law partnership" kavramını Türk sosyal yapısına evlilikle aynı seviyede getiriyor. Bu toplumun değiştirilmesi değil mi? Kadına şiddetle alakalı bi dokümanda bunun ne işi var?
 
Madde 48 - Aile büyüklerin elinin kolunun bağlanması
Her türlü şiddette (ekonomik, psikolojik, fiziksel), her türlü uzlaştırma ve arabuluculuk yasak.. Türk kültüründe bir çiftin arası bozulduğu zaman aile büyüklerinin araya girmesi var. Bu sözleşme bu ailesel müdaheleyi isteğe bağlı suç haline getirebiliyor. Neden? Türk aileleri çocuklarının (kız ya da erkek) ailevi problemlerine müdahale ettiklerinde bunun kendilerini adalet sistemi ile yüzyüze getirebilecek bişey olduğunu öğrendiklerinde hala istanbul sözleşmesine destek verirler mi?
Bu olayın dini bi tarafı da var. Ülkenin çoğunluğu Müslüman. Nisa/35'te karı koca arası problemlerde erkeğin ve kadının ailesinden birer hakem gönderin diyor. İstanbul sözlemesi bunu men edebiliyor.
 
Kadın kavramının 18 yaş altını da kapsaması: Buna göre 18 yasının altında seks yapan çocukların ebevenynleri tarafından disipline edilmesi, tepki gösterilmesi, cezalandırılması cinsel/psikolojik şiddet tanımına giriyor mu? Örneğin çocuk 16 yasında hamile kaldı. Aile "çocuğun babasıyla evleneceksin" derse bu zorla evlilik kavramına giriyor mu? Giriyor ise istanbul sözlemesi zorla evlilikleri yasaklıyor ve mağduru koruma altına alıypr. Bu durumda 15-16 yasındaki hamile kız çocuğunu psikolojik şiddet gerekçesi ile ailesinde koparabilir mi? Bu sözleşmeyi destekleyenler etrafta evlilik dışı hamile kalmış 15-16 yasında kızlar gördükleri zaman bunun toplumsal açıdan yıkıcı olduğu konusunda hemfikirler mi?
 
Benim çözüm önerim - Madde 16 Erkek kadın ilişki bozulmalarında (boşanmalarda, ya da ayrılık sonrası şiddetli diyaloglarda) hem erkeğe hem kadına zorunlu terapi şart olmalı. Kadın "benim beraber olduğum X kişisinin yardıma ihtiyacı var" dedi mi devlet o kişiye zorunlu zihinsel yardım sunmalı. Olmalı ki keskin sirkenin küpüne nasıl zarar verebileceğini anlasınlar. Anger management kursları da olur. Bu sayede cinnet geçirebilecek pek çok insan bir hata yapmadan doğru yolu bulabilir. Bence cinnet geçiren bi adamı hiç bir kanun durduramaz. Madde 16 o yönden güzel. Neden hem kadına hem erkeğe terapi diyebilirsiniz. Çünkü fiziki güç olarak üstünlük erkekte ama psikolojik güç kadında. Kadınlar da konuşarak erkekleri raylarından çıkarabiliyorlar. İki taraf ta terapi almalı.
Bence evet bi erkeğin kadına el kaldırması şiddet: Fiziki şiddet. Bir kadının laflarıyla erkeği zıvanadan çıkarması da şiddet: Psikolojik şiddet.  
Sözleşmenin taraflara yardım konusunda güzel maddeleri var. Barınak olsun, psikolojik yardım olsun.. Ya da şiddet gören kadının anında iletişim kurabileceği yardım masaları olsun. Bunlar güzel şeyler. Ama sözleşme içindeki kimi maddeler ve isteklerin toplumun dengesini bozmaya çanak tuttuğu hissini yaratıyor bende.
Bu sözleşmenin yazarı Feride Acar. Buraya göre http://www.kimkimdir.net.tkişileferide-acar . Bir oğlu var, adı da Aybar Can Acar. Aybar adı türk Sosyalisti "Mehmet Ali Aybar"dan mı geliyor? Şahıs akademisyen olduğu halde çocuğuna idol olarak gördüğü birinin adını mı verdi acaba? Ebeveynlerin hayat görüşünü yansıttığı için çocuklarını isimlerdimelerine aşinayım. Deniz, Mahir, Ulaş, Mehmet Akif, Yunus Emre, Sümeyye, Talha falan.. Ama Aybar ismini ilk defa duydum desem yanlış olmaz. Tabii başka bir Aybar da olabilir. Spekülasyon yapıyorum. Kendisi de sosyalist mi? Marksist mi? Marksizmin sistemi alt-üst etmek için sistemi ayakta tutan her kuruma saldırıp devrimi gerçek kılmaya çalıştığı bilinen bir olay. Bu kadının toplumu gelenekse olarak ayakta tutan tarih, aile, gelenek, görenek, ortak bi geçmiş ve gelecek, ortak tarihi kahramanlar gibi kavramlara bakışını merak ediyorum. Acaba dünyanın nüfusunun 2 milyardan az olması gerektiğini savunan anti-insan temelli bir bakış açısına mı sahip? Merak içindeyim
submitted by RealSerdar to Turkey [link] [comments]


2020.10.10 08:00 RealSerdar İstanbul Sözleşmesi hakkında bazı sorular ve eleştiriler

Antlaşmanın ismi güzel:"İstanbul Sözleşmesi":
Akılda kalıcı. Sempatik. Umut uyandırıcı. Adı Siirt sözleşmesi değil. Nevşehir sözleşmesi değil. Adı özellikle güzel seçilmiş gibi. Bunu Amerikalı'ların büyük kanunlara isim seçmesine benzetiyorum. Patriot Act, Net Neutrality, Dreamer Act, Obamacare tarzı.
 
Sloganı da güzel: "İstanbul sözleşmesi yaşatır" Kısa, akılda kalıcı, kendine has bi ritmi var. İnsanda paylaşma hissi yaratıyor. Bu tür bir slogana karşı olmak çok zor. Çünkü kim insanların yaşatılmasına karşı gelebilir ki?
 
Sözleşmeye olan eleştirileri izledim. Aklıma yatanları ve yatmadığı halde bende soru işareti uyandıran kısımları şunlar.
Sözleşmeyi de okudum ama kontrat şeklinde yazıldığı için ve hukuk geçmişim olmadığı için eleştirileri dinlemeyi tercih ettim. Bir kontratta yazan ince husuları o eleştirilerde detaylı dinledim. Eleştiriler ise genelde "şeytan ayrıntıda gizlidir" tarzında.
 
Sözleşme burda: https://im.habertürk.com/ımages/others/2020/02/20/STANBUL_SÖZLEŞMES.pdf
 
Madde 3-c: Toplumsal Cinsiyet:
Sözleşme neden buna bu kadar vurgu yapıyor. Kadınların toplum içindeki görevleri ile kadına şiddet arasında direkt bağlantı mı görüyorlar? Kadınlar ve erkekler yapı olarak birbirilerinde farklılar. Milyonlarca yıllık bir ayrımdan bahsediyoruz. Bu ayrım kadına olan şiddeti azdıran bişey mi? Mesela bir kadın bir bebekle saatlerce oynayıp ilginebilirken, bir erkeğin bunu yapamaması, ama bir kadının da bir erkek gibi fiziki zor işlerin altına girememesi, bunlar toplumsal cinsiyetçilik mi? Yoksa bunlar aslında binlerce yıllık bir toplumsal gelişimin organik sonuçları mı? Eğer erkekler kadınları kendileri ile eşit görmeye başlarlarsa, kadınlara erkeklere davrandıkları gibi davranmaya başlarlarsa bundan zararlı çıkacak olanlar yine kadınlar değil mi?
Mesela "toplumsal cinsiyet" derken bu seçilebilen bişey mi? Hani mesela biz doğamız gereği erkek kadın rollerini paylaşmıyoruz da, ailenin ve toplumun zoruyla mı erkek kadın rollerini üstleniyoruz? Mesela aile, toplum, kültür olmasa, erkek-kadın arası bi fark kalmayacak mı? İki cinsiyet arası geçişler normalleşecek mi?
Şunlar toplumsal cinsiyetçilik mi?
  • Erkeğe mavi, kıza pembe giydirmek
  • Erkek çocuğuna erkek ismi, kız çocuğuna kız ismi vermek
  • Erkek çocuğuna aslan yeğenim, kız çocuğuna tatlı kızım demek
  • Erkek çocuğuna top, silah, kepçe, kız çocuğuna bebek hediye etmek.
Bu saydıklarımı cinsiyetçi değerlendirmek kültürü, geleneği, göreneği yok saymak, değersiz saymak değil mi?
Bütün bu saydıklarımla kadına şiddet arasında ne bağlantı var?
 
Madde 3-a: Ekonomik Şiddet diyor.
Ekonomik şiddet nedir? Erkek çalışan karısına "şu müşterin beni rahatsız etti, onunla bi daha iş yapma" derse bu ekonomik şiddet mi? Şiddet ise, devlet bunun üstüne, erkek sanki karısını dövmüş gibi, kararlılıkla mı yürümeli? Madde 4-1 diyor ki "Taraflar herkesin, özellikle de kadınların, gerek kamu gerekse özel alanda şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını yaygınlaştırmak ve korumak için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.". Sanki bu durumda devlet, yargı sistemi gemi azıya almalı gibi bi sonuç çıkmıyor mu? Bana kadın-erkek arası organik ilişkinin yerini suni, yapay bir ilişki çeşidi alacak gibi geliyor.
ya da psikolojik şiddet: Bir erkek karısına elinde olmadan bağırırsa, ve kadın erkeği şikayet ederse, o erkeğin uzaklaştırma kararıyla cezalandırılması sizce doğru mu? Normalde karı-koca ilişkilerinde edilen kavgalar, tartışmalar gönül almalarla bitmeli iken, devletin bekçi başı gibi aile kurumunun üstünde bir tarafın şikayetini beklemesi topluma ne kadar faydalı.
Sizce bu tür bir psikolojik şiddet ile cinsi/fiziki şiddet aynı şeyler mi? "Violance is violance" mi diyorsunuz?
Mesela bir kadın iş eğitimi için eşinden arabasını istese, iş eğitimine işyerinde çalışan başka bir erkekle gidecek olsa, ve kadının eşi ister kıskançlık, ister başka bi sebeple arabayı vermezse, bu erkeğin karısının ekonomik açıdan güçlenmesine engel teşkil ettiğinden dolayı ekonomik şiddet olarak görülebilir mi? Burda kadın erkek ilişkini robotlaştıran bir amaç yok mu?
Mesela kadın kocasından bu iş eğitimi için ekstra para isterse ve koca vermezse, bu da ekonomik şiddet kavramına girmiyor mu? Madde 3-a diyor ki "Kadına karşı şiddetten, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;". Adam para vermezse ekonomik zarar ve acı verdiği için sanki kadını dövmüş gibi değerlendirebilir mi? Eğer yok o kadar diyorsanız, istanbul sözleşmesi bu 4 çeşit şiddetin (ekonomik, cinsel, psikolojik, fiziksel) hepsini aynı tutuyor.
bana kadınla erkek arasındaki gönül ilişkisini robotlaştıran bir amaç var sanki. Ama destekleyenler "ekonomik şiddete karşıyım" diyip destekliyor heralde?
 
Madde 4-3: Cinsel yönelim:
Mağdurların hakları cinsel yönelim konusunda ayrımcılık olmadan korunmalı diyor. Sizce, örneğin 13 yasındaki bir erkek çocuk "ben kadın olacağım" derse, aile buna karşı çıkarsa bu çocuğa karşı bi şiddet midir? Bu kanuna göre aile içi şiddetin engellenmesi gereğince devlet çocuğu aileden alabilir mi? Devlet çocuğa bu cinsiyet ataması ameliyatı yapmaya mecbur mu? Madde 45 tedbir açısından çocuğun velayetinin aileden geri alınmasının yolunu açıyor. Avrupada olduğu gibi, aileyle çocuk arasında cinsel yönelimden dolayı bir gerilim olduğunda bunu aile içi şiddet sayıp çocuğu aileden alma yetkisine sahip bi devlet gücü var. Ben bunun Türk kültürüne ait olmayan bir şey olduğunu düşünüyorum.
 
Madde 45- yaptırımlar Taraflar Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçların, ciddiyetleri dikkate alınarak, etkili, orantılı ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. Taraflar faillerle ilgili olarak aşağıda belirtilen diğer tedbirler de alabilirler: 1) hüküm giyen şahısların izlenmesi veya bu şahısların kontrol altında tutulması; 2) Çocuğun menfaatleri, ki buna çocuğun güvenliği de dahildir, başka bir şekilde teminat altına alınamıyorsa velayet haklarının geri alınması.
 
Madde 12-1:
Örneğin çocuğa bakmak annenin görevi tarzı bir töre, gelenek var. Bunun kökünün kazınmasının yolu açılıyor. Kadınlar binlerce yıldır çocuk doğurup bakmış. Bir çocuğun uzun süreli ilgi açlığını bir erkek bir kadın gibi gideremez. Anne çocuğunun ağlamasını, isteklerini saatlerce çekebilir ama binlerce yıldır görevi eve aş getirmek olan bir erkek bu görevi yerine tam getiremez. Şimdi devletten bu konuda beklenen ne? Okullarda çocukluktan itibaren çocuklara "annenin çocuğa olan görevleri ile babanın görevleri birebir aynıdır" falan mı dicez? Ayrıca annenin çocuğa bakma görevinin kadına şiddetle ne alakası var?
 
Madde 12-5 ve 42: Sözde namus kavramından bahsediyor. Örneğin ben pavyonda çalışmak istiyorum diyen bir kadın kocası bağırır ve hayır derse, bu hem aile içi şiddet hem de ekonomik şiddet mi sayılacak? Eğer bu da bi çeşit şiddetse, devletin erkeğe bu konuda yaptırımı ne olacak? Bir sonraki aşama ne? Vatan namustur kavramı da "sözde namus" mu olacak?
Genele vurursak. Mehmet Akif "İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyeek" derken sözde namustan mı bahsediyordu?
Namus cinayetleri oluyor diye namus kavramını boş göstermek, hedef göstermek değil mi bu?
 
Madde 36-3: Birlikte yaşayan eşler diyerek batıdaki "common-law partnership" kavramını Türk sosyal yapısına evlilikle aynı seviyede getiriyor. Bu toplumun değiştirilmesi değil mi? Kadına şiddetle alakalı bi dokümanda bunun ne işi var?
 
Madde 38: Türkiye'de kadın sünneti problemi yok. Hiç duymadım böyle bişey. Afrika ülkelerinde hala devam eden bi gelenek diye biliyorum.
 
Madde 48 - Aile büyüklerin elinin kolunun bağlanması
Her türlü şiddette (ekonomik, psikolojik, fiziksel), her türlü uzlaştırma ve arabuluculuk yasak.. Türk kültüründe bir çiftin arası bozulduğu zaman aile büyüklerinin araya girmesi var. Bu sözleşme bu ailesel müdaheleyi isteğe bağlı suç haline getirebiliyor. Neden? Türk aileleri çocuklarının (kız ya da erkek) ailevi problemlerine müdahale ettiklerinde bunun kendilerini adalet sistemi ile yüzyüze getirebilecek bişey olduğunu öğrendiklerinde hala istanbul sözleşmesine destek verirler mi?
Bu olayın dini bi tarafı da var. Ülkenin çoğunluğu Müslüman. Nisa/35'te karı koca arası problemlerde erkeğin ve kadının ailesinden birer hakem gönderin diyor. İstanbul sözlemesi bunu men edebiliyor.
 
Kadın kavramının 18 yaş altını kapsaması: Buna göre 18 yasının altında seks yapan çocukların ebevenynleri tarafından disipline edilmesi, tepki gösterilmesi, cezalandırılması cinsel/psikolojik şiddet tanımına giriyor mu? Örneğin çocuk 16 yasında hamile kaldı. Aile "çocuğun babasıyla evleneceksin" derse bu zorla evlilik kavramına giriyor mu? Giriyor ise istanbul sözlemesi zorla evlilikleri yasaklıyor ve mağduru koruma altına alıypr. Bu durumda 15-16 yasındaki bir kız çocuğunu psikolojik şiddet gerekçesi ile ailesinde koparabilir mi?
 
Benim çözüm önerim - Madde 16 Erkek kadın ilişki bozulmalarında (boşanmalarda, ya da ayrılık sonrası şiddetli diyaloglarda) hem erkeğe hem kadına zorunlu terapi şart olmalı. Kadın "benim beraber olduğum X kişisinin yardıma ihtiyacı var" dedi mi devlet o kişiye zorunlu zihinsel yardım sunmalı. Olmalı ki keskin sirkenin küpüne nasıl zarar verebileceğini anlasınlar. Anger management kursları da olur. Bu sayede cinnet geçirebilecek pek çok insan bir hata yapmadan doğru yolu bulabilir. Bence cinnet geçiren bi adamı hiç bir kanun durduramaz. Madde 16 o yönden güzel. Neden hem kadına hem erkeğe terapi diyebilirsiniz. Çünkü fiziki güç olarak üstünlük erkekte ama psikolojik güç kadında. Kadınlar da konuşarak erkekleri raylarından çıkarabiliyorlar. İki taraf ta terapi almalı.
 
Bu sözleşmenin yazarı Feride Acar. Buraya göre http://www.kimkimdir.net.tkişileferide-acar . Bir oğlu var, adı da Aybar Can Acar. Aybar adı türk Sosyalisti "Mehmet Ali Aybar"dan mı geliyor? Şahıs akademisyen olduğu halde çocuğuna idol olarak gördüğü birinin adını mı verdi acaba? Tabii başka bir Aybar da olabilir. Spekülasyon yapıyorum. Kendisi de sosyalist mi? Marksist mi? Marksizmin sistemi alt-üst etmek için sistemi ayakta tutan her kuruma saldırıp devrimi gerçek kılmaya çalıştığı bilinen bir olay. Bu kadının toplumu gelenekse olarak ayakta tutan tarih, aile, gelenek, görenek, ortak bi geçmiş ve gelecek, ortak tarihi kahramanlar gibi kavramlara bakışını merak ediyorum. Acaba dünyanın nüfusunun 2 milyardan az olması gerektiğini savunan anti-insan temelli bir bakış açısına mı sahip? Merak içindeyim
submitted by RealSerdar to ToplumsalTartishma [link] [comments]


2020.09.29 18:07 yuzenpipi KIRMIZI ODA İNCELEME. BOL BOL SPOI VAR ONA GÖRE OKUYUN

NOT : Ben yuzenpipi ve öncelikle yazıya başlamadan belirtmeliyim ki ben bir film/dizi yorumlayıcısı/analizcisi değilim ve yazdığım yazıda farketmeden spoi vermiş olabilirim ondan dolayı bunu göze alarak okuyunuz.
Yazıma başlamadan önce Türk dizi kültürüne ufak bir eleştiriyle başlayacağım.
Biliyorsunuz ki Türk dizi sektörü (şahsen ben izlemiyordum ama illaki denk geldim) iğrenç komedi içerikleri barındıran prodüksiyondan yoksun sanki 5. sınıfa giden bir çocuğun yazdığı senaryo ve metinden ilerleyen garip bir kazanç sektörüne dönüştü. Zengin çocuk ve muhafazakar aile / aptal aşiretler ve yasak aşk temalarından öte gidemiyor çok uzun süredir ha bi de MAFYA dizisi diye hitap ettikleri 3 5 yaşındaki çocukların izleyip izleyip psikolojisini bozan aptal dizileri de atlamazsak olmaz. Şu anki dizilerde gözlemlediğim ve reklamlarında olsun denk geldiğim ya da sosyal medyada bile alay konusu olan içeriklerinden bahsedecek olursak: Aile içi şiddet genelde çocuğa karşı ya da kadına karşı olarak işleniyor. Yasak aşk ve muhtemelen bunun da bir meyvesi. Sürekli silah çatışmaları aralıksız insan ölümleri. Bu tip olaylarda %99 ihtimalle polisin ve diğer kolluk kuvvetlerinin sessiz kalması (arka sokaklar felan izlemiyorsanız böyle oluyor genelde). Çok zengin bir çocuk ve muhtemelen çocuğun aşık olduğu güzel ama fakirlikten ağzı kokan bir kız aşkı (kızın %75 ihtimalle annesi ölmüş ve aptal bir babası/abisi var asla medeni insanlar olmuyorlar). Kendilerini "komik" sıfatına sokan iğrenç bel altı ve asla bırak yüz güldürmeyi bu ne amk dediğiniz espiriler. He bi de sanki mermi hilesi yazmışcasına asla bitmeyen şarjörler de işin içine girdiğinde ortaya Türk dizi kültürü çıkıyor. He bi de uzun bakışmalar "hint filmi" diye hitap ettiğimiz kültür bizim sinema sektörümüze de uğramış bulunmakta. Ben pek dizi izleyen birisi değilim hatta neredeyse izlemem hiç vaktim olmuyor pek ama arada ufak kaçamaklar yapıyorum. Bu arada daha demin değindiğim ve "vakit kaybı" diye hitap ettiğim dizilere asla vakit ayırmıyorum izleyenlerden duyduğum bilgiler ve 1 2 fragman izleyerek bazısının da özetini ne anlatmak istediğini okuyarak bu bilgilere vardım. Bana göre iğrenç sadece kar amacı güden ve prodüksiyondan uzak sıkıcı iğrenç dialoglarla dolu olan en ufak bir merak uyandırmayan ve bırakın 1 dakika sonrayı dizinin finalini tahmin edebileceğiniz basit hiçbirşeye benzemeyen bazı insanların deyimiyle "toplum ahlakını kötü etkileyen" sığ ve niteliksiz dizilerle dolu Türk televizyon ekranı. Unutmayın ben bir dizi analizcisi değilim sadece kendi yorumlarım bunlar yanlışı doğrusu olabilir hatta size göre tamamen yanlış olabilir bu benim kişisel düşüncem.
NOT 2 : Öncelikle dizinin şu an yayınlanmış 4 bölümü var ve bu bölümlerin tamamını izlediğimi belirtmem lazım. Ve toplamda 5 fragmanı var. Bildiğim kadarıyla TV8'de yayınlanıyor ama youtubeden izlemek daha iyi geliyor. Araya reklamlar girmiyor ve tuvalet çay doldurma su alma gibi molalar verebiliyorum durdurma imkanım var kısaca.
Şimdi yazıya geçelim,
Öncelikle sürekli Netflix'ten dizi izleyen isnanlar için "Kırmızı Oda" dizisinin bir bölümü nerdeyse içeriği sığ, eşcinsellik, black lives matter, ve bilimum herkesin bildiği sığ toplumsal mesajlarla dolu olan ve kötü oyunculukların master yaptığu bir Netflix dizisinin neredeyse bir sezonu uzunluğunda. Çoğu netflix dizisinin kötü oyunculuklarla dolu olması sürekli bir çok cinsiyet ya da eşcinsellik gibi temalarla dolu olmasına anlam veremediğim gibi hoşuma da gitmiyor. İzlediğim en ufak bir Netflix dizisi ya da filminde bile bir eşcinsel karakter görüyorum ya da sex içerikli oluyor. Komiklikten en ufak pay almamış sığ bir mizah anlayışıyla dolu olduklarını söylemezsem olmaz. Bu yüzden animasyon diye hitap ettiğim ve "rick and morty" gibi biraz daha adult kaçan dizileri filmleri izlemeyi seviyorum. Sebebi de çok bariz yukarıda ve aşağıda da defalarca kez belirttiğim oyunculuk hataları. İzlediğim animasyon dizi/film'lerinde neredeyse hiç kötü seslendirme ile karşılaşmadım ve keyif alarak izledim. Bilgisayar ortamında oluşturulan karakterlede olabilecek az kusur vardı ve bunları daha rahat kabullediğimden izleme açısından keyif alıyorum. Ama insanların oynadığı düşük bütçeli ergen dizileri de midemin içindekilerinin ekrana çıkmasını sağlıyor. Her dizi filmde sex ve eşcinsellik olmasın lütfen ben bazen "saf komedi" veya saf aksiyon ("bulletrain") olsun istiyorum ama kıçından başından biyerlerden 2 erkeği ya da 2 kadını bir şekilde seviştiriyorlar anlamıyorum bu politikayı. Her neyse artık yazımıza geçelim.
NOT 3 : Biliyorum hala diziyi anlatmaya bile geçemedim ama bana şu şekilde yaklaşmayın. Sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun diyeceksiniz. Herkesin kriterleri vardır ve ben biraz daha katı davranıyorum çoğu zaman acımasız davrandığım da söylenebilir. "Kırmızı Oda" dizisi çok mu iyi derseniz hayır değil ama son dönemde bırakın TV'yi diğer platformlarda bile karşılaştığım çoğu diziye açık ara fark atarak galip geleceğini söylemem gerekiyor. Oyunculuk kusurları benim gözüme çok batar ve bundan dolayı onlarca diziyi 1 2 bölüm izledikten sonra kenara bırakırım. Yine "bağzı" arkadaşlar diyebilir ki "çık sen oyna o zaman amk" ben kendi oyunculuğum hakkında bişey demedim. "Kötü" diye hitap ettiğim oyuncuların o rolü benden bin kat daha iyi oynadıklarına ve oynayacaklarına eminim. Ama vakit ve çoğu zaman para ayırdığınız bu tip şeylerin iyi olmasını olabilecek en üstün başarıyı görmek istersiniz. Ben de öyle birisiyim ve bir tık da bu konuda katı olduğumu söyleyebilirim. Yine diyeceksiniz ki "Kırmızı Oda" dizisinde hiç mi kötü oyunculuk yok? Şunu diyeceğim ki ben şu güne kadar izlediğim hiç bir filmde dizide kusursuz oyunculukla dolu bir yapıt görmedim ama bazı film dizilerde bunlar çok göze çarpmaz bazısındaysa gözleri kör eder yanakları al al yapar "bu ne ya?" dersiniz.
Bu bir "Kırmızı Oda" dizisi övme yazısı değildir
Ana oyuncular :
Binnur Kaya - Doktor Hanım Tülin Özen - Doktor Piraye Burak Sevinç - Doktor Deniz Meriç Aral - Doktor Ayşe Halit Özgür Sarı - Klinik Müdürü Murat
Yardımcı oyuncular :
Gülçin Kültür Şahin - Sekreter Tuna Sezin Bozacı - Kafe Görevlisi Aynur Baran Can Eraslan - Çaycı Hüseyin
(Burda da çaycı Hüseyin olması başta biraz komik gelmişti ama güzel rol yapan bir kişiyiyi seçmişler)
Konuk oyuncular (Psikolojik rahatsızlıkları olan insanları canlandıran oyuncular)
Emre Kınay (5-) Hakan Meriçliler (5-) Melisa Sözen - Alya (2-) Evrim Alasya - Meliha (1-) Salih Bademci - Mehmet (1-4) Hande Doğandemir - Nesrin (1-4)
NOT: Yanlarındaki sayılar hangi bölümler arasında oldukları ya da hangi bölümlerde oynayacakları anlamlarına geliyor
  1. NOT : İzlemeyi düşünenler ya da izleyenler için Salih Bademci ve Hande Doğandemir yani Mehmet ve Nesrin ismindeki oyuncuların 4. bölümden sonra var olacaklarından emin değilim ama galiba onların işleri bitti.
Oyuncu incelemesi:
Normalde ana oyunculardan başlanır ama benim başra Alya (Melisa Sözen) oyuncusuyla başlamak istiyorum çünkü mükemmel oynamış rolünü. Bağzı yerlerde (spoi geliyor) ruh hastalığını "Batman Dark Knight" filmindeki "Joker" (Heath Ledger)'den bile daha iyi oynadığını düşünmeye başladım. Duygu değişimlerini çok iyi yakalıyor bakışları hareketleri mükemmel oynamış. Umarım gelecekte de rol alacağı film/dizilerde de bu başarıyı elde eder. Gerçekten tebrik ediyorum kendisini.
Baş psikoloğumuz herkesin "Doktor hanım", "Doktorum" (Binnur Kaya) diye hitap ettiği oyuncumuz. İsminden tam emin değilim duyduğumu da hatırlamıyorum internetten baktım orda da doktor hanım yazıyor. Her neyse izlemek isterseniz ismi geçiyorsa öğrenirsiniz ismi o kadar da önemli değil. Binnur Kaya bir çok film/dizide oynadığımız çoğumuzun komedi dalında tanıdığı bir isim. Oyunculuğu ile dikkat çeken ve kaliteli işler başaran bir kişi umarım başarılarını devam ettirir. Dizide aşırı akıcı konuşmasıyla ve iç sesinin de kimi zaman devreye girmesiyle birlikte gayet kaliteli bir oyunculuk yakalamış. Diksiyonuyla ve değindiği konularla bazen "Lan bu kadın acaba gerçek hayatta da mı bir psikolog" diyebileceğiniz bir isim. Gayet şık kıyafetler de giyindirerek ve müthiş bir çalışma ortamıyla da desteklendirilerek çok kaliteli yaptığı "Psikolog" rolünü de yapımcı ekip çok iyi pekiştirmiş. Dizide her doktor farklı alanla ilgileniyor. Doktor hanım ya da gerçek ismiyle Binnur Kaya daha çok yetişkin insanlarla ilgileniyor.
Doktor Deniz diye hitap edilen Burak Sevinç adlı oyuncunun canlandırdığı psikolog "çocuk psikoloğu" diye de anılan bölümde hizmet veren kişiyi canlandırıyor. Şu an 4 bölüm yayınlandığı için bu bölümlerde pek gözükmese de sadece 1 hastayla olan konuşmasını ve yaşanan olayları görebildik 4. bölümde. Gayet kaliteli bir oyunculuk yapmasının yanında elleriyle de yaptığı tahtadan maket figürlerle de öne çıkarılmış bir karakter. Şık giyindiği ve mimiklerini iyi kullandığı için puanım Burağa 10 üzerinden 8. 2 puan nerden kırdın diye sorarsanız adamı dizide görmediğim için. Ama konuştuğu yerlerde de gayet iyi oynadığını söyleyebilirim.
Diğer doktorlar hakkında yorum yapamayacağım dizinin daha başlarında olunduğundan çok az konuşmaları var ama gayet iyi oynadıkları aşikar.
Gelelim yardımcı oyuncuları eleştirmeye,
Herkesin "Sekreter Tuna" diye seslendiği Gülçin Kültür Şahin'in rolü üstlendiği ve kliniğin sekreteri olan kişi. Çok baskın bir karakter olmamasına karşın eğlenceli dizinin depresif havasını az da olsa kıran ve "Doktor Hanım" kişisinin de önceden yakın arkadaşı diye belirtilen oyuncu. Sık sık odalara kahve götürmesi ve gelen hastalarla yukarı çıkıp kayıt döküm defterine yazı yazarken olan sahneler dışında görülmeyen bir karakter.
"Kafe görevlisi Aynur" rolünü canlandıran Sezin Bozacı, pek değil neredeyse hiç baskın olmayan bir karakter. Kafe görevlisi rolünden de anlayacağınız üzere kliniğin kafesinde çalışan kişi rolünü üstlenmiş durumda dizi başından beri 2 3 dk ekrana yansıtıldığını düşünüyorum ve bu karakteri atlıyorum.
"Çaycı Hüseyin" rolüyle ekrana gelen Baran Can Eraslan. Bildiğimiz Çaycı Hüseyin değil. Kekeme bir çocuk. Çay kahve felan yapıyor işte bi extrası yok. İyi oynamış rolünü ama birisinin çocuğa kekeme konuşmanın sadece takılarak ve kelimelerin baş harflerini uzatarak olmadığını söylemesi lazım.
Şimdi konuk oyunculara gelelim,
NOT : BURADA SPOİ OLABİLİR ONDAN DOLAYI BURAYI OKUMADAN GEÇMENİZİ TAVSİYE EDERİM. BEN YİNE DE SPOİ OLAN KISIMLARA SPOİ GELİYOR YAZACAĞIM.
NOT 2 : KARAKTERLERİ ANLAMAK İSTİYORSANIZ DA OKUYUN
Emre Kınay ve Hakan Meriçliler kişileri daha sadece fragmanda gösterildiğinden bunların rollerini bilmiyorum.
Melisa Sözen'in canlandırdığı "Alya" karakteri. Kısaca bahsetmek gerekirse,
(SPOİ VAR ATLA BURAYI)
Çok zeki bir kız, okuduğu bölümü 1.likle bitiren hali vakti gayet yerinde olan ailesinden sevgi görmemiş annesi ve babasını 3 4 sene önce kaybetmiş bir kız. Küçükken büyüdüğü "köşk" te dışlandığından psikolojik sorunları var. Aynalardan nefret ediyor ve dokunsanız ağlayacak gibi. Çocukken görmediği sevgi onu kitap okumaya itmiş ve konuşma problemi var akıcı konuşamıyor ve 4 yaşındaki kız çocuğundan farksız. Çok zengin olmasına rağmen bir evsiz gibi giyiniyor çocukluğunda takılı kalmış bir kişilik bozukluğu var.
(SPOİ BİTTİ)
Akıl hastası gibi davrandığı yerlerde gerçekten kaliteli bir oyunculuk gösterdiğini söylemeliyim. Yukarıda spoi diye belirttiğim kısmı 4. bölümün ilk yarısında öğreniyorsunuz.
"Meliha" isimli karakterin canlandırılmasında rol alan Evrim Alasya. Kadın rolünü gayet layığıyla yapan çok sıkıntı çekmesine rağmen zorluklara hala göğüs geren "Güçlü Kadın" tabirine tam olarak uyan kişi rolünü çok iyi oynamış. (Saçlarını da kısa kestirmiş gerçek bir güçlü kadın işte)
(SPOI ALERT)
Öncelikle dizinin kötü bulduğum yönünde de belirteceğim gibi Meliha karakterinin hikayesi aşırı abartılmış. 5. boyut filmine dönen hikayesinde aşırı derecede hüzün ve acı geçiyor. Kısaca özetlemek gerekirse babası annesini zamanında bir pavyondan ya da genelevden kaçırıyor babası ve annesi birbirlerine aşırı aşık olmalarına karşın 6 tane de çocuk yapıyorlar. İşin özeti meliha 6 kardeş büyüyorlar. Ama annesi ve babası birbirleri dışında kimseyle ilgilenmediği için bu çocuklar kendi başlarına düşe kalka büyüyorlar. Melihanın annesinin Pavyondan ya da Genelevden gelmesinden dolayı peşinden adamların gelme ihtimaline karşın dağın başında bir yere yerleşiyorlar babası ve annesi önceden. Gün geliyor ve pavyon /genelev sahipleri gelip bunların babalarını vuruyor ve en büyük kız kardeşi alıp götürüyorlar. Daha sonra polisler getiriyor kızı ama 5 gün boyunca 15 16 yaşındaki kıza tecavüz ediyorlar dizi gereği (böyle bir sahne yok tabii ki de) her neyse gel zaman git zaman yine anne aklını kaçırıyor felan derken geçinmek için yine anne orospu oluyor köyün erkekleriyle para karşılığı yatıyor. Anne aklını aşırı kaçırdığından olsa gerek gün geliyor yatağa düşüyor ve ölüyor. 2 erkek 4 kız kardeş ortada kalıyorlar. Anneyi de gömecek kimse olmadığından anneyi bu 6 kardeş en büyüğü tahminimce 16 17 yaşlarında en küçüğü de 3 yaşlarında olmak üzere. Bu arada en büyüğün bi küçüğü de 9 10 yaşlarında falan. Bi gariplil var orada. Neyse kardeşler alıyorlar kazmayı küreği anneyi gömüyorlar. Daha sonra büyük kız İstanbul'a kaçmak için ailecek, köyün erkekleriyle para karşılığı yatmaya başlıyor. Günler geçiyor para birikiyor derken İstanbul yolculuğu gerçekleşiyor. Büyük kız geneleve işe giriyor küçükleri de bir eve yerleştiriyor. Meliha dediğimiz kişi de genelevde çalışan kişinin bir ufağı. Meliha artık evin annesi rolünü üstleniyor 11 12 yaşındaki çocuk. Ablaları bunlara para yolluyor öyle hayatta kalıyorlar 3 5 yaşlarındaki ufak erkek çocukları marangoza işe giriyor o şekilde çocukluklarını geçiriyorlar. Gün geliyor ablalarını aradıklarında ablalarının 7 yerinden bıçaklandığını ve bu şekilde öldüğünü öğreniyorlar. Herkes perişan felan derken çocuklar çalışmaya başlıyor. Kızlar terzide oğlanlar da marangozda. Bu şekilde geçim sağlanıyor. Sonra herkes evleniyor derken meliha ev sahibiyle mecburi bir evlilik yapıyor. Adam Meliha'yı sürekli dövüyor derken 2 tane çocuğu oluyor Meliha'nın. Daha sonra evde bir yangın çıkıyor Meliha'nın büyük çocuğu yangında hayatını kaybediyor. Meliha'nın bilinen hikayesi bu.
(SPOI ENDS)
Meliha kaliteli bir işlenmiş bir karakter ve çok derin bir karakter. Dizide en çok göreceğiniz kısım Meliha karakterinin olacak.
Salih Bademci ve Hande Doğandemir'in canlandırdığı "Mehmet ve Nesrin" çifti. Bu ikilinin 2 tane de çocukları var. İlginç bir aile zenginler ama sorunları var. Açıkcası özellikle Salih Bademci çok iyi bir oyunculuk sergilemiş çok beğendim.
(SPOI ALERT)
Şimdi başlayalım karakterleri özetlemeye. Nesrin kişisinin pek bir geçmişini göremediğimizden sadece şu anını anlatacağım. Mehmet aşırı kıskanç psikolojik sorunları olan herşeyi şiddetle kavgayla çözen birisi. Nesrin dayak yiyen eş ve çocuklar da şiddet görüyor. Nesrin psikoloğa ayrılmak istediğini söyleyerek gidiyor. Mehmet kadını senelerce dövmüş.
Mehmet'in hikayesi de şu şekilde, çocukluğunda sürekli babasından dayak yiyen bir çocuk. Tüm ailesinden özellikle de babasından sürekli şiddet gören neredeyse her gün dayak yiyen ve bilimum bir çok sebepten ötürü dayak yiyen bir çocuk. En çok dayak yeme nedeniyse cılız ve hasta olması. Çocukluğu tramvatik geçerken ailesi abisini seviyor abisini asla dövmüyor ama diğerleri sürekli Mehmet'e fiziksel ve psikolojik şiddet uyguluyor. Gün geliyor askere gidiyor ve askerde de ne bir ziyaret ediliyor ne bir mektup telefon derken Mehmet aşırı sinirli eve geliyor ve ortalığın tabiri caizde amına koyuyor. Ardından ailesi bunu sinirli halde görünce Mehmet'i adam yerine koyuyor ve mehmetin her konudaki çözüm yolu şiddet oluyor. Çocuğunu da cılız diye döven Mehmet'in hikayesi galiba 4. bölümde bitiyor.
(SPOI ENDS)
Kaliteli oyunculuklar çıkarmışlar oyuncu da işini layığıyla yapmış ben beğendim.
Oyunculardan bahsetme kısmı bitti şimdi biraz da teknik detaylara geçeyim.
Dizinin ana konusu psikolojik rahatsızlıkları olan insanların ve psikoloji danışmanlarının aralarında geçen muhabbeti anlatıyor desek doğru olur. Bölüm sürelerinin çok uzun olduğunu söylemek gerekiyor, oralama 150dk diyebiliriz. Ondan dolayı çayınızı kahvenizi çerezinizi ve peçetenizi alıp ekran başına geçin. Sulu gözlü ya da hassas kalpliler için pek tavsiye etmediğim bir dizi. Çünkü çoğu yerinde gözlerinizi doldurabilecek sahneler var ve bu sahneler esnasında çalan müzikler ve yapılan oyunculuklar tek kelime ile ifade edilirse "MUHTEŞEM" bir Türk dizisi beni bu kadar duygulandırıp gözlerimden yaş düşme eşiğine getirmemişti. Dizinin en çok sevdiğim yerlerinden birisi de 2 tane aptal insanın aşkından ve arasında geçen kimsenin ilgilenmediği ilişkilerinden daha ve umarım hiçbir zaman bahsetmiyor oluşu. Dizinin daha teknik detaylarını merak eden arkadaşlar için kısa özet şu şekilde olacaktır:
Tür : Dram Psikolojik
Uyarlama Madalyonun İçi –Gülseren Budayıcıoğlu
Senarist : Banu Kiremitçi Bozkurt
Yönetmen : Cem Karcı
Başrol : Binnur Kaya Tülin Özen Burak Sevinç Meriç Aral Halit Özgür Sarı
Besteci : Fırat Yükselir
NOT: Dizinin bir kitap uyarlaması olduğunu bilmeyen arkadaşlar da yukarıda belirttim hangi kitap olduğunu.
Şimdi bence dizinin "+" ve "-" yönlerini kısaca ele almalıyım ve yazımı bitirmeliyim.
NOT : Dizi daha 4 bölümlük olduğu için çok +'sı az -' si olacaktır. Sebebi gayet basit, seyirci toplamak için çok kaliteli iş çıkarmaya çalışacaklar diye düşünüyorum ama bu başarının da her daim sürmesini istiyorum.
Dizide 2 aptalın aşkı anlatılmıyor. Daha çok toplumsal olaylara değindiğinden yaş kısıtlamasının üzerindeki herkes izlemeli bence. Psikoloğundan kahvedeki amcasına kadar herkes için ders niteliği taşıyan bazı yerleri var anlayıp yakalamasını bilene. Dizi sade yapılmış sürekli saçma sapan mekanlarda geçmiyor 1 2 tane farklı mekan dışında neredeyse hep klinikte ve kişilerin anlattıkları olayların gerçekleştiği yerlerde geçiyor. Bu da akılda kalıcılığı arttırıp " bu kimdi şimdi " ya da " bura nere" sorularıyla karşılaştırmıyor. İşi uzatmıyor uzun uzadıya bakışma sahneleriyle dolu değil dizi. Her saniyesi dolu dolu geçiyor. Ben duygusal şeyler izlemeyi sevmem ama güzel duygulandırıyor insanı burasını da iyi buldum. Oyunculuklar çok güzel olmuş sırıtan kimseyi görmedim daha hatta bazı yerlerde çok çok üst düzey işler ortaya çıkarılmış. Bir Türk yapımından beklemediğim bir iş ortaya serilmiş. Prodüktörler de kaliteli işler çıkarmışlar geçişler eski dönemde yaşanan yerledeki kıyafetler dizaynlar felan ince düşünülmüş güzel eklenmiş şeyler olmuş hep bunu da beğendim.
Eksi yönlerine geçeyim.
Notta da belirttim daha 4 bölüm olduğundan çok fazla eksi yönü yok dizinin ama 1 2 noktası var sıkıntılı olan.
Bazı yerler aşırı abartılmış Özellikle Melihanın hayatı. 5 tane 10 yaşlarında çocuğa ev veriliyor okula gitmiyorlar falan çok abartı bir hikaye olmuş. Melihanın kaliteli bir rol yapmasına karşın sürekli "Doktorum" demesi beni ara ara irite etmedi değil. Aynı şekilde Alya'nın da hikayesi bi tık abartıydı bunu ama kişilerin üstün oyunculukları kapatıyor diyebilirim sıkıntıları. Onun dışında psikolog sarılmıyor abi sarılsan bazıları icin herşey düzelecek sarıl be ablam artık izlerken benim sarılasım geldi Alyaya neyse bunları da hoş karşılayıp incelememi bitiriyorum.
Dizinin ilk 4 bölümüne 9/10 veriyorum.
NOT: ARKADAŞLAR BEN BİR ELEŞTİRMEN DEĞİLİM ONA GÖRE ATIP TUTUN VE TÜRK DİZİLERİNE KIYASLA YAPTIM YORUMLARIMI
submitted by yuzenpipi to KGBTR [link] [comments]


2020.09.28 16:31 jsuvhs Ateizm sadece islam karşıtlığı değil ama bu subın hitap ettiği kitle Türkler olduğu için ve Türkiyenin de büyük kısmı müslüman olduğu için Kuranın birbiriyle çelişen ve garip ayetleri

-Kadın-Erkek Eşitsizliği
Nisa Suresi 34:Allah’in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasina bagli olarak ve mallarindan harcama yapmalari sebebiyle erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadinlar Allah’a itaatkârdirlar. Allah’in korumasina uygun olarak, kimsenin görmedigi durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve onlari dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Nisa Suresi 3. Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.
Bakara Suresi 223. Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanizdir. Tarlaniza dilediginiz sekilde varin. Kendiniz için ilerisini düsünerek hazirlik yapin. Allah’in haram kildigi seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacaginizi iyi bilin. (Ey Resulüm)! Mü’minleri müjdele!
Bakara Suresi 228. Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.*
Bakara Suresi 282. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandiginiz zaman bunu yazin. Aranizda bir yazici adaletle yazsin. Yazici, Allah’in kendisine ögrettigi sekilde yazmaktan kaçinmasin, (her seyi oldugu gibi dosdogru) yazsin. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdirsin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakinsin da borçtan hiçbir seyi eksik etmesin (hepsini tam yazdirsin). Eger borçlu, akli ermeyen, veya zayif bir kimse ise, ya da yazdiramiyorsa, velisi adaletle yazdirsin. (Bu isleme) sahitliklerine güvendiginiz iki erkegi; eger iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadini sahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, digerinin ona hatirlatmasi içindir.
Nisa Suresi 24. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
-Kölelik
Nahl Suresi 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Mucadele Suresi 3.Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Rum Suresi 28. Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
-Barış Dini(!)
Bakara Suresi 216. Savas, hosunuza gitmedigi hâlde, size farz kilindi. Olur ki, bir sey sizin için hayirli iken, siz onu hos görmezsiniz. Yine olur ki, bir sey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Maide 33: "Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir..."
Enfal Suresi 65. Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle.
Nisa Suresi 84. Allah yolunda savas! Müminleri de savasa tesvik et.
Tevbe Suresi 73.Ey peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et ve onlara karsi çetin ol.
Tevbe Suresi 14.Onlarla savasin ki Allah, sizin ellerinizle onlarin cezasini versin
Muhammed Suresi 35. Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
Enfal Suresi 39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!
Bakara Suresi 193. Din yalniz Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Bakara Suresi 191. Onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde öldürün. Sizi çikardiklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savasmadikça, siz de onlarla savasmayin. Eger onlar size karsi savas açarlarsa siz de onlari öldürün. Iste kafirlerin cezasi böyledir.
Bakara Suresi 244. Allah yolunda savasin ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir.
Saff Suresi 4. Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever.
Enfal Suresi 57. Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almalari için onlar ile arkalarinda bulunan kimseleri de dagit.
Nisa Suresi 71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

Nisa Suresi 74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükafat verecegiz.
Tevbe Suresi 111. Şüphesiz allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. artık, onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. allah bunu tevrat’ta, incil’de ve kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. kimdir sözünü allah’tan daha iyi yerine getiren? o halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. işte asıl bu büyük başarıdır.
Nisa Suresi 89. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. bu sebeple, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
-Muhammed'e Özel Ayetler
Azhab Suresi 50:Ey peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini, Allah’in sana ganimet olarak verip de elinin sahip oldugu kadinlari, seninle birlikte hicret eden amca kizlarini, hala kizlarini, dayi kizlarini, teyze kizlarini, kendini peygambere mehirsiz olarak bagislar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadini -ki sonuncusu diger müminlere degil, zatina mahsustur - sana helâl kildik. Müminlere esleri ve sahip olduklari kadinlari hakkinda hangi kurallari geçerli kildigimizi biliyoruz. Sana mahsus olani güçlük çekmeyesin diye mesrû kildik. Allah çok bagislayici, pek esirgeyicidir.

Azhab Suresi 37. Bir zaman, Allah’in kendisine lutufta bulundugu, senin de lutufkâr davrandigin kisiye, "Esinle evlilik bagini koru, Allah’tan kork" demistin. Bunu derken Allah’in ileride açiklayacagi bir seyi içinde sakliyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’in önceligi bulundugu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtliklarinin -kendileriyle beraber olup ayrildiklari- esleriyle evlenmeleri hususunda bir sikinti gelmesin diye seni o kadinla evlendirdik. Allah’in emri elbet yerine getirilecektir.

Azhab Suresi 53. Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.
Azhab 51. Onlardan dilediginin beraberligini erteler, diledigini yanina alirsin. Uzaklastirdiklarindan birini tekrar istemende senin için bir sakinca yoktur. Bu hüküm onlarin mutlu olmalari, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdigine razi olmalari için en uygun olanidir. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.
Azhab Suresi 53. Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.
Azhab Suresi 30. Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
Enfal Suresi 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Araf 61. Nûh şöyle cevap verdi: Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur; şu var ki ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Azhab 56.Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.
Hac Suresi 15. Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
Cehennem-İşkence
Araf Suresi 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapiktirlar. iste asil gafiller onlardir.
Nur Suresi 2. Zina eden kadin ile zina eden erkegin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve âhiret gününe inaniyorsaniz, Allah’in dinini uygulama hususunda o ikisine karsi merhamet duygusuna kapilmayin.Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanik olsun.
Bakara Suresi 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Nisa 56. Süphe yok ki, âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska yenisiyle degistiririz ki aciyi duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir.
Hac Suresi 19,20,21. İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Tevbe Suresi 34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
Secde Suresi 13. Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.
-Sorgulama!
Maide Suresi 101-102. "Ey iman edenler! Size açiklandigi taktirde,sizi üzecek olan seylere dair soru sormayin.Eger kur'an indirildikten bunlara dair soru sorarsaniz size açiklanir.(Halbuki)Allah onlari bagislamistir.Allah,çok bagislayandir,halimdir." "Sizden önceki bir millet o tür seyler sordu da o yüzden kafir oldu"
-Terorizm
Tevbe Suresi 5. Haram aylar çikinca bu Allah’a ortak kosanlari artik buldugunuz yerde öldürün, onlari yakalayip hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onlari gözetleyin. Eger tövbe ederler, namazi kilip zekâti da verirlerse, kendilerini serbest birakin.
Maide Suresi 33.Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir...
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

-Birbiriyle Çelişen Ayetler
Neml Suresi 1. Bunlar Kur’an’in, apaçik bir kitabin âyetleridir.
ile
Al-i İmran Suresi 7. Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;
,
En'am Suresi 38. Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
,
Al-i İmran Suresi 67. İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.
ile

En'am Suresi 162-163. De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."O'nun ortağı yoktur. Bununla emredildim ve ben herkesten önce teslim olurum."
,
Tevbe Suresi 29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’in ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak din Islam’i din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun egerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savasin.
ile
Bakara Suresi 256. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
,
Zuhruf Suresi 23. İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
,
Nisa Suresi 156,157. Bir de inkarlarindan ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarindan ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoglu Isa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayi kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadilar.(''Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu Isa Mesih'i öldürdük'' demişler. Anlamayan tekrar okusun)
,
Bakara Suresi 62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
ile
Al-i İmran 85. Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
,
Nahl Suresi 101. Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah neyi indirecegini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayir, onlarin çogu bilmez.
ile
Fatır Suresi 43. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamaz.(Nahl 101'de ayetler değişebiliyordu Fatır 43 de kesinlikle değişmiyor)
,
Zümer Suresi 10. Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."(Ey inanan kullarım?)
,
Maide 5: Bugün size iyi ve temiz nimetler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecegi size helâldir; sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Gayri mesrû iliskide bulunmak veya gizli dost tutmak seklinde degil de mesrû bir nikâhla evlenmek sartiyla mümin kadinlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar -mehirlerini verdiginiz takdirde- size helâldir. Kim inanmayi reddederse ameli kesinlikle bosa gider. O, âhirette de hüsrana ugrayanlardandir.
ile
Maide 51:Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onlari dost edinirse süphesiz o da onlardandir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
,
Nisa 11 ve 12. Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.
Buna göre:(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur (1.0 olması gerekirdi)
Örnek:
Adamın 120 000 mirasi olursa:
kızına: (2/3) 80 000
anneye: (1/6) 20 000
babaya: (1/6) 20 000
karisina: (1/8) 15 000 miras birakiriz.
toplayinca: 80 000+ 20 000 + 20 000 + 15 000 = 135 000(oysa bırakılan miras 120 000 idi)
,
Muhammed Suresi 15.Takvâ sahibi / Allah’a karsi gelmekten sakinanlara vâd edilen cennetin durumu sudur: Orada bozulmayan su irmaklari, tadi degismeyen süt irmaklari, içenlere zevk veren sarap irmaklari ve süzme bal irmaklari vardir. Ayrica onlar için orada, her çesit meyveden ile Rableri tarafindan bir magfiret vardir...
,
Hakka Suresi 40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin sözüdür.
,
Duhan Suresi 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
ile
En'am Suresi 32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
,
Enfal Suresi 65.ey peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
ile
Enfal Suresi 66. Şimdi, allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. allah, sabredenlerle beraberdir.
(65.ayette 1 müslüman 10 kafire eşit 66.da 1 müslüman 2 kafire eşit oluyor.)
,
Gaşiye suresi 21. 22. 23. 24. 25. 26. ve 27. O halde (resûlüm), öğüt ver. çünkü sen ancak öğüt vericisin. onların üzerinde bir zorba değilsin. ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini allah en büyük azap ile cezalandırır. şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
ile
Tevbe Suresi 73. Ey peygamber! inkârcılarla ve münafıklarla mücadele et, onlara karşı sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. o ne kötü bir varış yeridir!
,
Nisa Suresi 78. Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah’tan" derler, başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah’tandır" de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar!
ile
Nisa Suresi 79. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
,
Bakara Suresi 285. Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
ile
Bakara Suresi 253. O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.
,
Tebbet Suresi 1. Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!(Allah beddua ediyor?)
-Evrensellik
Fussilet Suresi 44. Sayet biz onu yabanci dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka söyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açik seçik anlasilir olmasi gerekmez miydi? Bir Arap’a yabanci dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve sifadir; inanmayanlara gelince onlarin kulaklarinda bir sagirlik vardir, Kur’an onlara kapalidir. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.
Şura Suresi 7. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Yusuf Suresi 2. Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
-Kimin konuştuğu belli olmayan ayetler
Zuhruf 11 : O, gökten bir ölçüye göre yagmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandirdik. Iste siz de, böyle diriltileceksiniz.
Zariyat 50 : O hâlde Allah’a kosun. Süphesiz ben, size O’nun katindan gönderilmis açik bir uyariciyim.
Nahl 51 : Allah, söyle dedi: “Iki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtir. O hâlde, yalniz benden korkun.”
Hud 1-2 : Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her seyden) hakkiyla haberdar olan Allah tarafindan muhkem (eksiksiz, saglam ve açik) kilinmis, sonra da Allah’tan baskasina kulluk etmeyesiniz diye ayri ayri açiklanmis bir kitaptir. “Süphesiz ben size O’nun tarafindan gönderilmis bir uyarici ve müjdeleyiciyim.”
En’am 114: Allah size Kitab’i açiklanmis olarak indirmisken, ondan baska hakem mi isteyecegim?Kendilerine kitap verdiklerimiz bilirler ki,o tamamiyla hak olarak, Rabbinden indirilmistir, sakin süphelenenlerden olma.
Bakara 138: Allah'in boyasini esas alin. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalniz O'na kulluk ederiz.
Tekvir 19 : Kuskusuz o Kur'an, degerli bir elçinin sözüdür.
Hakka 40 : Hiç süphesiz o (Kur´an), çok serefli bir elçinin sözüdür.
Zumer 53 : Ey kendilerinin aleyhine asiri giden kullarim! Allah’in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah, bütün günahlari affeder. Çünkü O, çok bagislayandir, çok merhamet edendir.”
-Erkekler için
Rahman 56, 57. O ki Cennette, kocalarindan baska herkesten gözlerini sakli tutan, kocalarindan evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanimlar vardir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Vakia Suresi 23. Onlar için sakli inciler gibi, iri gözlü huriler de vardir.
Nisa Suresi 3.Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir
Nebe Suresi 31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
-Bilimsel
Rahman Suresi 33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Yasin Suresi 39.Ay için de sonunda kuru bir hurma dalina dönecegi konaklar tayin etmisizdir.
Tarık Suresi 5,6,7. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasindan çıkar.
Nahl Suresi 15. 16. Yeryüzünde, sarsilmayasiniz diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yildizla da yollarini bulurlar.
halbuki bugün bilindiği üzere dağların yoğunlukta olduğu bölgeler deprem riski en fazla olan bölgelerdir.
Kehf Suresi. 83,84,85,86. Sana Zulkarneyn’i sorarlar, “Onu size anlatacagim” de.
Dogrusu biz onu yeryüzüne yerlestirmis ve her seyin yolunu ona ögretmistik.
O da bir yol tuttu.
Sonunda günesin battigi yere ulasinca onu, kara balçikli bir suda batiyor gördü.
Orada bir millete rastladi. “Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin” dedik.
Şura Suresi 33. O dilese rüzgârı dindirir de gemiler denizin üzerinde hareketsiz kalıverirler. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.(Allah motorlu geminin icat edildiğini tahmin edememiş)
Enbiya Suresi 31: okyanus dalgalari insanlari sarsmasin diye daglari yarattik.(Okyanus ile dağlar arasında bir bağlantı yok?)
Araf Suresi 107. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.(En komiği bu)
-Çarpılma Ayetleri
Bakara Suresi 55. "Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Fussilet Suresi 17. Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Zariyat Suresi 44. Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
submitted by jsuvhs to AteistTurk [link] [comments]


2020.09.23 13:29 Dragon_emperor12 Kamalistlere bir sorum var

Kamalistlere bir sorum var
Evleneceğiniz kızın sizden önce başka biriyle sevgili olmasını,aşk yaşamasını,öpüşmesini nasıl kabul ediyorsunuz Yani başka birinin bedava kullandığı kıza onbinlerca lira harcayıp nikah kıymaktan hiç mi rahatsız olmuyorsunuz Olum düşünmesi bile adamı delirtir lan Bide genç kız mı alıyor acaba bunlar diyorsun Gidiyor 25 yaşında,evlilik çağı gelmiş kart orospu alıyorlar🤭(Zira l*ik düzende genç kız haram bu amına koduklarıma🤭) Içtiğin su bardağını uzatsan kavga çıkarır,başka erkeklerin artıklarına otelde düğün yapar aq
https://preview.redd.it/hgu6r8jatvo51.jpg?width=650&format=pjpg&auto=webp&s=d449a703dc7019bccb2cebd21119d02d32b491f5
submitted by Dragon_emperor12 to KGBTR [link] [comments]


2020.09.23 09:15 RoughCry Hem Ayranım Dökülmesin Hem Sevgilim Bakire Olsun

Arkadaşlar, aynı anda ikisine sahip olamazsınız. Bırakın artık bu işleri. Aynı zamanda hem "Türkiye'nin en özgürlükçü topluluğu" olduğunuzu iddia ederken her hafta birisinin "bakire olmayan kız da orosbu yha" postlarına upvote atamazsınız. Aynı zamanda cinsel özgürlüğünüzü buraya saat başı karı atıp 31 çekerek kutlarken "sevişen kadınlar da orospu yha" edebiyatı yapamazsınız. Çomar olun isterseniz, olabilirsiniz, kızmam. Kolay olan o zaten, babanızın ve ondan önce onun babasının inandığı tüm değerleri sorgulamadan alırsınız olur biter. Ama yarı çomar olmayın, çok aptalca gözüküyor.
Hiç kendinize sordunuz mu "kız neden bakire olmalı"? Evet belki gerici amcanız (herhangi bir gerici akrabanız da olabilir) falan bir kadın bakire olmayınca ona "orospu yha" derdi, peki bu onları orospu yapar mı? Gerici amcanız başka hangi konuda haklı da bu konuda ona hak veresiniz? Ama yok, birisi demiş size sevişen kızla evlenilmez diye siz de tekrar ediyorsunuz. Bakirelik eskiden önemliydi çünkü doğan çocukların size ait olduğunu belirlemede o kadınla sevişmiş olan tek erkek olmanız dışında bir ispat yoktu. Artık böyle bir yönteme ihtiyacımız yok çünkü bunu yapan teknolojilerimiz var. Neden halen bakireliğe bu kadar takılıyorsunuz? Ben size söyleyeyim. Kendi adınıza düşünemediğiniz için çevrenizdekiler ne derse o oluyor sizin için. Eğer etrafınızda "bakire kızla sevişilir mi ıy kanlı kanlı" diyen insanlar olsa onlara uyardınız. Savunduğunuz bu "değer"in hiçbir değeri yok ama diretiyorsunuz. Ha, bakire olmazsa sevgiliniz ne mi olur, etrafınızdaki gericiler size "ıy orospuyla mı birliktesin" diyebilir. Alınır mısınız? Evet, ama alınmamanız gerekiyor. Bu hakaret, herhangi bir gericinin size "evlilik dışı el ele tutuşulur mu" demesi kadar anlamsız olmalı sizin için. Madem ilerici olacaksınız, madem geleneksel değerleri sorgulayacaksınız, tam sorgulayın o zaman. Yok öyle" hem şeriat gelmesin hem kadınları evden çıkarmayalım"cılık. Temelini yitirmiş kültürel ön yargılarınızı atlattığınızda bakireliği sorun etmeyi bırakarak daha rahat bir hayat yaşayabilirsiniz, ben de her hafta bir başka tescilli İrticaPost™ görmek zorunda kalmam. Hadi bakalım ağlayın şimdi yorumlarda "amcı" deyin "meriç" falan deyin komik oluyorsunuz.
submitted by RoughCry to KGBTR [link] [comments]


2020.09.02 16:21 ALLAHSIZBRUH31 SEVGİLİ OLUNMAYACAK KIZLAR LİSTESİ (309 TANE) 😳😳😳

Sevgili olunmayacak kızlar listesi
1- Babası alkolik olan kızlar
2- Babasıyla arası annesinden iyi olan kızlar
3- Annesinden nefret eden kızlar
4- Half-korean kızlar
5- Asyalı erkekleri yakışıklı bulan kızlar
6- Esmer erkekleri sevmeyen kızlar
7- Atatürk'ü seven kızlar
8- Croptop giymeyen kızlar
9- 58 kilo üzeri kızlar
10- Fatshaming yapmayan kızlar
11- Siyaset konuşan kızlar
12- Feminist olmayan kızlar
13- Kızlara mal diyen kızlar
14- Mal kızlar
15- Japonlara ilgi duyan kızlar
16- 8 veya daha fazla flörtü olmuş kızlar
17- Siyah saçlı kızlar
18- Kahve rengi saçlı kızlar
19- Mavi gözlü kızlar
20- Küçük memeli kızlar
21- Sütyen giyemeyen kızlar
22- Düzensiz adet olan kızlar
23- En az bir kere idrar yolu enfeksiyonu yaşamış olan kızlar
24- Bademciklerini aldırmış kızlar
25- ''Askim'' yazan kızlar
26- Yazım kurallarına uymayan kızlar
27- Erkekler
28- Çok ironik kadınlar
29- Avukat olmak isteyen kadınlar
30- Psikolog olmak isteyen kadınlar
31- KOUJTEWOILKYJMEWPOYIJKEWOĞPYKEWY
32- 28 yaş altı kadınlar
33- My name is Yoshikage Kira. I'm 33 years old. My house is in the northeast section of Morioh, where all the villas are, and I am not married. I work as an employee for the Kame Yu department stores, and I get home every day by 8 PM at the latest. I don't smoke, but I occasionally drink.
I'm in bed by 11 PM, and make sure I get eight hours of sleep, no matter what. After having a glass of warm milk and doing about twenty minutes of stretches before going to bed, I usually have no problems sleeping until morning. Just like a baby, I wake up without any fatigue or stress in the morning. I was told there were no issues at my last check-up.
I'm trying to explain that I'm a person who wishes to live a very quiet life. I take care not to trouble myself with any enemies, like winning and losing, that would cause me to lose sleep at night. That is how I deal with society, and I know that is what brings me happiness. Although, if I were to fight I wouldn't lose to anyone.
34- Başörtüsü takmayan kızlar
35- Anime karakterlerine aşık olan kadınlar
36- Türkiye'de yaşamayı seven kızlar
37- İsmi 4 harfli olanlar
38- Soy adı Nargün olanlar
39- Soy adında ''Öz'' geçenler
40- İsmi ''İ'' ile başlayanlar
41- En az bir bölüm jojo izlemiş olanlar
42- En az bir tane Kar-Wai Wong filmi izlemiş olanlar
43- Tarantino'nun ayaklarını yalamasını içinden geçirdiğini kabul etmeyenler
44- İkinci ismi Melisa olanlar
45- İlk isminin sonunda Naz olanlar
46- En iyi arkadaşı 190+ olanlar
47- 79 yaş üzeri kadınlar
48- İkizler burcu olanlar
49- Esfj olanlar
50- Burçlara inananlar
51- Arsız bela dinlemeyenler
52- Jakuzi dinleyenler
53- Manga sevenler (Grup olan)
54- Manga sevenler (Renksiz çizgi roman olan)
55- Batman seven
56- Marvel filmi sevenler
57- Soy adı bir hayvan olanlar
58- 46 kromozomu olanlar
59- 47 kromozomu olanlar
60- Bipolar olanlar
61- İntihara meyilli olanlar
62- Community izlememiş olanlar
63- Adı Selin olanlar
64- En az 3 kere anal seks yapmamış olanlar
65- Borderline olanlar
66- Soy adı Giovanna olanlar
67- Soy adı herhangi bir kurgusal karakter olanlar
68- Soy adı Çoban olanlar
69- Balık burcu olanlar
70- Terazi burcu olanlar
71- Lolde en az 20 tane hediye almayanlar
72- Lolde en az 20 tane hediye alanlar
73- Janna hariç bir karakter oynayanlar
74- Lolde onlara yapılan cinsiyetçiliği takmayıp support oynamaya devam edenler
75- Yemek yapmayı bilmeyenler
76- İstanbul sözleşmesini destekleyenler
77- Türkiye topraklarında yaşamını sürdürenler
78- Trans arkadaşı olanlar
79- Transfobikler
80- En yakın arkadaşının ismi Yusuf olanlar
81- Çirkin erkeklerle takılanlar
82- Havanın ne kadar sıcak olduğunu söyleyip duranlar
83- İsmi unisex olanlar
84- Soy adında ''Oğlu'' olanlar
85- Soy adı Çetin olanlar
86- İsmi Çetin olanlar
87- Emoji kullananlar
88- :pleading_face: bu emojiyi kullananlar
89- Brad Pitt'i yakışıklı bulmayanlar
90- Saçları uzun olanlar
91- İsmini sevmeyenler
92- Modern ismi olanlar (Liya/Miya/Sikimiyala)
93- Anime kızları
94- Cosplay yapanlar
95- İsmi ''S'' ile başlayanlar
96- Cyberpunk 2077 oynamayacaklar
97- İsminde ''Ö'' olanlar
98- Sanat filmi izleyen kızlar
99- Scott Pilgrim vs The World izleyen kızlar
100- 500 days of summer izleyen kızlar
101- Oğlunun ismini unisex koyanlar veya izin verenler
102- Oğlunun içten içe gay olmasını isteyenler
103- K-pop dinleyenler
104- En az bir kere porno izlemiş olanlar
105- İspanyol dizisi izlemiş olanlar
106- J-pop dinleyenler
107- Porcupine Tree dinleyenler
108- Pink Floyd dinleyenler
109- R&B dinleyenler
110- Rap dinleyenler
111- Vtuber izleyenler
112- Irkçılar
113- Hümanistler
114- Sağcılar
115- Liberaller
116- Hayatında en az bir kere Grinin 50 tonu izlemiş olanlar
117- Adana'da yaşayanlar
118- Grimm izlememiş olanlar
119- Fringe izlememiş olanlar
120- Cinsiyetçi şakalar yapanlar
121- Cinsiyetçi şakalara alınanlar
122- Incel gördüğünde profilinde paylaşıp linçletmeye çalışanlar
123- Emo olmayanlar
124- Saçını en az 1 kere boyatmamış olanlar
125- Gacha oynayanlar
126- Bu listeyi ciddiye alanlar
127- FFXV oynayanlar
128- Doom oynamayanlar
129- Doom müziği dinlemeyenler
130- Doom'un ilk 3 oyununu oynamış olanlar
131- Aleyna Tilki sevmeyenler
132- Thom Yorke'u sevmeyenler
133- Hazır noodle yiyenler
134- Depresifler
135- Makyaj yapmayanlar
136- Makyaj yapmadığını iddia edenler
137- Anne Hathaway olmayanlar
138- Atatürk
139- İsmi japonca olanlar
140- İsminde latin alfabesi hariç harf bulunduranlar
141- Lol oynayan biriyle sevgili olmuş olanlar
142- Kısa boylu erkeklerle sevgili olurum diyenler
143- Asyalı kadınlara benzemek isteyenler
144- Şişkolar
145- Anoreksikler
146- Klasik müzik dinleyenler
147- Bu listeden en az 100 çekmeyenler
148- Avrupa'lılar
149- Belirli insanların listesinde olanlar
150- Mozart dinleyenler
151- Tesla'yı zeki zannedenler
152- Einstein'ın aslında üniversitede tanıştığı sevgilisi sayesinde bu kadar tez yazdığını bilmeyenler
153- Soy adında ''Kılıç'' olanlar
155- İsmi Buse olanlar
156- İsmi Dilara olanlar
157- İsmi İrem olanlar
158- İsmi Selin olanlar
159- İsmi Pelin olanlar
160- İsmi Sezin olanlar
161- İsmi Sıla olanlar
162- İsmi Sena olanlar
163- İsmi Özge olanlar
164- İsmi Özlem olanlar
165- İsmi Ayşe olanlar
166- İsmi Abay olanlar
167- İsmi Ada olanlar
168- İsmi Eda olanlar
169- İsmi Açelya olanlar
170- İsmi Deniz olanlar
171- İsmi Toprak olanlar
172- İsmi Su olanlar
173- İsmi Beril olanlar
174- İsmi Arya olanlar
175- İsmi Aleyna olanlar
176- İsmi Almira olanlar
177- İsmi Beren olanlar
178- İsmi Cansel olanlar
179- İsmi Armin olanlar
180- İsmi Ceyda olanlar
181- İsmi Cansu olanlar
182- İsmi Beyza olanlar
183- İsmi Aslı olanlar
184- İsmi Aslıhan olanlar
185- İsmi Beliz olanlar
186- İsmi Berfin olanlar
187- İsmi Ezgi olanlar
188- İsmi Merve olanlar
189- İsmi Ece olanlar
190- İsmi Aylin olanlar
191- İsmi Aysel olanlar
192- İsmi Ecem olanlar
193- İsmi Damla olanlar
194- İsmi Aysu olanlar
195- İsmi Yağmur olanlar
196- İsmi Dilan olanlar
197- İsmi Yağmur olanlar
198- İsmi Berfin olanlar
199- İsmi Beril olanlar
200- İsmi Berna olanlar
201- İsmi Berrak olanlar
202- İsmi Dünya olanlar
203- İsmi Zeynep olanlar
204- İsmi Süreyya olanlar
205- İsmi Tuğba olanlar
206- İsmi Ülkü olanlar
207- İsmi Asena olanlar
208- İsmi Pınar olanlar
209- İsmi Petek olanlar
210- İsmi Sinem olanlar
211- İsmi Öykü olanlar
212- İsmi Oya olanlar
213- İsmi Nil olanlar
214- İsmi Melike olanlar
215- İsmi Mine olanlar
216- İsmi Leyla olanlar
217- İsmi Kıvılcım olanlar
218- İsmi Nur olanlar
219- İsmi İdil olanlar
220- İsmi Süveybe olanlar
221- İsmi İlkim olanlar
222- İsmi İlgim olanlar
223- İsmi İlgin olanlar
224- İsmi Hazal olanlar
225- İsmi Hande olanlar
226- İsmi Fulya olanlar
227- İsmi Funda olanlar
228- İsmi İrem olanlar
229- İsmi Duru olanlar
230- İsmi Buket olanlar
231- Kızdan çok erkek arkadaşı olanlar
232- Fotoğraflarda burnunu montajlayan kızlar
233- Fotoğraflarında vücudunu montajlayan kızlar
234- Sosyal medya kullanan kızlar
235- Bgy'ye bir kere girmiş kızlar
236- Bgy'ye girmiş bir tane arkadaşı olan kızlar
237- Alvin ve sincaplarına benzer ses tonu olan kızlar
238- Eski sevgilisine aşık olup her sarhoş olduğunda eski sevgilisini arayan kızlar
239- Eski sevgilisi ölenler
240- Eski sevgilisine şiddet uygulayanlar
241- Kendini değersiz görenler
242- Kendini sevmeyenler
243- Ne kadar müthiş olduğunu durmadan söylemene rağmen kendine hakaret edip kendinden nefret ettiren kızlar
244- Bu listedeyi misojenist bir şey olarak gören kızlar
245- Bu liste cinsiyetçi olamaz çünkü ben cinsiyetçi değilim en iyi arkadaşım kız nasıl cinsiyetçi olabilirim ki
246- Alacakaranlık'ta Robert Pattinson yerine uzun saçlı kurt çocuğu sevenler
247- Alacakaranlık izlememiş olanlar
248- James Charles izleyenler
249- Twitter trendlerini takip etmeyenler
250- Militarist kızlar
251- Tembel kızlar
252- Yağ oranı %8den fazla olan kızlar
253- Kilosuyla takıntılı kızlar
254- Kızlarla anlaşamayan kızlar
255- Durmadan küfür edenler
256- ''Maskülen'' davranmaya çalışan kızlar
257- Feminen olmayan kızlara kötü davranan kızlar
258- Penisi 13 cmden küçük olan kızlar
259- Arkadaşı olmayan kızlar
260- Ebevyenleri boşanmış kızlar
261- Sağlıklı bir aileden gelen kızlar
262- Fakir kızlar
263- Fakir erkekleri seven kızlar
264- Sokakta gördüğü dilencilere tekme atmayan kızlar
265- Feministlere söven kızlar
266- Arabesk dinleyen kızlar
267- Antidepresan kullanmayanlar
268- Empatlar
269- Günde 2 öğünden fazla yiyenler
270- Kahve sevmeyenler
271- Çikoalta sevmeyenler
272- Çilek sevenler
273- Kendini toplumun ona zorladığı etiketlere göre şekillendiren kızlar
274- Kendi değerini başkalarına göre belirleyen kızlar
275- Mastürbasyon yapmanın kötü bir şey olduğunu düşünenler
276- Güven sorunları olan kızlar
277- Kendini dünyanın merkezine koymayan kızlar
278- Müslüman kızlar
279- Hoşlandığı insanlara açılmayan kızlar
280- En yakın arkadaşının ondan hoşlandığını bile bile onunla takılmaya devam eden kızlar
281- Eternal sunshine of a spotless mind izleyen kızlar
282- Otomatik Portakal'ı sevmeyen kızlar
283- 6655321 numarasının ne olduğunu bilmeyen kızlar
284- Albert Camus okumamış kızlar
285- Ergenlik sürecinde yaşadığı ilişkileri ciddiye alan kızlar
286- 25 yaşında lol oynayan biriyle sevgili olup twitter ismini ''ILOVEMYBFWTF'' ve benzeri şeyler yapan kızlar
287- Yeme bozukluğu olan kızlar
288- En yakın arkadaşı gay olan
289- Trans olmayan
290- Penisi seninkinden büyük olan
291- Homofobik olan
292- Erkekler için yaratılmış eril dünya içerisinde kendi yolunu bulmaya çalışırken hayatın onun önüne koyduğu her zorluğa göğüs geren kadınlar
293- Senden çok para kazanan kadınlar
294- Seninle aynı işi yapıp senin %70in kadar para kazanan kadınlar
295- Üniversite okuyan kadınlar
296- Messenger grubu olan kadınlar
297- Ruhu olmayan kadınlar
298- Cumhuriyetçi kadınlar
299- Komünist kadınlar
300- ''Yes'' komikli görsellerine gülen kadınlar
301- Evcil hayvanı olmayan kadınlar
302- Sevgilisini arkadaşlarının önüne koyan kadınlar
303- Amerika'nın önüne ısıtıp ısıtıp koyduğu ''American dream''in hayalini kuranlar
304- Evlilik karşıtı olanlar
305- Çocuk karşıtı olanlar
306- En az 1 kere kendini kesmemiş olanlar
307- Anadolu topraklarında yaşayanlar
308- Doğal sarışınlar
309- Retro takılanlar
submitted by ALLAHSIZBRUH31 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.30 18:31 stonkdealer Yasak elma aşk ilişkisi kısa özet

Aga o kadar zor değil ilk başta yıldız ve zeynep var bunlar kardeş ve bursalılar,istanbulda yaşıyolar.zeynep bi şirkette çalışıyo,yıldız da sosyetenin gözde mekanlarından birinde karşılama elemanı olarak çalışıyo.oraya gelen kadınlardan biri;ender,arkadaşıyla mekanda otururken,arkadaşının yıldızı övmesi üzerine kendince bi plan kuruyo.kocasını baştan çıkarıp bi otel odasında yıldızla kocasını basıp,bunu boşanmada delil olarak göstererek tazminat almayı hedefliyo.normal bi boşanmada normalde kadınların parasal hakları olduğu halde kocası(halit)evlenirken evlilik sözleşmesi imzalattığı için;kendi bilinçli olarak ya da böyle bir durum yaşamadan ender bi para alamıyor.ender zamanında halitin evli olduğu bi dönem sekreteri olarak çalıştığında aralarında bi ilişki başlıyo ve halit o zamanki karısı olan zerrinden boşanıp enderle evleniyo.zerrinden öncede müzeyyen diye birisiyle evliymişti ve şirket o zamanlar yükselmiş.ender para alıp sevgilisiyle kaçma hayalleri kurarken bir yandan da yıldızla bu planı gerçekleştirmeye çalışıyo ama başarısız oluyo yıldız bu plandan halite bahsediyo ve halit enderden boşanıyo ender de istanbulun en fakir yerleşim yerlerinden birine gidiyo bi süre orada yaşıyo.ender ve halitin(halitin tek erkek çocuğu)olan erim bu boşanmadan olumsuz etkilendiği için psikolojisi bozulma noktasına geliyo ve ender eve geri geliyo o sırada halitle yıldız evlenmiş oluyo.erim ayrılığı kabullenene kadar yıldızla ender aynı çatıyı paylaşıyo.ender alışmış olsa da yıldız halitin diğer iki kızının tavırlarına ve onu küçük görmelerine dayanamıyo.bu hayata alışması için yardım alabileceği kişiler buluyo ve dış görünüşünü vs değiştiriyo.kardeşi zeynep de bu sırada çalıştığı şirketin yeni sahibinin dikkatini çekiyo o da alihan.ikisi bir süre beraber oluyor ama sonrasında alihan zeynepten ayrılıyo.bu ayrılığın ardından alihanın bir dargın bir barışık ilişki yürüttüğü kız lal in kardeşi ve alihanın iş ortaklarından biri olan cem 5 yaşındaki oğlu kevinle türkiyeye geliyo.şirkette bulunduğu sırada zeynep kevinle ilgileniyo ve cem zeynebe ilgi duymaya başlıyo.alihan bunu kıskanıyo ve bu durum rahatsızlığını tetikliyo.küçüklüğünde annesiyle bir başkasının yakınlaşmasına şahit olduğu için psikolojik bi rahatsızlığı var ve aynısını zeynepte yaşayacağını düşünüyor vs sonra barışıyolar bu zamanlarda yıldız birileriyle arkadaşlık etmeye başlıyor halitle çıktıkları zaman mekanda halitin bi arkadaşına denk geliyolar bu kişiyle.ama sonradan ortaya çıkan detay bu kadının halitle daha önceden ilişkisi olduğu ve kadın tekrardan halitle olmaya çalışıyor bu sebepten araları bozuluyor bu kısımlar tam aklımda kalmadı ama enderle aldatıyor halit tekrar ve yıldız bunu görünce bayılmış numarası yapıyor.daha önceden yaptığı planla doktordan kendisini hamile gibi göstermesini istiyo ve bu şekilde yürümeyen evliliğini kurtarmaya çalışıyo bu olaylardan sonra yıldızın eski kocası geliyo.18 yaşında 1 gün evli kaldığı Kemal adında biri o da evin şoförü olarak hayatlarına giriyor ve asıl kimliğini saklıyo ve yıldıza yaklaşmaya başlıyo.daha sonra bi şekilde çok zengin biri olduğu ve şirketinin olduğu ortaya çıkıyo.zehrayla beraber oluyolar yıldız bu durumu çekemiyo.bi gün yıldız kemalle kaçmaya karar verdiği sırada evine gittiğinde onların evlenmek üzere olduğunu görüyo halitte orada olduğu için neden geldiğini açıklayamıyo yalan uydurmaya hazırlanırken erim kemali arıyo ve birine çarptığını ve galiba çarptığı kişinin öldüğünü söylüyo falan evlilik erteleniyo gidiyolar.erimin çarptığı kişi yaşıyo ve bu işlere bulaşmasının nedeni olarak edindiği yeni arkadaşlarını suçluyolar.ender de oraya alihanla geliyo.bunun öncesinde alihan annesinin babasını aldattığı zaman kimle olduğunu öğreniyo ama daha doğrusu bunun halit olduğunu düşünüyo ve onu bitirmek için planlar yapıp hisse birleşmesini uygun görüyo o yüzden enderle evleniyo ender de haliti sevmediği için amaçlarına ulaşmayı hedefliyolar.bu haberi de tam zeynep alihanın evlilik teklifini kabul edeceği zaman öğreniyolar.daha sonra enderle alihan boşanıyo.zeyneple alihan birleşemiyo.yıldız akıllıca bi planla kemalden kurtuluyo.zehra ile kemal boşanıyo.yani zehra ikinci boşanmasını yaşıyo ilki enderin beraber olduğu doktor sinan.zeynep şirkette daha üst bi konuma gidiyo ve eş başkan oluyo.araba bakmak için gittiği galerinin sahibi zengin biri olan dündarla tartışıyo ve sonradan alihanı sinir etmek için onunla rol yapmaya başlıyo ama sonra gerçekten evlenme aşamasına gidiyolar.çünkü alihan hira adında ablasının beğendiği bi kızla yakınlaşıyo zeynep alihanla barışmaya gittiğinde onları görüyo.alihanın ablası zerrin,halitin de 2.eşi olan.sonra alihan onu bırakıp zeynebe dönmeye çalışıyo.dündarla zeynep evleneceği zaman zeynep düğünden kaçıp alihanı havaalanında bulmaya gidiyo.bunu öğrenen dündar sinirleniyo falan ve zorla zeynebi kaçırıyo.alihan onu bulup kurtarıyo.hira bunları hazmedemeyince mesleğini kötüye kullanıp alihanı uçakla kaçırıp uzaklara götürmeye çalışıyo ve kayboluyolar sonra bulunduğu zaman uçak,zeyneple alihan evleniyo.sonra onlar 46.bölümde amerikaya taşınma durumlarıyla diziden ayrılıyolar.yıldızla halit boşanacağı zaman yıldız hamile kalıyo ve hayatlarına şahika giriyo ve şahikanın abisi avukat kaya.enderle daha önceden beraberlermiş bu yüzden ender korkuyo.erimle ender rıhtımda otururken erim bi şey için yukarı çıktığında kimliği belirsiz biri gelip enderin kafasına bişey vurarak denize düşmesini sağlıyo ve son Bu 1. sezonu
submitted by stonkdealer to kopyamakarna2 [link] [comments]


2020.08.30 18:29 stonkdealer Yasak elma aşk ilişkisi kısa özet

Aga o kadar zor değil ilk başta yıldız ve zeynep var bunlar kardeş ve bursalılar,istanbulda yaşıyolar.zeynep bi şirkette çalışıyo,yıldız da sosyetenin gözde mekanlarından birinde karşılama elemanı olarak çalışıyo.oraya gelen kadınlardan biri;ender,arkadaşıyla mekanda otururken,arkadaşının yıldızı övmesi üzerine kendince bi plan kuruyo.kocasını baştan çıkarıp bi otel odasında yıldızla kocasını basıp,bunu boşanmada delil olarak göstererek tazminat almayı hedefliyo.normal bi boşanmada normalde kadınların parasal hakları olduğu halde kocası(halit)evlenirken evlilik sözleşmesi imzalattığı için;kendi bilinçli olarak ya da böyle bir durum yaşamadan ender bi para alamıyor.ender zamanında halitin evli olduğu bi dönem sekreteri olarak çalıştığında aralarında bi ilişki başlıyo ve halit o zamanki karısı olan zerrinden boşanıp enderle evleniyo.zerrinden öncede müzeyyen diye birisiyle evliymişti ve şirket o zamanlar yükselmiş.ender para alıp sevgilisiyle kaçma hayalleri kurarken bir yandan da yıldızla bu planı gerçekleştirmeye çalışıyo ama başarısız oluyo yıldız bu plandan halite bahsediyo ve halit enderden boşanıyo ender de istanbulun en fakir yerleşim yerlerinden birine gidiyo bi süre orada yaşıyo.ender ve halitin(halitin tek erkek çocuğu)olan erim bu boşanmadan olumsuz etkilendiği için psikolojisi bozulma noktasına geliyo ve ender eve geri geliyo o sırada halitle yıldız evlenmiş oluyo.erim ayrılığı kabullenene kadar yıldızla ender aynı çatıyı paylaşıyo.ender alışmış olsa da yıldız halitin diğer iki kızının tavırlarına ve onu küçük görmelerine dayanamıyo.bu hayata alışması için yardım alabileceği kişiler buluyo ve dış görünüşünü vs değiştiriyo.kardeşi zeynep de bu sırada çalıştığı şirketin yeni sahibinin dikkatini çekiyo o da alihan.ikisi bir süre beraber oluyor ama sonrasında alihan zeynepten ayrılıyo.bu ayrılığın ardından alihanın bir dargın bir barışık ilişki yürüttüğü kız lal in kardeşi ve alihanın iş ortaklarından biri olan cem 5 yaşındaki oğlu kevinle türkiyeye geliyo.şirkette bulunduğu sırada zeynep kevinle ilgileniyo ve cem zeynebe ilgi duymaya başlıyo.alihan bunu kıskanıyo ve bu durum rahatsızlığını tetikliyo.küçüklüğünde annesiyle bir başkasının yakınlaşmasına şahit olduğu için psikolojik bi rahatsızlığı var ve aynısını zeynepte yaşayacağını düşünüyor vs sonra barışıyolar bu zamanlarda yıldız birileriyle arkadaşlık etmeye başlıyor halitle çıktıkları zaman mekanda halitin bi arkadaşına denk geliyolar bu kişiyle.ama sonradan ortaya çıkan detay bu kadının halitle daha önceden ilişkisi olduğu ve kadın tekrardan halitle olmaya çalışıyor bu sebepten araları bozuluyor bu kısımlar tam aklımda kalmadı ama enderle aldatıyor halit tekrar ve yıldız bunu görünce bayılmış numarası yapıyor.daha önceden yaptığı planla doktordan kendisini hamile gibi göstermesini istiyo ve bu şekilde yürümeyen evliliğini kurtarmaya çalışıyo bu olaylardan sonra yıldızın eski kocası geliyo.18 yaşında 1 gün evli kaldığı Kemal adında biri o da evin şoförü olarak hayatlarına giriyor ve asıl kimliğini saklıyo ve yıldıza yaklaşmaya başlıyo.daha sonra bi şekilde çok zengin biri olduğu ve şirketinin olduğu ortaya çıkıyo.zehrayla beraber oluyolar yıldız bu durumu çekemiyo.bi gün yıldız kemalle kaçmaya karar verdiği sırada evine gittiğinde onların evlenmek üzere olduğunu görüyo halitte orada olduğu için neden geldiğini açıklayamıyo yalan uydurmaya hazırlanırken erim kemali arıyo ve birine çarptığını ve galiba çarptığı kişinin öldüğünü söylüyo falan evlilik erteleniyo gidiyolar.erimin çarptığı kişi yaşıyo ve bu işlere bulaşmasının nedeni olarak edindiği yeni arkadaşlarını suçluyolar.ender de oraya alihanla geliyo.bunun öncesinde alihan annesinin babasını aldattığı zaman kimle olduğunu öğreniyo ama daha doğrusu bunun halit olduğunu düşünüyo ve onu bitirmek için planlar yapıp hisse birleşmesini uygun görüyo o yüzden enderle evleniyo ender de haliti sevmediği için amaçlarına ulaşmayı hedefliyolar.bu haberi de tam zeynep alihanın evlilik teklifini kabul edeceği zaman öğreniyolar.daha sonra enderle alihan boşanıyo.zeyneple alihan birleşemiyo.yıldız akıllıca bi planla kemalden kurtuluyo.zehra ile kemal boşanıyo.yani zehra ikinci boşanmasını yaşıyo ilki enderin beraber olduğu doktor sinan.zeynep şirkette daha üst bi konuma gidiyo ve eş başkan oluyo.araba bakmak için gittiği galerinin sahibi zengin biri olan dündarla tartışıyo ve sonradan alihanı sinir etmek için onunla rol yapmaya başlıyo ama sonra gerçekten evlenme aşamasına gidiyolar.çünkü alihan hira adında ablasının beğendiği bi kızla yakınlaşıyo zeynep alihanla barışmaya gittiğinde onları görüyo.alihanın ablası zerrin,halitin de 2.eşi olan.sonra alihan onu bırakıp zeynebe dönmeye çalışıyo.dündarla zeynep evleneceği zaman zeynep düğünden kaçıp alihanı havaalanında bulmaya gidiyo.bunu öğrenen dündar sinirleniyo falan ve zorla zeynebi kaçırıyo.alihan onu bulup kurtarıyo.hira bunları hazmedemeyince mesleğini kötüye kullanıp alihanı uçakla kaçırıp uzaklara götürmeye çalışıyo ve kayboluyolar sonra bulunduğu zaman uçak,zeyneple alihan evleniyo.sonra onlar 46.bölümde amerikaya taşınma durumlarıyla diziden ayrılıyolar.yıldızla halit boşanacağı zaman yıldız hamile kalıyo ve hayatlarına şahika giriyo ve
şahikanın abisi avukat kaya.enderle daha önceden beraberlermiş bu yüzden ender korkuyo.erimle ender rıhtımda otururken erim bi şey için yukarı çıktığında kimliği belirsiz biri gelip enderin kafasına bişey vurarak denize düşmesini sağlıyo ve son Bu 1. sezonu
submitted by stonkdealer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.15 21:23 karanotlar İlkel Bir Toplumdan Uygarlık Dersi: Amişler

Günümüzde ABD denilince birçok insanın aklına, ileri teknolojiyi yaşamın her alanında kullanan, bireyci ve rekabete dayanan bir toplum yapısı gelir. Oysa nüfus bakımından dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan ABD’de, tek tip bir toplum yapısı bulunmamaktadır. Daha başka bir deyişle söylemek gerekirse bir ABD stereotipi yoktur. Tipik ABD’li imajına uyanlar ABD nüfusunun çoğunluğunu oluştursa da, bu imajın dışında kalan pek çok topluluk da ABD’de yaşamaktadır. Bu topluluklar içinde en dikkat çekicilerden birisi de, sanayi devriminden hemen önce Amerika’ya yerleşmeye başlayan ve inançları gereği o dönemim düşünce tarzını günümüzde de devam ettirdiğinden sanayi devriminin doğurduğu toplumsal yozlaşmanın etkilerinden uzak kalan Amişlerdir.
Amişlerin geçmişi 16. yüzyıl İsviçre’sine kadar uzanıyor. Dinde reformun tartışıldığı bu dönemde, başını gezici rahibi Menno Simons’un çektiği bir grup Hristiyan, çocukların doğar doğmaz takdis edilmesine karşı çıkıyor. Çünkü onlara göre Hristiyan bir anne-babadan doğmuş olsa bile bir çocuğun doğumda dinin gereklerini anlaması yani Hristiyan kabul edilebilmesi olanaksızdır. Bu yüzden bir insan ancak bilinçlenmiş kabul edileceği 18 yaşında kendi isteği ile takdis edilerek ya gerçek bir Hristiyan olabilir ya da inandığı başka bir dini kabul edebilir. Doğal olarak bu durum Katolik Kilisesi tarafından hiç hoş karşılanmıyor ve Mennocular adı verilen bu grup için bir insan avı başlatılıyor, yüzlerce Mennocu acımasızca öldürülüyor.
Mennocular daha sonra kendi aralarında bölünüyor ve Amişler, Mennocular ve Bretenler olarak üçe ayrılıyor. 18. yüzyılda baskılar artıp, yaşam daha da çekilmez hale gelince o dönemde insanlara dinsel özgürlük vaat eden yeni dünyaya yani ABD’ye yelken açıyorlar.
Günümüzde dünyanın birçok ülkesine dağılmış olarak yaşayan Mennocuların sayısı 1 milyonun üzerinde. Amişler ise çok az bir kısmı Kanada’da olmak üzere neredeyse tamamı ABD’de yaşıyor. ABD’deki nüfusları yaklaşık olarak 250.000 kadar. Yani sayıca oldukça az sayılırlar. En yoğun olarak bulundukları bölge ise Pennsylvania eyaletinin Lancaster kenti. Burada yoğunlaşmalarının nedeni ise ABD’ye ilk göç ettikleri tarihte Pensilvanya’nın efsanevi valisi William Penn’in onlara kucak açıp barınacak yer ve yaşamlarını kazanacak toprak vermesi.
Teknolojiyi Reddeden Topluluk
Amişler sayı olarak az demiştik ama Batı toplumlarında ender rastlanabilecek bir nüfus artış hızına sahipler. Elizabettown Üniversitesi’nden Amişler uzmanı Donald B. Kraybill’in araştırmasına göre Amiş toplumunun yıllık nüfus artık hızı %4 gibi çok yüksek bir düzeyde. Her Amiş ailesinin ortalama 5-6 civarında, bazılarında ise 15’e ulaşan çocuğu bulunuyor ve hesaplamalara göre 2025 yılı civarında nüfuslarını iki katına yani 500.000’e ulaşmış olacak. Kısacası böylesine yüksek bir nüfus artışı nedeniyle Amiş toplumunun nüfusu yaklaşık olarak her 20 yılda bir 2 katına çıkıyor.
Amişleri diğer topluluklardan ayıran en sıradışı özellikleri ise nüfus artış hızları değil elbette. Onları farklı kılan, ABD gibi ileri teknolojinin yaşamın tüm alanlarında egemen olduğu bir ülkede yaşamalarına karşın teknolojiyi neredeyse hiç kullanmıyor oluşları. İnsan ilişkilerini ve toplumu bozduğuna, gerçek bir Hristiyan’ın Hz. İsa dönemimdeki gibi yaşaması gerektiğine inandıkları için elektrik, telefon, otomobil, bilgisayar, internet gibi çoğumuz için vazgeçilmez sayılabilecek hiçbir teknolojik yeniliği kullanmıyorlar. Ulaşım gereksinimlerini otomobil yerine “buggie” adını verdikleri at arabaları, ışık gereksinimlerini güneşin doğuşu ve batışı arasındaki zamanı değerlendirerek, iletişim gereksinimlerini ise yüz yüze görüşerek karşılamak Amişlerin tipik yaşam tarzı.
Bu düzeni korumak ve çocuklarının erken yaşlarda dış dünyanın olumsuz etkilenmelerini önlemek için ise Amişler temel ilköğretimin ardından çocuklarını devlet okullarından alıp kendi kilise okullarında eğitiyorlar. Onlara göre ABD eğitim sistemi karşı çıktıkları bir rasyonaliteyi çocuklarına aşılamaya çalışıyor çünkü. Öğretmenleri ise yine bu okullardan mezun olmuş çoğu 17-18 yaşlarındaki bekar Amish kızları. Kendi toplumları dışındaki insanları “Englishman” olarak adlandırıp onlarla olan ilişkilerini mümkün olduğunca asgari düzeyde tutmaya çalışıyorlar. Hepsi çok iyi İngilizce bilmelerine karşın kendi aralarında kullandıkları dil Pensilvanya Almancası.
Amişler günümüzde de inançlarına son derece bağlı biçimde yaşıyorlar. Kendilerine özel bir kiliseleri var ve ibadetlerini toplu olarak bu kiliselerde yapıyorlar. Her Pazar ayininden sonra topluluktan bir üyenin evinde toplanıp birlikte yemek yiyorlar. Pazar ayini dışındaki tüm ibadetlerini de evlerinde yapıyorlar. Yaşamın her alanında da inançlarının emrettiği kurallara uymaya çalışıyorlar. Yazılı bir kuralları yok ama “Ordnung” adı verilen bir kurallar silsilesi var.
İnançlarına bu kadar sıkı sıkıya bağlı olmalarına karşın Amiş toplumu bağnazlıktan son derece uzak. Ne de olsa yeni dünyaya göç etmelerinin temel nedeni bağnazlığın geçmişte onlara yaşattığı acı. Öyle ki, 16 yaşına gelen çocuklarını dış dünyayı ve diğer yaşam tarzlarını tanımaları, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendilerinin belirlemesi ve özgür iradeleriyle bir sonuca ulaşmaları için tamamıyla serbest bırakıyorlar.
Her Amiş Kendi Yolunu Belirlemeli
Kullandıkları Pennsylvania Almancasında “dolaşmak” anlamına gelen “rumspringa” denilen bu dönemde gençler uyuşturucu, alkol, seks dahil istedikleri her şeyi serbestçe, sınırsızca deniyor ve yaşıyorlar. Sonra kendi tercihlerini yapıp isterlerse Amiş toplumuna geri dönüyorlar, isterlerse denedikleri bu yaşam tarzına uygun başka kentlere yerleşebiliyorlar. Geri dönenlerden ise, ki istatistikler gençlerin %93’ün geri dönmeyi tercih ettiklerini göstermektedir, Amiş toplumunun kurallarına uymaları bekleniyor.
Amiş toplumu, diğer Anabaptist topluluklar gibi, çoğu Hristiyan mezheplerin aksine doğar doğmaz vaftiz olayına karşı. Çünkü doğan her çocuğun masum olduğuna inanırlar. Kişi, yetişkin olduğunda ne zaman vaftiz olacağına kendisi karar verir. Ancak evlenmek isteyen her Amişin vaftiz olması zorunludur.
Günlük yaşam tarzları da oldukça sade sayılabilir. Örneğin kadınlar kesinlikle makyaj yapmıyor, mücevher takmıyor. Buna evlilik yüzükleri de dahil. Giydikleri uzun kollu ve tek parça etekler gösterişten uzak ve tek renk. Evlenene kadar başlarını siyah bir örtü ile kapatan kadınlar evlendikten sonra beyaz başörtüsü takmaya başlıyorlar. Erkekler de keza aynı şekilde sade giyiniyorlar: Sade renkli bir gömlek, yakasız bir pardösü ve bunları tamamlayan bir şapka. Evlendikten sonra ise sakal kesmeyi bırakırlar.
Amiş Toplumunda Evlilik
Evlilikler de yine Amiş toplumunun kendi içinde yapılıyor. 18 yaşını dolduran kızlar ile 20 yaşını tamamlayan erkekler eşlerini kendileri belirliyor ve ailelerinden izin alarak evleniyor. Yalnız burada da Ordnung kurallarına uymaları gerekiyor. Şöyle ki; bir Amiş ancak başka kendi cemaatinden ya da başka bir cemaat üyesi Amişle evlenebilir. Yabancı biriyle evlenmek kesinlikle yasak. Ayrıca ilk kuzenlerin evlilikleri de yasaktır, ikinci kuzen evlilikleri de sıcak karşılanmaz.
Evlenmeye karar veren Amiş gençleri rahibe veya rahip yardımcısına giderek o zamana kadar zina yapmadıklarını ve evliklerinin Ordnung kurallarına uygun olduğunu belirtirler. Eğer gençler evlilik öncesi seks yapmışlarsa ve bu durumu itiraf etme cesaretini gösterebilirlerse bazı değişiklikler olur. Gençler önce altı haftalık bir ceza ile önce günahlarının kefaretini öderler. Ve gelinin, normalde düğün sırasında giymesi gereken beyaz önlük ve göğüslüğü giymesine izin verilmez. Bir kadının düğünü sırasında giydiği beyaz önlük ve göğüslük öldüğünde de üzerinde olur. Dolayısıyla bir genç kız düğün gününde giydiği beyaz önlük ve göğüslüğün aynı zamanda kefeni olduğunu bilir. Bir tarım toplumu olmalarından dolayı da evliliklerin neredeyse tamamına yakını hasat mevsiminin sonunda yani sonbahar ya da kış aylarında gerçekleşir. Ve evlilikler ya Salı ya da Perşembe günü gerçekleşir.
Boşanma ya da doğum kontrol konusu da tıpkı Katoliklikte olduğu gibidir. Hiçbir gerekçe boşanma için yeterli bir neden değildir. Evlilikle başlayan bir birliktelik, ancak ölüm nedeniyle sona erebilir.
Amiş toplumunun temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Makineleşmeye geçmedikleri ve dolayısıyla daha yüksek maliyetli olduğu için ürettikleri tarımsal ve hayvanlar ürünler diğer üreticilerin ürünlerine göre daha pahalı. Fakat daha pahalı olmalarına karşın neredeyse yok satıyor. Çünkü teknolojinin neredeyse tüm nimetlerini reddeden Amişlerin ürettiklerinin gerçekten organik ve doğal ürünler olduğunu bütün tüketiciler biliyor ve özellikle tercih ediyorlar. Kriz dönemlerinde bile fiyatları yüksek olmasına rağmen Amiş ürünlerine yönelik talepte bir azalma olmaması tüketicilerin onlara duyduğu güvenin en bariz göstergesi. Amişlerin bir diğer bir geçim kaynağı ise marangozluk. Tamamen el emeği olan bu ürünler toptancılar tarafından anında kapışılıp piyasaya sunuluyor. Çünkü bir malı değerinden fazla paraya satmanın günah olduğuna inanan Amişler ürettiklerini maliyetinden çok az bir farkla veriyorlar.
Amişleri ABD’deki diğer topluluklardan farklı kılan bir diğer özellik de, ABD gibi vergi sisteminin son derece sıkı olduğu bir ülkede devlete tek kuruş vergi vermiyor olmaları. Gerçi hükümet birkaç kez vergi alma girişiminde bulunmuş ama kamuoyu baskısı nedeniyle geri adım atmak zorunda kalmış. Vergi vermedikleri gibi herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna da bağlı değiller. Onlara göre en iyi sosyal güvenlik yöntemi, kendi toplumlarının kurmuş olduğu sosyal güvenlik sistemi ve aile kurumudur. Örneğin bir Amiş’in eve gereksinimi varsa hep birlikte karşılıksız imece usulü ona ev inşa ediyorlar. Genelde doktora gitmeyip doğal yöntemlerle tedavi oluyorlar ama gitmek zorunda kalanların tüm masraflarını da yine topluluk karşılıyor. Askere gitmedikleri gibi Amiş toplumu genelde sorunlarını kendi içlerinde hallediyor ve hiç bir suçu polise bildirmiyor.
Amişlerin toplumsal dayanışma anlayışını gösteren en güzel örneklerden biri belki de Amish Grace (Amiş Merhameti) adlı filme ve kitaba da konu olan yaşanmış katliamdır. Bu olayda Amiş toplumu dışından bir kişi, bilinmeyen bir nedenden bir Amiş okulunu basarak 5 küçük kız çocuğunu öldürür ve ardından intihar eder. Katliamın ardından bir araya gelen mağdur Amiş anneleri katliamı gerçekleştiren kişinin evini ziyaret ederek ailenin acısını paylaştıklarını ve yaşananların “sorunlarını çözmekte aciz kalmış bir Tanrı evladının talihsiz bir eylemi” olduğunu söylerler. Ayrıca katliamı gerçekleştiren kişinin ardında yetim bıraktığı çocukları için de bir yardım kampanyası başlatırlar.
Amişler belki de bu yüzden, bireysel kapitalizmin ve yozlaşmanın en vahşisinin yaşandığı ABD’nin en sıradışı toplumudur. Onlar her ne kadar teknolojiden uzak durup modern dünya için ilkel sayılabilecek bir yaşam tarzı benimsemiş olsalar da, çoğu uygar toplumlara ders verecek bir ahlak anlayışları vardır.
http://www.serenti.org/ilkel-bir-toplumdan-uygarlik-dersi-amisle
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.12 09:42 bilgibirikim Özel Çiçekler (Solmayan Gül)

Günümüzde çiçekler farklı ve etkileyici görünümleri ile özel olarak tasarlanmaktadır. Ev dekorasyonunda çok fazla tercih edilen çiçekler, şık ve özel tasarımlarıyla bulundukları ortama ayrı bir hava katmaktadır. Sevdiğiniz kişilerin doğum günü, anneler günü, öğretmenler günü, sevgililer günü gibi özel günlerine özel çiçek tasarımları tercih edebilirsiniz. Özel çiçekler, kişiyi daha özel hissetmesini sağlayacaktır. Birbirinden şık tasarımlı çiçeklerle, sevdiklerimizin yüzünü her zaman güldürmek için en iyi seçimlerdir. Şüphesiz sevdiğiniz kişiler çiçeklerin en özelini hak ediyorsa ona özel çiçek tercihleri yapabilirsiniz. Özel tasarım çiçekler, taze ve en güzel çiçeklerle hazırlanmaktadır. Ayrıca şıklığı ve göz alıcı renkleriyle de birçok kişiyi etkisi altında bırakmaktadır. İsteğinize göre renkleri, tasarımı, sade veya gösterişli özel çiçek tasarımlarını seçebilirsiniz. Çeşitleriyle geniş bir yelpazeye sahip olan özel çiçekler, herkese hitap etmektedir. Özel çiçek tasarımlarıyla solmayan güllerimiz duruma ve kişiye özel yapılabilmektedir.
Kırmızı Gül Özel Çiçek Tasarımları
Aşkın çiçeği olan kırmızı gül, özel çiçek tasarımları ile eşinize veya sevgilinizi özel hissettirebilirsiniz. Doğum günü, evlilik yıl dönümü, kız isteme, nişan gibi özel günlerinizde kırmızı gül özel çiçek tasarımları ile en güzel günlerinizi daha da özel yapabilirsiniz. Çiftler için tasarlanan kırmızı güller, şüphesiz aşkın en güzel halini temsil etmektedir. Ayrıca evlilik tekliflerinde özel tasarım kırmızı güller ile harika bir konsept oluşturabilirsiniz. Hayatınızın en güzel anlarını en güzel özel kırmızı gül tasarımlarıyla taçlandırabilirsiniz. Kırmızı güller her zaman aşkın, tutkunun, sevginin, masumiyetin, sadakati ifade etmenin sessiz ifade şekli olmuştur. Kırmızı güllerin bu özelliğinin yanına bir de özel tasarımlar eklenince muhteşem ve göz alıcı görüntüler ortaya çıkacaktır.
Size Özel Çiçek Tasarımları
Gönderdiğiniz çiçeklerin sizi ifade etmesi için size özel tasarımlar olması gerekmektedir. Prestijinizi ön plana çıkaracak özel çiçek tasarımlarını, firmamızda bulabilirsiniz. Birbirinden şık ve iddialı koleksiyonumuz, sizi her zaman bir adım önde gösterecektir. Özel günler, katılamadınız davetler ve düğünler, özel geceler için özel tasarlanan çiçek koleksiyonumuzu gönül rahatlığı ile gönderebilirsiniz. Farklı taze ve özel çiçek seçenekleri ile en güzel tasarımı siz değerli müşterilerimiz için hazırlamaktayız.
Kaynak: https://xn--ieksalonu-p3ab.com/
submitted by bilgibirikim to u/bilgibirikim [link] [comments]


2020.07.29 15:25 griljedi GRRM - 2012 Söyleşileri

  1. Şu ana kadar yayımlanan kitaplara eklediğiniz ve okuyucunun bulmasını umduğunuz ama bulamadığı şeyler var mı? Yahut çok az kişinin gördüğü?
Hayranların şu ana kadar her şeyi öğrendiğini düşünüyorum. İnsanlar düşüncelerini internette, bloglarda yazıyor. En anlaşılmaz, ücra ipuçları bile kısa sürede bulunuyor ve dikkat çekiliyor.
  1. Valyria’yı görecek miyiz?
Kıyamet öncesi mi şimdiki halini mi? Belki.
  1. Cevaplanmamış ama Kış Rüzgarlarında cevaplanacak üç soru söyler misiniz?
Söyleyebilirim ama söylemeyeceğim.
  1. Bronn’un hikayesi bitti mi?
Bronn’un hala bir rolü var, kesinlikle geri dönecek.
  1. Başlangıçta onlara vereceğiniz yolu ertelediğiniz veya yoldan saptırdığınız bir karakter var mı? Varsa, kim?
Hayır, var diyemem. Bazı durumlarda kronolojiler başlangıçta istediğimden farklı ama tüm karakterlerin hikayeleri aynı devam devam ediyor.
  1. Demiradamlar kuzeye saldırmamış ve Kızıl Düğün gerçekleşmemiş olsaydı Kuzey ve Nehirtoprakları bağımsız kalmaya devam edebilir miydi?
Kuzey olabilir ama Nehirtoprakları daha sorunlu. Gerçek doğal sınırlar olmadan, nehirtoprakları her taraftan saldırılara karşı savunmasızdır, bu yüzden tarihleri kan ve kargaşa ile dolu.
  1. Hayranların bulduğu ama sizin o amaçla yazmaya niyetlenmediğiniz en büyük kırmızı ringa balığı (yem) nedir?
Bu söylemek olurdu ama hayranlar, ufacık bir şeyden bile kuram çıkarıyorlar. Zaman zaman bunları bana e-posta atıyorlar.
- Dothraki aslında bir dizi bozkır ve ova kültürünün bir karışımı olarak tasarlandı ... Moğollar ve Hunlar, kesinlikle, ama aynı zamanda Alans, Sioux, Cheyenne ve çeşitli diğer Amerikan kabilelerinin ... saf bir fantazi ile terbiyeli hali. Araplara veya Türklere - orijinal olarak bozkırların atlıları olması haricinde- herhangi bir benzerlik tesadüfidir (bu emmiye biri Hunların da Türk olduğunu söylesin. Neyse). Bununla birlikte, genel olarak, tarihten ilham alırken, ister bireylerden isterse tüm kültürlerden olsun, doğrudan bire bir nakillerden kaçınmaya çalışırım. Robert'ın VIII. Henry veya Edward IV olduğunu söylemek nasıl doğru değilse, Dothrakilerin de Moğol olduğunu söylemek doğru olmaz.
- GRRM; “Ejderhaların Dansı sonunda pek çok uçurum vardı, 6. kitapta bunları çok erken çözeceğim. Kitabı inşa ettiğim iki büyük savaşla açacağım; Buz Savaşı ve Meereen-Köle Körfezi Savaşı ve sonra oradan alıp devam edeceğim.”
- Ned ve Robb’un ölümü... Bu iki karakterin sonunu en başından beri biliyor muydunuz yoksa zaman içinde mi karar verdiniz?
Neredeyse en başından beri biliyordum. Hikayenin büyük vuruşlarını biliyorum; ana karakterlerden kim ölecek, kim yaşayacak... hepsini. Yazım sırasında keşfettiğim çok ayrıntı var, küçük karakterler gibi... Yani ana karakter altı arkadaşıyla bir savaşa girecekse altı arkadaşın hepsine de ne olacağını bilmiyorum, buna yazarken karar veriyorum ama büyük oyuncular, büyük hayatlar ve hayat değiştiren büyük olayları en başından beri planlı.
- Bir çok kişi Jon’u öldürdüğünüzü düşünüyor. Geçmişte Starklara çok kötü şeyler yaptınız ama içimden bir ses Jon hayatta kaldı diyor. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?
[Güler] Bu konuda yorum yapmayacağım.
- Jon, Lord Kumdandan olarak resimden etkili bir şekilde çıkmış olsa da - yaşıyor olsa bile, Sur’un o kış geldiğinde Ötekileri geri tutma şansını sevdiğimden emin değilim. Kış Rüzgarları'nda Sur’un güneyine doğru hareket ettiklerini göreceğimizi varsayabilir miyiz?
Çok fazla şey söylemek istemiyorum ama Kış Rüzgarlarında kesinlikle daha fazla Öteki göreceksiniz.
- Kargaların Ziyafeti ve Ejderhalarla Dansta bölüm başlıkları olarak Kraliçe'nin Eli veya Demir Talip gibi etiketleri kullanmaya başladın, daha önceki ciltlerde ise her zaman Jon veya Ned ya da Arya idi. Bu kimlik sorunlarını keşfetmenin bir yolu mu? Özellikle Arya ve Sansa ve Theon ile tüm kimlikleri değişiyor gibi görünüyor.
Evet, tam olarak amacım bu. Bu kitaplarda birçok kimlik saldırı altında.
- Ortaya çıkan bir diğer tema da – her yerde var ancak ancak Ejderhalarla Dansa son pov’da daha da netleşiyor - taht oyununda oyuncu olduklarını düşünen karakterlerin piyonlardan daha sık olması. Gerçek güç gölgelerdedir. Bu fikri en başından itibaren keşfetmek istediniz mi yoksa hikaye geliştikçe mi ortaya çıktı?
Hangi durumdan bahsettiğinize bağlı. Bu seriye 1991 yılında ilk başladığımda, ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. A Game of Thrones'a geldiğimde, ana temaların ne olacağını biliyordum ve bu kesinlikle onlardan biri. Gücün doğası ve gücün kullanımı ve insanların iktidara gelmesi için neler yaptıklarını - ele aldığım en önemli şeylerden bazıları.
Varys’ın 2. kitapta sorduğu kral, rahip, savaşçı bilmecesi buna hitap ediyor. Kim kime itaat ediyor? Asıl güç kimde? Asıl soru bu.
- GRRM, Tyrion karakterini, 1981 yılında Lisa Tuttle ile yazdığı Windhaven isimli kitaptaki bir cümleden ilham aldı; “Bir cüce var, gördüğüm en çirkin adam ama ayrıca en zekisi.”
- GE: Tyrion ve Daenerys, serinin en ünlü iki karakteri...
En popüler iki karakterden biri, ancak bence evrensel olarak en popüler olan ikisi Jon Snow ve Arya. Her karakterin hayranları ve büyük bir iltifat olarak aldığım aleyhte sözler var. Gerçek insanlar hakkında böyle hissederiz; bir kişi onları sever, başka bir kişi onlar tarafından tahrik olur ve başka bir kişi onların sahte olduğunu düşünür. Kurgusal bir karakter yaratıyorsanız ve herkes karakteri seviyorsa veya karakterden nefret ediyorsa, muhtemelen bir karton parçası yaratmış olursunuz.
- GRRM, Kargaların Ziyafeti’nde Brienne’nin asılırken yaptığı seçimin “kılıç” olduğunu doğruladı ve bunu küçük Payne’i kurtarmak için yaptığını da... Yani Podric Payne, hala hayatta.
- Karakterleriniz arasında bir seyahat arkadaşı seçmeniz gerekse kimi seçerdiniz?
Hedefe ve ne yapmak istediğime göre değişir. Eğer sadece gezi, manzara, farklı yerleri görmekle ilgiliyse Tyrion’u yanıma alırdım; asit yorumları (iğneliyici demek istiyor sanırım, söyleşi ispanyolcaydı, ben de otomatik sayfa çevirici kullandım) belli zamanlarda çok iyi olurdu. Daha romantik bir kaçış olacaksa da Daenerys’i alırdım çünkü eğlenceli olmasının yanı sıra çok güzel bir kadın.
- Kim daha seksi? Hayalinizdeki Daenerys mi yoksa Emillia mı?
Gerçek şu ki Emillia çok seksi ama farklılar. Benim için seçmesi zor çünkü ikisini de çok seksi görüyorum. Emillia düşündüğüm karakterin daha yaşlı bir hali. Kitaptaki Dany, cinsellik dünyasına girmiş bir genç kız ile küçük bir kız olma arasında değişiyor. Bazen bir kraliçecilik oynayan bir kız gibi davranırken, bazen de her açıdan tamamen işlevsel bir yetişkin gibi davranır. 23 yaşındaki Emillia 17 yaşında olması gereken (aslında 16) bir karakteri canlandırıyor.
- Westeros’ta ailelerin çok fazla çocuğu var, onları rahatça öldürebilmek için mi? Karakterleri öldürmeyi seviyor musunuz?
Bunu sevmiyorum ama bazen bunu komplo ihtiyaçlarıyla yapmak zorunda kalıyorum. Buna ek olarak ilham aldığım dönem Orta Çağ; o dönemlerde ailelerin şimdikilerden daha fazla çocukları olurdu çünkü kadınlar da çocuklar da sık sık doğumda ölürdü hatta çocuklarınızın ileride fazla yaşamayabileceğinizi bilirisiniz; kimisi erken yaşta kimisi biraz daha ileri yaşta ölürdü. Bu yüzden o dönemlerde çok çocuk olurdu. Ben de, her ne kadar bu bir fantezi de olsa, işime bunu yansıtmaya çalışıyorum, o dönemin şartlarına sadık kalmaya çabalıyorum.
- Yedinci kitabın ismi Kurtların Zamanıydı, bunu neden değiştidiniz?
Bu geçici bir başlıktı; bir isim seçmem istendi ve benim de aklıma ilk Kurtların Çağı ya da Kurtların Zamanı geldi ama hiçbir zaman sevmedim. Bir Bahar Rüyası daha iyi bir başlık.
- Ormanın Çocukları ile Ötekiler arasında göründüğünden daha yakın bir ilişki var mı?
Olabilir, olabilir. Hikaye devam ettikçe gelişecek bir konu, bu yüzden şu an bir şey söylemem (kendi de bilmiyor :D ).
- Jon Arryn’nın ölümünün LF ve Lysa eliyle olduğunu öğrendik, peki Sör Hugh’un ölüm emrini kim verdi? Cersei mi? LF mi?
İkisi de olabilir, kararınıza göre... Ancak bu, sadece bir Gregor olayı olabilir de. O cani ve acımasız biri, birini öldürmek için gerçek bir nedene ihtiyacı yok.
- Doran ve Mellario’un tartışma sebebi çocuklarını uzaklaştırma meselesi yüzünden ise Mellario neden Dorne’u terk etti? (Herkesin merak ettiği bir soru.)
İyi bir evlilik değildi. Yeni ve egzotik bir şeyin cazibesi nedeniyle evlendiler. Bazen cazibe en az beklediğiniz zaman olur. Uzak bir ülkenin prensi idi ve o da hayat dolu, çok çekici, çok farklı bir kültürden gelen bir kadın gibi görünüyordu. Dorne'a geldiğinde, Norvos'tan farklı olan, özellikle de çocukların başkalarına himaye edilmesiyle ilgili geleneklerin olduğunu görür. Bu ne siyasi bir evlilik, ne de büyülü bir evlilikti, sadece insan doğasının bir örneğiydi. Bazen ilişkiler iyi bir temel üzerinde başlar: tanışırsınız, büyük bir cinsel cazibe vardır, bir ilişki kurarsınız, evlenirsiniz ... ve sonra dört veya beş yıl içinde gerçekten ortak bir şeyinizin olmadığını fark edersiniz. Bir hata yaptınız ve yedi krallıktaki gibi boşanmanın yaygın olmadığı bir toplumda kolay çözümü olmayan bir durumdasınız... Bu sadece başarısız olan politik bir evlilik örneği değil, ayrıca aşk evliliklerinin bile başarısız olabileceğinin bir örneğidir.
Bazen Yedi Krallık'taki politik evlilikleri iyi gelir ve aşk için olan evlilikler iyi olmaz. Bazen bir çift birbirini sever ve sonra bir noktada sevmezler. Şehvetten gülüşmeler başka bir şeyden de gelişmeyen evlilikler vardır. İşlerin iyi gideceğine dair bir garanti yoktur ve bunun sonucu, hayal kırıklıklarının gelişmesi ve her insanın kendi yolunda gitmesi için yabancılaşmanızdır. Bu konuda Mellario'dan bir miktar acı var çünkü Dorne Prensi olarak Doran çocuklarıyla birlikte kalabildi ve Mellario, onları terk etmek zorunda kaldı (anladığım kadarıyla Doran, kadının çocukları alıp gitmesine izin vermemiş).
- Kitaplarda, krakenleri derinlerden uyandırabilecek bir boru hakkında hikaye var. Hiç kraken görecek miyiz?
Mümkün soruya şaşırmış görünür
- Ölü ulukurt ve yavrular hakkında... Bunlar eski ilahlardan bir hediye mi yoksa Bloodraven’dan mı? Bazıları ölü kurdun boğazına takılan geyik boynuzunu bir fs olarak görüp Stark-Baratheon çatışmasına işaret kabul ediyor.
Dostum, bu okuyucuların anlaması gereken bir şey. Eğer orada dikkatlice ince bir şekilde çalıştığım bir sembolse, bunun nedeni insanları düşündürmek için fikir verici olmaya çalışıyorum. Eğer görürseniz ve merak etmeye başlarsanız, bu bilerek yapılmıştır. Ama "Bu bir sembol! Bu bir sembol!" diye bağırmayacağım. Her okuyucu kendi okumalı ve sembollerin ne olduğuna ve ne anlama geldiğine kendileri karar vermelidir. Bu, karmaşık bir sanat eserinde yaptığınız işin bir parçasıdır, kasıtlı olarak yapılandırılmış ve nispeten belirsiz olan bir şey, böylece her okuyucu kendi sonuçlarını çıkarabilir.
- Jaqen, Kızıl Tanrı'ya ve başka yerlerde ateş tanrısına atıfta bulunur. R'hllor'dan mı bahsediyor? Arya'nın Yüzsüz Adamlar tarafından eğitildiğini gördüğümüzde, R'hllor onlar için özellikle önemli görünmüyor.
George bir an düşünür Eh, Jaqen’ın onu ne zaman andığına dikkat et; yakın zamanda neredeyse yanıyordu.
- İsyan sırasında neden Davos, Stannis’e yardım etti?
George güler Çünkü soğanı vardı! Ve kendi kendine şöyle düşündü: "Bunları en iyi fiyata nereden satabilirim? Onları King's Landing'e götürürsem bana soğan bedelini ödeyecekler ama onları açlık çeken insanlara götürürsem kesinlikle daha iyi ödeyecekler. "
- Varys ve Illyrio, Prens Doran ve Sör Willem Darry'nin yapmış olduğu nişan sözleşmesinin farkında mıydı? Ve neden Darry veya birisi Viserys'e ölümünden önce bu anlaşmayı söylemedi?
İlk soruya: hayır. İkincisi ise, Viserys karar verildiğinde olgunlaşmamış bir çocuktu ve bu bilgiye hazır değildi.
- Arthur Dayne, asil ve cesur bir şövalye olarak tanıtıldı. Jaime bile dehşete düşerken o nasıl Aerys’in acımasızlıklarını destekleyebildi?
Okumaya devam edin.
- İlk Daenerys, Daemon Blackfyre ve Dorne prensi arasındaki ilişkide neler olduğunu anlatır mısınız?
Daemon ve Daenerys'in aşık olmasına rağmen, kardeşi kral Daeron, sevgi meselelerinden daha çok devlet meseleleriyle ilgiliydi. Dorne ile uzun yıllar mücadele etmiş ve Yedi Krallığa taciz etmelerini engelleyemedikleri gibi onları Yedi Krallığa katamamıştı. Şiddetin başarısız olduğu yerde, belki de evliliğin düşmanlığa son verebileceğini fark etti ve böylece kız kardeşini Dorne prensi ile ittifak kurmak için kullandı. Bu politik bir evlilik, saf ve basit, Dorne ve Yedi Krallık arasında birliği garanti etmek için uygun bir evlilik. Ayrıca, kız kardeşini ki kendisiyle birkaç çatışması olmuş ve bir çok insanın tahtın gerçek sahibi olarak gördüğü piç erkek kardeşi yerine, Dorne prensine vermeyi tercih etti. Bu da Daemon’u ilk Blackfyre Taliplisi olmasına iten bardağı taşıran son damlaydı.
- Ejderhalarla Dansta, Brandon Stark’ın da Robert gibi kadınlara olan ilgisi hakkında daha fazla şey öğreniyoruz. Brandon'ın da piçleri var mıydı?
Brandon'ın çocuk sahibi olmadan önce öldüğünü söylemek abartı olurdu. Kitaplarda bakire olmadığı tespit edilmiştir. Ziyaret ettiği çeşitli yerlerde küçük snowlar bırakmış olabilir ama kesinlikle açık olan, meşru çocukları olmadığıdır.
- Meereen Düğümünün nasıl vuku bulduğunu artık biliyoruz. Asıl sorun neydi? Örneğin, Dany'nin çeşitli karakterlerle tanışma sırası mıydı, yoksa ejderhaları kim, ne zaman ve nasıl almaya çalışacağı mıydı?
Şimdi bir şeyler açıklayabilirim. Pek çok, birçok faktörün bir birleşimiydi: Xaro'dan Dany gemilerini vermek için teklifle başlayalım, reddedilmesi daha sonra Qarth'ın savaş ilanına yol açacaktır. Sonra şehri sakinleştirmek için Daenerys'in evliliği var. Sonra Yunkai ordusunun Meereen kapılarına gelişi var, çeşitli insanların yoluna çıkma sırası var (Tyrion, Quentyn, Victarion, Aegon, Marwyn, vb.) Ve sonra Daario var, bu tehlikeli kiralık kılıç ve Dany'nin onu gerçekten isteyip istemediğine dair bir soru var; salgın var, Drogon'un Meereen'e dönüşü var ...
Bütün bunlar havaya fırlattığım toplardı ve hepsi bağlantılı ve kronolojik olarak iç içe geçmişti. Drogon'un şehre dönüşü, farklı zamanlarda olduğunu keşfettiğim bir şeydi. Örneğin, Quentyn'in Meereen'e gelişinin üç farklı versiyonunu yazdım: biri Dany'nin evliliğinden çok önce geldi, biri daha sonra geldi ve diğeri evlilikten sadece bir gün önce geldi romanda olan da bu Ve bu farklı varış noktalarının diğer karakterlerin hikayelerini nasıl etkilediğini karşılaştırmak ve görmek için üç versiyonu da yazmak zorunda kaldım. Henüz gelmemiş bir karakterin hikayesi de dahil (Sonra da GRRM neden kitapları bitiremiyor, diyoruz :P ).
- Melisandre neden Stannis'i aradı? Onu alevlerinde gördü ve kendi başına aramaya mı karar verdi yoksa kırmızı rahipler adına bir göreve mi başladı? Rahipler tarafından gönderilen Moqorro ile karşılaştırdığınızda, sanki ikincisi gibi görünmüyor.
Haklısın, Melisandre kendi karar verdi, onun kendi gündemi var.
- Ejderha Kayası temelde volkanik bir ada ve bu nedenle, mağaralarına ne kadar derine girerseniz, o kadar sıcak olur ... ama derinliklerinde bu ısıya neden olan eski Valyri büyüsü olabilir mi?
Ejderha Kayası kalesinin nasıl inşa edildiğine ve bazı yapılarında taşın bir şekilde sihirle nasıl şekillendiğine bakarsanız ... evet, hala Valyria büyüsünün mevcut olduğunu söylemek mümkündür( Targların buradaki büyü yüzünden hastalanmadığı, ayrıldıkları için hastalanmaya başladıkları kuramım daha bir güçlendi :) ).
- Neredeyse her zaman birbirleriyle müttefik olmak isteyen aileler arasında evlilikler görüyoruz. Bu bağlam göz önüne alındığında, Tywin Lannister'in evliliğinin ilk kuzenle olması tuhaf görünüyordu ve hatta Tywin'in ne kadar pragmatik ve hırslı olduğunu düşündüğünüzde daha da tuhaf görünüyordu. Yoksa gerçekten bir aşk evliliği miydi?
Aşk olabilir ama ailenin kanını güçlendirmek için başka bir açık sebep var. Targaryenlar bu politikanın en uç örneğidir: sadece kanın saflığını korumak için aile içinde evlenirler ve böylece taht veya ailenin yönetimi için birkaç aday bulundurma probleminden kaçınırsınız. Beş erkek kardeşiniz varsa ve her birinin birkaç çocuğu varsa iki veya üç nesilden sonra kendinizi otuz potansiyel mirasçı ile bulabilirsiniz: Lannister veya Frey adında otuz kişi olabilir ve bu da çatışma üretir çünkü hepsi taht için kalıtsal kavgalara katılacaklar. Güller Savaşı'nın kaynağı budur; Taht için fazla aday, hepsi Edward III'ün torunları. Beş oğlunuz varsa ve bu tür bir problemden kaçınmak istiyorsanız, belki de en büyük oğlunun ilk doğan kızını üçüncü oğlunun çocuğuyla evlenmek o kadar da kötü bir fikir değildir; kavgalardan kaçınırsınız ve kan birleşik kalır, belki de Tywin'in evliliğinin amacı buydu. Belki Lord Tytos'un fikriydi hatta Tywin'in büyükbabasının fikri bile, evlilik ittifakının tam olarak hangi saatte yapıldığına göre...ancak notlarımı kontrol etmem gerekir çünkü hatırlayamıyorum.
- Valyria’yı görme şansımız var mı?
Belki ama kesin değil. Asıl soru geçmişteki mi yoksa şimdiki mi? (yukarıda vardı bu soru, evet. Kasıtlı tekrar ekledim çünkü adamın kafasındakini çözmeye çalışıyorum ama daha çözemedim. :D)
- Jaime, Diyar’ın tarihindeki en iyi kılıç ustalarından biri. Ned harika bir kılıç ustası denemez, daha çok yetkin bir kılıç ustası demek daha doğru olur, onun yeteneği başka yerde yatıyor. O daha çok iyi bir komutandır(ağabeyi iyi bir kılıç ustası).
(Bundan sonra yine bir İspanyolca çevirisi var ve yine oto sayfa çevirisi kullandım. Malum bu dili bilmediğim için olduğu kadar; çoğu genelde iyi çeviri görünüyor ama kelimelerde anlamsız kaçan noktalar vs. olabilir. Çok karmaşık, devrik olan; çeviriden emin olmadıklarımı çıkartıyorum yazıdan çünkü tamamen yanlış bir bilgi de verilmiş olunabilir, emin olamam.)
- İlk kitaplardan herhangi bir şey değiştirmek ister misiniz?
Ahm ... Bekle ... Neyi değiştirmek isterdim? Tyrion Lannister'ın ilk tanıtıldığı sahneyi değiştirmek isteyebilirim;Tyrion'un bir kapının tepesinden atladığı sahne; bu mümkün değil. O zamana kadar, böyle durumu olan insanlar hakkında çok az referansım vardı ve daha sonra fiziksel zorlukları hakkında daha geniş detaylar öğrendim. Yani bu değiştireceğim şeylerden biri.
- Dördüncü kitaptan, 'Peygamber' veya 'Kraken'in Kızı' gibi takma adlarla bazı bölümleri açığa çıkardınız. Bunu neden yapıyorsun?
Eh ... [Gizemli bir gülümsemeyle uzun zamandır düşünüyor] Bence en iyi bilim kurgu ve fantezi yazarlarından Gene Wolfe'yi tanıyor musunuz bilmiyorum.Eserleri bulmaca ve gizemlerle dolu ve söylediklerine çok dikkat etmeniz gerekiyor.Bir gün ona sorduğumu hatırlıyorum: “Bunu neden kullanıyorsun? Bunun ötesinde daha derin bir neden var mı? ”Ve başlangıçta hiçbir şey söylemedi. Sadece ironik bir şekilde gülümsedi ve bana dedi ki: “Bunun ne anlama geldiğini düşünüyorsun?” Ve ona teorilerimi söyledim.Sonra şöyle cevap verdi: “İlginç…” [Gülüyor].Benden kurtulmak istediğin tek şey bu, ama bunun bir kaza olmadığını söylemeliyim [Gülüyor].
- 2012 yılında 400 sayfasını yazmış kitabın ama ancak 200 tanesi tam manası ile bitmiş (son gözden geçirmelerle yani). Bu durumda şimdi sona gelmiştir inşallah. :)
- Kitabın sonunda herkesi memnun etmeyeceğini biliyorsun, değil mi?
Tabii ki bazı hayranlarımı hayal kırıklığına uğratacağım çünkü nihayet tahta çıkacaklar hakkında teoriler yapıyorlar: kim yaşayacak, kim ölecek… ve hatta romantik eşleşmeleri hayal ediyorlar ama bu fenomeni Rick Nelson'ın sözlerini tekrarlayarak yaşadım: “Kimseyi memnun edemezsin, bu yüzden kendini memnun etmelisin”. Bu yüzden son iki kitabı yapabildiğim kadar iyi yazacağım ve okurlarımın büyük çoğunluğunun bundan memnun olacağını düşünüyorum. Herkesi memnun etmeye çalışmak korkunç bir hatadır; Ben okuyucularınızı kızdırmanız gerektiğini söylemiyorum ama sanat bir demokrasi değildir ve asla bir demokrasi olmamalıdır. Bu benim hikayem ve rahatsız olan insanlar dışarı çıkmalı ve kendi hikayelerini yazmalı; okumak istedikleri hikayeleri.
- Hayran forumlarından uzak durmaya çalıştığını çünkü insanların olanları tahmin ettiğinde hikayeyi değiştirme güdüsü devreye giriyor ama onca ipucunu verdikten sonra bunu yapmanın doğru olmayacağını ve bunun hikayeyi de mahvedeceğini bildiğinden bakmamak en iyi seçenek. “Kitabı o kadar ipucuyla doldurduktan sonra değiştirmek beni yalancı yapar, ben yalancı değilim” diyor(Ama karısı giriyormuş forumlara :P ).
- Sen kötü bir yazarsın çünkü birçok ana karakteri öldürüyorsun. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Şey… Okuyucularımın okuduklarına duygusal olarak katılmalarını istiyorum. Uzaktan okumayı sevmiyorum ve onların gerçekten dahil olmalarını istiyorum ve eğer korkunç şeyler olacaksa; Korkmalarını istiyorum. Bunu yapmanın ötesinde herkesin ölebileceğini belirtmek istiyorum. Benimki, kahramanın güvende olduğunu bildiğiniz, diğerleri gibi tahmin edilebilir bir kitap değil. Kahramanın ne kadar sorun yaşarsa yaşasın, karşılaştığı ihtimaller; o gelecek, çünkü o ... o John Carter, o kahraman. Gerçek hayatta böyle değil ve kitaplarımda gerçekçi olmak istiyorum, bu yüzden kimse kitaplarda güvende değil. Bir yazar olarak amacım her zaman güçlü bir kurgu hikayesi yaratmaktı. Okuyucularımın kitaplarımı ve rahat bir koltukta otururken geçirdikleri harika zamanı hatırlamalarını istiyorum.
- Ama Buz ve Ateşin Şarkısı'nın kahramanı kim ?
Bilmiyorum. Herkes kendi hikayesinin kahramanı ... ve bir düzineden fazla bakış açısı karakterim var ve hepsi kahraman …
- Kitaplarınızın bir başka ilginç yanı da bize Kızıl Tanrının alevleri, Yüce Yürek Hayaleti'nin sözleri veya Ölümsüz Evi'nin vizyonları aracılığıyla birçok ipucu vermenizdir…
-Güler- Onlar spoiler mı? Onların ne demek istediğini anlamak için çok dikkatli bir şekilde bakmanız gerekir. Hepsi de göründüğü gibi değil. Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.”
- Elbette bize yardım etmek için verdiğiniz tüm kehanetlere rağmen hikaye çok öngörülemez …
Kehanetler, kabzasız kılıca benzer, çok dikkatli tutmak gerekir.” diyor ve kehanet işinin kitaba ilginçlik katacağına ama çok belirgin bir mana ile yahut çok kolay anlaşılır şekilde bunu yapmak istemeyeceğinden bahsediyor. Kehanet için Güller Savaşında yaşamış bir lordu örnek veriyor. Beyaz Kule’nin altında öleceğine dair bir kehanet duymuş ve ondan sonra o kuleye bir daha yaklaşmamış; savaşta öldürülüyor ve öldüğü yer de o kulenin resminin olduğu yerdir. “Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.” diye bitiriyor. “Kehanetler beklenmedik şekillerde gerçekleşir. Onlardan ne kadar kaçınmaya çalışırsanız, onları o kadar çok gerçeğe dönüştürürsünüz ve ben bununla biraz eğlenirim.”
- Yani her zaman beklentilerimizi hayal kırıklığına uğratmak istiyorsun, değil mi?
Evet, her zaman niyetim buydu: okuyucunun beklentileri ile oynamak. Bir yazar olmadan önce çok iddialı bir okuyucuydum ve hala öyleyim ve çok öngörülebilir grafikleri olan çok sayıda kitap okudum. Bir okuyucu olarak aradığım şey beni memnun eden ve şaşırtan bir kitap. Ne olacağını bilmek istemiyorum. Benim için hikaye anlatımının özü bu ve bu nedenle okuyucularımın artan ateşle sayfaları çevirmelerini istiyorum: sonra ne olacağını bilmek. Çoğunlukla fantezi türünde, kahramana sahip olduğunuz ve o seçilmiş olan birçok beklentisi var ve her zaman onun kaderi tarafından korunuyor. Kitaplarım için istemedim.
- Serinin ismi neden Buz ve Ateşin Şarkısı? Sur ve ejderhalar ve ötesi için mi?
Bu bariz bir şey ama evet, bundan fazlası var. İnsanlar Robert F.’in şiirinden etkilendiğimi söylüyor, doğru. Ateş aşk, tutku, cinsel şevk ve diğer şeylerdir. Buz ihanet, intikam ve buz… biliyorsun, insaniyetsiz bir soğukluk ve kitaptaki diğer şeyler.
- Bana biraz kadın karakterleri hakkında konuş, çünkü onlar çok çeşitli ... Lady Catelyn, Kraliçe Cersei, Asha Greyjoy, Melisandre, Tarth Brienne ...
Şey ... Farklı olmalılar çünkü farklı yaşam deneyimleri olan farklı kadınlar. Tüm kadınların aynı olduğuna inanmıyorum, erkeklerin hepsi aynı değil. Bence “tüm kadınlar… boş olanı dolduruyor” gibi yaptığınız herhangi bir ifade yanlıştır. Bu tür genellemeler sizi her zaman sıkıntıya sokar, bu yüzden kadın karakterlerimi Westeros'un Yedi Krallığı gibi cinsiyetçi ve ataerkil bir toplumda bile büyük çeşitlilikte sunmak istedim. Kadınlar farklı roller ve farklı kişilikler bulabilirler, bu yüzden farklı yeteneklere sahip kadınlar bir toplumda kim olduklarına göre çalışmak için yollar bulabilirler.
- GRRM savaş karşıtı biri ama “mutlak pasifist” biri kesinlikle değil.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.25 10:41 Asusnur GRRM - 1999 Söyleşileri - 2

Bu çeviri @griljedi tarafından yapılmıştır
25 Mayıs 2020
Bronn, 30’ların başlarında.
Eğer her bir şövalye başka bir kişiyi şövalye ilan edebiliyorsa Ser Osmynd Kettleblack gibi vicdansız şövalyelerin yahut toplumsal değerleri küçümseyen hanelerin bu durumu suistimal etmesine engel olan nedir?
Sosyal baskı. Bir şövalyenin akranları bunu yapana kötü gözle bakar. Evet, belli bir miktar para kazan olabilir ama şerefi kalmazdı ve şeref, bu kültürde hala çok önemlidir.
Ser Osmynd neden para için başkalarını şövalye ilan etmedi ya da en azından kendi kardeşlerini şövalye ilan etmedi? Aileler içinde bile şövalye olmayan kardeşler var, neden?
Şövalye olmak sadece basitçe “şeref” meselesi değildir, bu bir iş, yükümlülükleri var. Zırh ve en azından savaş atı için belli bir miktar servete ihtiyacını var. Savaşmanız, efendiniz çağırdığı zaman gitmeniz gerekir; insan eğitmeniz ve yönetmeniz beklenir. Bazı insanları (Willas Tyrell, Sam Tarly gibi) bunu yapamaz; bazıları sadece rahip, üstat gibi şeyler olmak için donanımlıdır. Şövalyelik de kısmen dindar bir parçaya sahip, bu yüzden eski ilahların takipçileri şövalye olmaya pek eğilimli değillerdir yoksa faturayı ödemek zorunda kalırlar.
Soylu doğumlu piçler şövalye olabilir mi?
Herkes şövalye olabilir.
Manderly’nin nasıl 40 yaşlarında yaverleri olabiliyordu?
Yaverleri, şövalyelik eğitimi alan, genç erkekler olarak görme eğilimdeyiz bu, gerçeğin sadece bir parçası. Tarihsel olarak hayatlarını tamamen yaver olarak geçiren kişiler de var; 30’larında, 40’larında hatta bazen 50’lerinde yaverler gayet yaygın bir şeydi. Bu insanlar belki şövalye olacak zenginliğe sahip değildi ya da eğilimleri yoktu. Onlar, teğmenliğe terfi etmek istemeyen kariyer ordusu çavuşunun orta çağ muadilleriydi.
Tyrion, babasının Fırtına Burnu’nuna yürümeden önce Robb’u yenmesi gerektiğini düşünüyordu. Stannis’in her an kaleyi terk edip, KL’ye saldırması açısından bu büyük bir risk değil mi?
Fırtına Burnu çok zorlu bir kale. Tywin ve Tyrion, Stannis’in cesurdan ziyade metotik bir adam olduğunu biliyor, bu yüzden düşman kalesini arkasında bırakması mümkün olmayacaktı. Stannis’in Davos’a açıkladığı gibi; psikolojik bir yönü de var dı, küçük de olsa “yenilgi” görmeyi kabul etmedi. Tywin’in Batı’ya yürümesi bir risk mi? Evet. Bu yüzden Harranhall’da uzun bir süre kaldı, Robb’un ona saldıracağını ümit etti ama olmadı, hesaplanmış bir kumar oynadı. Üç taraflı bir mücadelede (Renly ile beraber 4) herhangi bir belirleyici hareket bir risktir ve kazanmak için bazı riskler alınmak zorundadır.
İsyan sırasında Tyrell ve kuvvetleri, neden Fırtına Burnu’nu kuşatıp zamanlarını boşa harcadı? Bilhassa onların azam lordları savaşı kaybederken?
Targaryenler bir takım savaşları kaybetmişlerdi (ve bazılarını da kazanmışlardı), ancak Üç Dişli Mızrak ve King’s Landing Kuşatmasına kadar savaşı gerçekten kaybetmiyorlardı. Ve sonra kaybetti. Ve kuşatmalar orta çağ savaşının çok önemli bir parçasıydı. Fırtına Burnu coğrafi olarak stratejik değildi, ancak Kışyarı Starklar için önemli olduğu gibi Baratheon Hanesi için de önemli olan Robert’ın gücünün temeliydi. Düşmüş olsaydı, Robert evini ve topraklarını kaybederdi … ve iki erkek kardeşi düşman elinde rehine olurdu. Tüm önemli kişiler. Ayrıca Fırtına Burnu’nun düşüşü, fırtına lordlarının çoğunu onu dizini bükme zamanının geldiğine ikna edebilir. Yani kaleler nadiren önemsizdir.
Tyrellerin büyük bir ordusu vardı ama güçlerinin önemli bir kısmı Rhaegar ile birlikteydi. Prensin ordusu, Robert’ın ki daha çok savaş tecrübe etmesine rağmen, Robert’ın ordusundan daha fazlaydı. Savaşın tüm tarihini girmedim ama sadece iki büyük ordunun dövüşmesinden fazlası vardı; kuşatmalar, pusular, kaçış, düello, yağma ve Vadi ile Dorne Hudutları gibi bir dizi uzak yerde savaşlar…
Bir diğer ihtimal olarak Mace’in Aerys’in içten içe kaybetmesini umarken, ikili oynadığı söylenebilir mi? Böylece Ned gelir gelmez sancaklarını indirip, teslim olmuştur.
Ned geldiğinde Aerys ve diğerleri ölmüş, Viserys kaçmıştı; savaşacak kimse yoktu ve savaş her şekilde kaybedilmişti. Modern çağın “toplu savaş” kavramı o dönemler yoktu. Sadakat gibi ordular da kişiseldi. Tyrell’in teslim olması her zamanki gibi bir savaştı. Eğer bir nedenden ötürü Ned’e karşı boş bir savaş vermeyi denerse = daha fırsatçı sancaktarlarını diğer tarafa geçmiş olarak bulabilirdi.
Cat’in Jon’a karşı kötü davranışları hakkında bir soruya cevaben… “Kötü davranış” abartılı bir kelime. Cat, Jon’u kan gelinceye kadar dövdü mü? Hayır. Kendisinden uzaklaştırdı mı? Evet. Sözlü olarak onu suistimal edip, saldırdı mı? Hayır. Bran’ın hasta yatağında olanlar özel bir durumdu ama kendi çocuklarının haklarını konusunda çok koruyucuydu ve kral’ın ziyafetinde meşru doğumlu çocukları ile onun arasında keskin bir çizgi çekti. Jon kesinlikle onu başka yerde görmeyi tercih edeceğini biliyordu (Bu açıklamayı her daim biraz eksik ve yanlış bulmuşumdur çünkü Jon’un duygu ve düşüncelerine baktığımızda tam tersi bir resim çıkıyor; tamam, sürekli bir sözlü saldırı ve dayak gibi şeyler kuşkusuz yok ama basit bir soğuk bakıştan fazlası olduğu aşikar, yoksa en basitinden bu oğlan niye sürekli bu kadından korkup, ağlasın?)
Kanlı Oyuncular, diğer paralı asker birliği kadar eski değil ama çok yeni de değil, isimleri muhtemelen Vargo’dan öncesine dayanıyor. Bir Qohorik şu an onlara liderlik ediyor, sonrasında muhtemelen bir Lys’lı veya Dorne’lu ya da Ibbenli liderlik edebilir.
POVlarını nasıl yazdığı ile ilgili sorusu üzerine… Genelde bir karakteri seçiyorum ve bir duvara toslamadan önce onunle ilgili birkaç pov yazıyorum ve sonra bir başka pov’a geçiyorum ve bu şekilde devam ediyor. En zor POVlar, sanırım büyü elementleri yüzünden de Dany ve Bran ve Bran’ın ayrıca en genç POV olması ve sakat olduğu için kısıtlı olması gibi bir durum da var. Diğer tarafta Tyrion ve Ned’in bölümleri… kendilerini yazıyorlar gibi görünüyor.
Jon’un doğum zamanı ile ilgili bir soru üzerine… Jon ile Dany arasında muhtemelen 8-9 ay gibi bir zaman var… Cat ve Ashara söylentileri üzerine… Söylemeye gerek yok, hepsi zamanla açıklanacak. Ashara Dayne, Kayanyıldız’da yere çakılmadı çünkü bana yazan okuyucular böyleymiş gibi varsayıyor. Dorne’da da atlar var, biliyorsunuz ve tekneler… kendilerine ait olmasa da…Elia’nın Rhaegar ile evlenmesinden sonraki ilk birkaç yıl içinde Prenses’in KL’deki birkaç kadın eşlikçilerinden biriydi. Kalanını kitaplar için saklıyorum.
Greyjoy saldırısı sonrası Tywin, Lannister filosunu yeniden inşa etti. Burada 20 ya da 30 tane gemiden bahsediyoruz. Buna karşın Greyjoy filosuna denk olabilecek yegane deniz filosu Arbor’un kraliyet filosu ve Redwyne filosudur. Greykoy ve Redwyne, Westeros’un geleneksel deniz güçleridir. Lannister gemileri, Demir filonun dar gemilerinden daha heybetli ve büyük; çarklar, karyolar, akrepler gibi şeylerle beraber. Tyreller de Lannisterlarla aşağı yukarı aynı durumdadır ama onlar sancaktarlarına biraz daha bağımlıdır; bilhassa Kalkan Adalarındaki… Hightowerların, ticaret gemilerini korumak için, sadece birkaç savaş gemisi vardır.
Ned’in ordusu ona Dorne’a kadar eşlik etmedi, orada savaş yoktu ama şüphesiz sınırlarda küçük çatışmalar vardı. Lakin Martellerin savaşın dışında kalması tamamen doğru değil, Prens’in ordusunda KM Prens Lewyn komutasında Dornelu askerler vardı. Lakin Dornle’lar prensi olması gerektiği şekilde desteklemediler, bu kısmen Elia yüzünden öfkeli olduklarından kısmen de Doran’ın doğuştan gelen ihtiyatından.
Sevginin bir çok çeşidi var. Robert, kardeşlerini şüphesiz bir şekilde seviyordu ve onlara karşı dürüsttü ama onlardan tamamen hoşlanmıyordu. Stannis ile ilişkileri her zaman dikenliydi. Renly ise ailenin bebeği idi ve saraya gelene kadar Robert ile çok az zaman geçirdi. Robert’ın ona düşkün olabileceğinden şüpheleniyorum ama yakın değillerdi. Stannis, Fırtına Burnu dururken Ejderha Kayasının verilmesinden hiç hoşlanmadı ve bunu hakaret algıladı… ama Robert’ın bu amaçla yaptığı doğru değil. Targlar varislerini her daim Ejderha Kayası prensi olarak atamıştır. Joffrey doğana kadar da Robert, Stannis’i varisi olarak seçmişti. Robert iki kaleyi de kardeşlerine vermek yerine oğullarına verebilirdi ama bunun yerine kardeşlerine verdi ve ellerinde tutmalarına izin verdi, dikkatsiz cömertliğinin bir başka göstergesidir.
Valyria ve kıyameti hakkında ilerleyen ciltlerde daha fazlasını öğreneceksiniz ama illa Kılıçların Fırtınasında olacağını söyleyemem.
Jaime’nin Aerys’i öldürürken ki duyguları konusunda fikirleri var. Bazıları onun acılık hissettiğini düşünüyor, şahsen ben biraz eğlendiğini de düşünüyor.
İki görüş de doğru.
Westeros'da Evlilik ve Nişan Yaşı 6
8 bin yıl önce Ötekiler nasıl yenilgiye uğradı? Sayılarına bakınca yenilmez gibi görünüyorlar? İnsanlar karşı saldırıda bulundu mu?
Binlerce yıl önce olan bir şey, bazı gerçekler sisin arasında kayboldu ve zamanla efsaneye dönüştü. İlerleyen ciltlerde daha fazlasını öğreneceksiniz ama muhtemelen her şeyi değil, hayır.
Yüzsüz İnsanlar, önceden bir tarife listesi asmaz. Onlara ölmesini istediğiniz kişiyi söylersiniz ve onlar da kim olduklarına ve zorluğuna göre durumlara göre fiyat üstüne tartışıp, karara bağlar. Ne kadar zorlu ve üst seviye kişiyse fiyat da o kadar yüksek olacaktır.
Arya’nın yakaladığı siyah kedi, Rhaenys’in kedisi Balerion olabilir mi?
Olabilir.
Westeros’ta erkekler 17 yaşında yetişkin kabul edilir. Yaş kaç olursa olsun yemin edildiğinde (NW veya KM için şeylerde) iş bitmiştir, kaçış yoktur, yaşın gençliği bir kurtulma aracı olmaz. Ayrıca NW, 12 yaş gibi oldukça genç bir kişiye yemin ettirmez.
Sorunun özeti: Hornwood mirası; Lord Hornwood’un kız kardeşi mirası devralacak kişi olarak düşünülmedi ama onun oğlu ve lordun piçi düşünüldü. Elimizde birkaç kadın lord (Mormont, Dustin ve Whent) olduğu düşünülürse bu pek mantıklı gelmiyor. Lord Hornwood ‘un karısı ve gelecek kocası mirası elinde tutacak kişi olarak tasvir edildi. Ayrıca Leydi Whent’in bir Frey ile evlenmiş olmasına rağmen hanesinin son üyesi olması üzerine bir soru soruldu ama GRRM buna cevap vermedi.
Bu soruya kısa cevap; Westeros miras hakkı gerçek orta çağ dönemine göre modellendi. Yani belirsiz, kodlanmamış, farklı yorumlara tabi ve çoğu zaman da çelişkili. Adamın ilk doğan oğlu varis olur, sonra bir sonrakine geçer. Yaşayan bir erkek varken Dorne hariç kızlar, miras konusunda pek göz önüne alınmazlar. Erkek evlatlardan sonra kız evladın mirası alacağı söylenir ama ölü adamın kardeşlerinden biri buna itiraz edebilir. Kız mı erkek mi daha önceliklidir? İki tarafın da bir talebi var.
Ya hiç çocuk yoksa ve geriye sadece torun ve büyük torunlar varsa? Öncelik ve yakınlık daha öncelikli bir prensip midir? Piçlerin hakkı var mı? Meşrulaştırılmış piçler, meşru doğumlu çocuklardan sonra mı yoksa doğum sırasına göre mi sıraya giriyorlar? Dullar ne olacak? Ve ölen kişinin iradesi ne olacak? Bir lord, oğlunu mirastan menedip diğer oğlunu varis yapabilir mi? Yahut bir piçi?
O dönemler de Westeros’ta da keskin, net bir cevabı yok. Olaylara genelde vaka bazında karar verilir, her bir dava bir sonrakine emsal teşkil edebilir ama çoğu zaman emsaller, taleplerle çatışabilir. Orta Çağ’a baktığınızda “çatışan hak talepleri” savaşların nedenin 4’te 3’ünü kapsar. O dönemlerin dünyası yasalarla değil erkeklerle yönetiliyordu. Yasaların belirsizliği lordun bir yerde tercih ettiği bir şey olabilir çünkü bu, onlara güç sağlıyordu. Hornwood davasında kararı sonuçta bir “lord” verecekti ve daha güçlü hak sahipleri karardan memnun değilse, silahlarını çekebilir. Yani kısaca miras meselesi, yasalar kadar politika ile de alakalı bir şekilde karara bağlanıyordu.
Renly, kaygısız ve dikkatsiz bir kişiydi ve geniş genellemerle konuşuyordu (Renly’nin taht talebiyle ilgili konuşmasıyla ilgili). Bağlamdan görebildiğimiz üzere abisinin yasal dayanağını hiçbir şekilde umursamadı, onun ilgilendiği tek şey ordusunun ne kadar büyük olduğuydu.
The Hedge Knight’ta binlerce yıllık yaşta olan kadim ejderhalardan bahsediyor. Targaryenler getirmeden önce Westeros’ta ejderha var mıydı? Yoksa Targlar gelirken ejderha iskeletlerini de mi getirmişti?
Bir zamanlar ejderhalar vardı. (Buz ve Ateşin Şarkısı 'Ejderhalar' 4 )
Kitaplar için sakladığınız bir şey olabileceğini düşündüğüm takip sorusu, Westeros dışındaki Ejderhalara ne oldu? Eğer doğru anladıysam, Simyacılar hiçbir yerde ejderha olmadığını söylüyorlar. Öyle miydi?
Artık var olduğu bilinen ejderhalar yok … ama bu bir ortaçağ dönemi ve dünyanın büyük bölümleri hala terra incognita, bu yüzden gizemli yerlerde çok uzakta her zaman ejderha manzaraları hikayeleri var. Üstatlar bunları kaile almama eğilimindedir.
Ben Tad Williams’ın büyük bir hayranıyım. Tolkien’i yıllarca sevmeme rağmen, modern fanteziyi okumayı bıraktım çünkü çoğu korkunç türev şeylerdi. Sonra Tad’in DRAGONBONE CHAIR’ini denedim ve oturdum ve kendi kendime “Evet! Bu doğru bir yazarın elinde müthiş olabilir!” dedim. Bu ilham olmadan hiçbir zaman BUZ VE ATEŞİN ŞARKISINI yazmazdım. Eğer bulabilirseniz metinlerde bu seriye dair bazı şeyler var. (Azor Ahai Efsanesi 'Sahte Ulak' 1 )
Eğer Dany kısırsa (varisi olmayacağı için) neden Westeros’u işgal etmek istediğine dair bir soruya, cevap vermedi.
submitted by Asusnur to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.05 17:10 oguzkra1 Recep Tayyip Erdoğan'ı neden seviyorum sıralı liste

İlk gençlik yıllarında sosyal hayat ve siyasetle iç içe bir yaşam sürdüren Erdoğan, acaba o zamanlar, bir gün REİS diye anılacağını, böyle sevileceğini hayal edebiliyor muydu?
İnsan ne çok hayal kurup vazgeçiyor. İşte vazgeçmeden, bir şeye tutkuya bağlanmak böyle bir şeydi. Sonunda hep gülüş, hep başarı getiriyordu. Bir gün koskoca bir ülkenin sorumluluğunu almak, koskoca bir tarihin yükünü sırtlanmak büyük, çok büyük bir hayaldi elbet. Gençliğinde durup birine anlatmaya kalksan insanların sana gülmeden edemeyeceği kadar büyük.
Demek ki bazen sessiz hayaller kurmak gerekiyordu. İşte bu biyografi, Erdoğan’ın çocukluktan bu yana kaybettiklerinin; ama en çok kazandıklarının ve elbette kazandırdıklarının hikayesiydi. Çünkü O, sessiz hayaller kurup, sağlam adımlar atmayı bilmişti…
Bugün 26 Şubat! Erdoğan'ın doğum günü. Cumhurbaşkanımız 65 yaşında. Kutlu olsun!
📷

Çocukluğu

Recep Tayyip, 26 Şubat 1954’te İstanbul’un Beyoğlu ilçesi Kasımpaşa semtinde Tenzile Hanım ve Ahmet Bey’in oğlu olarak dünyaya geldiğinde, ailesi ona “Recep Tayyip Erdoğan” adını verdi. Recep adını doğduğu gün Hicrî takvime göre Recep ayına denk geldiğinden, Tayyip’i ise, dedesinin adı olduğundan tercih etmişlerdi.
Babası Ahmet Bey, “Bakatalı Tayyip” olarak anılan Tayyip Efendi’nin oğluydu.
Tenzile Hanım, Ahmet Bey’in ikinci evliliğiydi. İlk evliliğini Güneysu’dayken Havuli Hanım ile yapmıştı. Bu evlilikten Mehmet ve Hasan adını verdikleri iki çocukları olmuştu. Ahmet Bey İstanbul’da Şirket-i Hayriye’ye kıyı kaptanı olarak girdi. Hanuli Hanım ile evlilikleri sona ermişti. Burada Tenzile Hanım ile tanıştılar. Ve Ahmet Bey 2. evliliğini Tenzile Hanım ile yaptı. Bu evlilikten Recep Tayyip, Mustafa ve Vesile dünyaya geldi.
Recep Tayyip, sakin ve yeri gelip yokluğu hissettiği bir çocukluk geçirdi. “Reis Kaptan” lakabıyla anılan babası Ahmet Bey’in çocukluğundan gençliğinde karakteri üzerindeki etkisi yadsınamazdı. En çok tatil günlerinde babasının kendisini motorla, Galata ve Tophane’de gezdirdiği zamanları seviyordu. Babasını en iyi bu gezilerde gözlemliyor, sert mizacının altındaki sevilesi adamı fark ediyordu.
Çok asabiydi gerçekten Ahmet Bey. Ve tabii bu asabiyetinin yanında çok da disiplinliydi. İşte Recep Tayyip'i babasına benzeten de bu yanıydı. Özünde asabi yanından korksa da, bu korku o tatlı baba korkularındandı.
📷

Yamalı ayakkabılarla okul yolu

Recep Tayyip, okul hayatına Kasımpaşa’da başladı. Piyale Paşa İlköğretim Okulu’na kaydolmuştu. Okul evlerine yakın değildi. Annesi, onları her gün okula götüremiyordu. Yaz kış demeden, yarım saatlik yolu yamalı ayakkabılarla gidip geliyorlardı.
Durumları pek iyi değildi işte. Her çocuk karınca kararınca bir işin ucundan tutup eve para getirmeye bakardı. Recep Tayyip de annesinin içini suyla doldurduğu bakraçlara buz koyar, mahallelerindeki futbol sahasında soğuk su ve simit satardı. Yatılı okul zamanları geldiğinde de, babasından aldığı harçlıklar kitap masrafına yetmediğinde kartpostal satacaktı… Yazları ise, Rize’ye giderler; çay ve fındık toplarlardı.
Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmiş koca yürekli çocuklardı onlar. Sokakta oyun oynayacak, kendi oyunlarını kuracak kadar da şanslılardı. İlkokulda teneffüs saatini iple çekerler, kağıtları buruştura buruştura bir araya getirip top yaparlardı. E haliyle birkaç oyundan sonra güzelim ayakkabılar delik deşik, yamaya gönderilir; okul yolunda yamalı ayaklarla bir kısır döngü başlardı.
📷

Hayatının dönüm noktası

Recep Tayyip, 5. Sınıfta hayatının dönüm noktasını yaşadı. O gün, İmam Hatip, onların da hayatına girdi. Okul müdürü, “namaz” konusunu işliyordu. Derste “Kim namaz kılacak?” diye sorduğunda Recep Tayyip parmağını kaldırdı. İhsan Hoca, öğrencisinin namazını izledi. Çok geçmeden babası Reis Bey’i okula davet etti. Ona: “Biz Tayyip’i İmam Hatip okuluna gönderelim” diye fikrini bir çırpıda belirtiverdi. Recep’in kaderi işte o gün değişti belki de. Babası, biraz duraksadı ve “Nasıl takdir ederseniz” dedi. Recep, Piyale Paşa İlkokulu’ndan 1965’te mezun oldu.
Bu nasıl düşündüğüne, nereden baktığına göre değişen bir kader noktasıydı. Çünkü Recep Tayyip, o dönemde imam hatip mezunu olmanın, ülke içinde üniversite kapılarının kapalı olduğu anlamına geldiğini bilmiyordu henüz. Yatılı okuduğu Fatih’teki İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden 1973’te mezun oldu. Kendi deyimiyle bir mücadelenin içinde olduğu zamanlardı. Üniversite konusunda yaşadığı kısıtlamalar sebebiyle liseyi bitirmek için dışarıdan bitirme sınavlarına girdi ve fark olarak gösterilen dersleri verdi. Mücadeleden sağ çıkıp geleceğe yüzünü dönebildi ve Ekim 1973’te Eyüp Lisesi’nden mezun olup ikinci bir lise diploması aldı. Aynı yıl İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne bağlı Aksaray İktisadi ve Ticari Yüksekokulu’na girdi.
1977-1978 döneminde Akademi bünyesindeki yüksekokullar İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Ticari Bilimler Fakültesi adı altında birleştirildi. Recep Tayyip de, Şubat 1981’de mezun oldu. Kurum Temmuz 1982’de kurulan Marmara Üniversitesi’ne bağlandı. Diplomasında adı geçen kurum ise, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi oldu.
Yıllar sonra dönüp bu günlere baktığındaysa en çok sosyal birisi oluşunu takdir edecek ve “İyi ki yapmışım” diyecekti. Çocukluğundan beridir asla asosyal biri olmamıştı. Siyaseti takip etmeye erkenden başlamıştı. Özellikle ortaöğretim boyunca yaşadığı süreç, geleceğini şekillendiren ilk zamanlardı; en değerli safir taşlarından örülmüş zamanlar…
Öyle ki yıllar sonra bir röportajı sırasında şunu diyecekti: “O dönemler olmamış olsaydı, bunlar olmazdı. O sosyal yaşam beni daha sonra siyasete taşıdı. Siyasette de ondan sonrası devam etti".
📷

Futbol merakı

Arkadaşları arasında en çok o severdi top oynamayı. Teneffüs arasında yapılacak 10 dakikalık maçın lezzetini dahi tam tadabilmek için o kağıttan topları kendisi yapardı çocukken; topa ilk ayak vuran o olurdu…
Kağıt topların peşinden koşarken, bayramlarda seyranlarda biriktirdiği harçlıklardan bir top almanın sevincinde, mahallede top koşturdu. Sonra mahalle takımı derken, ilk transferini amatör kümede yaşadı. Bu transferin ücreti 500 liraydı. Recep Tayyip, bir yandan seviniyor, belki bir yandan da futbol sahasında ne kadar su, simit satsa bu parayı kazanırdı, onu hesap etmeye çalışıyordu.
Onun futboldan asıl kazancı para değildi aslında. Terimlerin anlamını zamanla kavrayacak olsa da, kolektif düşünmeyi ve dayanışmayı öğrenmişti. Üstelik sözlük anlamlarının karşılığı olması yanında, bunu gerçekten hissederek öğrenmişti.
Temmuz 1974’te İETT’de geçici işçi statüsüyle işe başladığında da kurumun futbol takımında top koşturmaya devam etti. 18 Haziran 1981’de görevinden istifa etti. Buradan sonra bir süre de amatör takımlardan biri olan Kasımpaşa Erokspor’da oynadı.
📷
(Solda Emine Erdoğan, sağda Tenzile Erdoğan ve kucağında da ilk oğul Ahmet Burak - Asker ziyareti sırasında)

Siyasi kariyerine başlarken

Recep Tayyip, siyasi kariyerine oldukça erken başlamıştı. İlk adımı lise yıllarında “Milli Türk Talebe Birliği”ne girerek attı. 1975’te, üniversitedeyken daha resmi bir adım daha attı ve Milli Selamet Partisi’nin Gençlik Kolu Başkanlığı’na; 1976’da ise, İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığı’na seçildi. Bu görevi, MSP, 12 Eylül Darbesi sonrasında kapatılana kadar devam etti.
1982’de askerlik görevi için siyasete ara verdi. Acemi birliğinde geçen 4 aylık süreçte Tuzla Yedek Subay Piyade Okulu’ndaydı. Usta birliği döneminde ise, İstanbul Kağıthane’deki 3. Kolordu 6. Piyade Tümeni 77. Piyade Alayı Karagâh Servis Bölüğü’nde kantinlerin idaresinden sorumluydu. Bu görev sırasında su, simit sattığı zamanlar ne sıklıkla düşüyordu acaba hatırına…
Siyaset, damarlarında akan kandan farksızdı artık, kendini oraya ait hissediyordu. Askerliği biter bitmez kaldığı yerden devam etti; daha da ilerleyecekti. Dönüşü 19 Haziran 1983’te kurulan Refah Partisi’ne katılarak yaptı. 1984’te de Beyoğlu İlçe Başkanı oldu. 1985’te düzenlenen kongrede, “Merkez Karar ve Yürütme Kurulu Üyesi” seçildi ve aynı yıl partinin İstanbul İl Başkanlığı’na getirildi.
20 Ekim 1991’de yapılan genel seçimlerde Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile ittifak yaptı. Erdoğan da, Refah Partisi’nin İstanbul 6. Bölge 1. sıradan adayı olarak seçimlere katıldı. Refah, İstanbul’dan yüzde 16,73 oy aldı.
Erdoğan, 19. Dönem Milletvekili olarak TBMM’ye girmişti. İlk kez gerçekleşen bir uygulama vardı. Seçmenler, parti milletvekillerini sıralamaya bakmadan tercih edebiliyordu. Bu tercihli oy sisteminde seçmenler, tercihini ikinci sıradaki aday Mustafa Baş’tan yana kullandı. Erdoğan için sandıktan çıkan oy 9 binken, Baş için 13 bindi. Sonuçlar açıklandıktan birkaç gün sonra da Erdoğan’ın milletvekilliği Mustafa Baş’a geçti.
📷

Erdoğan evlendi

Erdoğan, 4 Temmuz 1978’te bir konferans verdi. Emine Gülbaran ile de işte bu konferans sırasında tanıştı. Bu adam, bir gün ülkede Başkan olacaktı. Emine Hanım, o gün ileride Türkiye’nin “First Lady”si olacağından habersiz, Erdoğan’ın ışığına kapıldı.
Karşılıklı yansıyan bu ışık, onlara bir evlilik ve 4 evlat getirdi. Kızlarına Esra ve Sümeyye; oğullarına ise, Ahmet Burak ve Necmeddin Bilal adlarını verdiler.
📷

Erdoğan tutuklandı

Erdoğan, 28 Aralık 1986’da yapılan Milletvekili ara seçimlerinde Refah Partisi İstanbul adayı olarak gösterildi; ancak seçilemedi. 26 Mart 1989’da ise, Beyoğlu Belediye Başkanı adayıydı. Yüzde 22,83 oranında oy alsa da yeterli olmadı. Sosyal Demokrat Halkçı Parti adayı Hüseyin Aslan’ın oy oranı, yüzde 29,29’du.
Erdoğan, sonuç birleştirme tutanaklarında usulsüzlük olduğu gerekçesiyle sonuçlara itiraz etti. Ancak İlçe Seçim Kurulu Başkanı 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Nazmi Özcan da kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle Erdoğan’ı mahkemeye verdi; 18 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacaktı.
Dava, Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü; ama Erdoğan duruşmaya katılmadı. Hal böyle olunca mahkeme, hakkında gıyabi tutuklama kararı verdi. Erdoğan, bir ay sonra 27 Nisan günü tutuklandı. Bir hafta Bayrampaşa Cezaevi’nde kaldıktan sonra kefaletle serbest kaldı.
Mahkeme ise, kendisine hakime hakaret suçundan 6 ay hapis ve 20 bin lira para cezası vermişti. Ancak TCK’nin 72. Maddesi uyarınca hapis cezası tecil edildi ve para cezasına çevrildi.
📷

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan

Refah Partisi, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için Recep Tayyip Erdoğan, Ali Coşkun, Temel Karamollaoğlu, Veysel Eroğlu ve Nevzat Yalçıntaş için kamuoyu araştırması yaptırıyordu.
15 Ocak 1994’te partinin başkanı Necmettin Erbakan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday ismin Erdoğan olacağını açıkladı. Seçim sonuçları Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğunu gösteriyordu.
Erdoğan, Başkanlık döneminde, 4 milyar dolarlık bir yatırıma imza attı; trafik ve ulaşım sorununa karşı 50’den fazla köprü ve çevre yolu inşa edildi.
📷

Erdoğan’ın hapse girme süreci

Tarih 6 Aralık 1997’yi gösteriyordu. Erdoğan, Siirt’te düzenlenen bir açık hava toplantısında yaptığı konuşma sırasında Ziya Gökalp’in, 1912’de, Balkan Savaşı’ndaki Türk askerleri için yazdığı “Asker Duası” şiirinden bir dörtlük okudu. Bu dörtlük şöyleydi;
“Minareler süngü, kubbeler miğfer
Camiler kışlamız, müminler asker
Bu ilahi ordu dinimi bekler
Allah-u Ekber, Allah-u Ekber”.
Erdoğan, okuduğu bu dörtlüğün, bu haliyle Ziya Gökalp’e ait olduğunu dile getirmiş ve şu açıklamada bulunmuştu: “Konuşmamın bütünü incelendiğinde milli birlik ve beraberlik mesajı verildiği görülür”.
Erdoğan’ın konuşmasıyla ilgili bir inceleme başlatıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın görüntülerini inceledi. Görüşlerini, Refah Partisi’nin kapatılması istemiyle açılan davanın görüşüldüğü Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na iletti.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı, Erdoğan hakkında yürütülen “Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesi uyarınca “Halkı din ve ırk farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçlamasıyla hazırladığı iddianameyi, 12 Şubat 1998’de tamamladı.
Erdoğan, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmaya 31 Mart’ta başlandı. Dava 21 Nisan’da, Erdoğan’ın hakkında iddia edilen suçu işlediği yönünde sonuçlandı. Erdoğan, 1 yıl hapis ve 860 bin TL ağır para cezasına çarptırıldı. Ancak duruşmadaki hali göz önünde bulundurularak cezası 10 ay hapis ve 176 bin 666 lira para cezasına çevrildi.
Erdoğan, 3 Haziran’da açıklanan gerekçeli karara göre, “Siirt’te yaptığı konuşma, dindar ve dindar olmayan kesimler arasındaki gerginliği canlı tutmaya çalışıyordu”. Erdoğan, “Bunları inanç birliği maksadıyla söyledim; benim referansım İslam’dır” açıklaması yapsa da, inandırıcı bulunmadı. Kararda yer alan “cezanın ertelenmesine yer olmadığı” ibaresine karşı olarak oy çokluğu için Yargıtay’a başvurma hakkını kullandı. Mahkemenin verdiği kararı, 23 Eylül’de, Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bire karşı dört oyla onaylandı. Bu kararın ardından Erdoğan’a siyasi yasak getirildi; artık bir partiyle veya bağımsız olarak seçimlere katılamayacaktı. O döneme ait Hürriyet Gazetesinin attığı şu manşet Türk medya tarihinin akıllara kazınan ifadelerinden biri olacaktı: "Tayyip'e şok ceza - Muhtar bile olamaz".
📷
Ceza infaz yasası gereği hapis cezası 4 ay 10 güne indirildi. Çeşitli ertelemelerden geçen cezanın ardından, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bıraktı. 26 Mart 1999’da cezasını çekmek üzere Kırklareli, Pınarhisar’daki Pınarhisar Cezaevi’ne girdi. 24 Temmuz 1999’da ise, tahliye edildi.
📷

Yasaklı döneminde Erdoğan

Anayasa Mahkemesi’nin, Fazilet Partisi’nin daimi olarak kapatmasının üzerinden çok zaman geçmemişti ki, bağımsız kalan milletvekilleri, yeni parti kurma çalışmalarını başlattı. Kendilerini “gelenekçiler” ve “yenilikçiler” olarak adlandırdıkları iki koldan yürüttüler bu süreci.
“Milli Görüşçü” olarak adlandırılan taraf, 20 Temmuz 2001’de, Recai Kutan’ın başkanlığında Saadet Partisi’ni; “değişimci” taraf ise, 14 Ağustos 2001’de, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu. Erdoğan, aynı zamanda partinin genel başkanlığına da seçildi.
“Biz milli görüş gömleğini çıkardık” demişti Erdoğan ve kullanılan bu ibare, muhafazakarların büyük tepkisini çekmişti. Bir yandan da sistemli bir çalışma içindeydiler. Yakında seçim vardı ve hazırlıklıydılar. 3 Kasım 2002’de düzenlenen seçimlerde Ak Parti yüzde 34,29 oy oranı ile birinci parti oldu.
Parti bu başarıları gösterirken, Erdoğan, siyasi bakımdan yasaklı olduğundan seçimlere katılamadı; milletvekili olamamıştı. 58. Hükümet, Abdullah Gül başkanlığında kuruldu.
Erdoğan, damarlarında akan kanda dahi siyasetin varlığını hissediyor olmalıydı. Duyduğu üzüntüyü içinde tutup, tekrar siyasi haklarına ulaşmanın yollarını arıyordu.
Siyasi yasağının kaldırılması için TBMM’ye yasa teklifi sunuldu. Aslında bu yasa değişikliği oy çokluğu ile kabul edilmişti, ancak dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, tasarının, “özenle, somut ve kişisel” olduğu gerekçesiyle veto etti. Bir süre aradan sonra, yasa değiştirilmeden tekrar oylamaya sunuldu; meclis tekrar oy çoğunluğu ile kabul etti. Bu kez, Ahmet Necdet Sezer de onayladı. Erdoğan’ın milletvekili olmaması için artık hiçbir engel yoktu ve sağlam adımlarla ilerleyeceği yolunda daha elde edeceği çok başarı vardı. Bu henüz başlangıçtı.
Aynı dönemde, seçimlerde Siirt Milletvekili seçilen Fadıl Akgündüz’ün milletvekilliğinin düşürülmesi, Erdoğan’a ani ve yeni bir kapı açtı. Siirt’teki seçimlerin tekrar yapılmasına karar verildi. AKP’nin ilk sıradaki adayı Mervan Gül adaylıktan çekildi ve Erdoğan, partinin birinci adayı olarak aldığı yüzde 85 oy oranı ile Siirt seçimlerini kazandı.
📷

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

Erdoğan, artık milletvekiliydi. Tüm gençliği boyunca hayalini kurduğu birçok şey için zorlu yollardan geçmiş olsa da, ilk önemli adımı atmıştı.
Sonrası Erdoğan için fazla hızlı ve başarı doluydu. Abdullah Gül, Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Sezer’e, istifasını sundu. İstifası onaylanan Gül’ün ardından, Cumhurbaşkanlığından aldığı görevle, Erdoğan, genel seçimlerden yaklaşık 3 ay sonra, 59. Hükümeti kurdu.
Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında yaşayan, kendisini destekleyen ya da desteklemeyen her bireyin sorumluluğunu taşıyordu ve belli ki bu sorumluluğu daha uzun yıllar taşıyacaktı. Ak Parti, 22 Temmuz 2007’de yapılan 23. Dönem Milletvekili Seçimlerinde, aldığı yüzde 46,6 oy oranı ile milletvekili sayısını 341’e çıkardı. Bu aynı zamanda Erdoğan’ın ikinci kez başkanlık koltuğunu hak ettiği anlamına da geliyordu. Aynı durum çoğalarak üçüncü kez de tekrarlanacaktı.
12 Haziran 2011’de gerçekleştirilen 24. Dönem Milletvekili Seçimlerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi, aldığı yüzde 49,83 oy oranı ve 327 milletvekili ile Erdoğan’a üçüncü kez hükümet kurma yetkisini kazandırdı.
📷

Başkanlık sürecinde alt yapı çalışmaları

Özellikle İstanbul’dan yola çıkarak söylenebilir ki, ülkenin en büyük sorunları arasında ilk sıralarda alt yapı ve ulaşım gelmekteydi. Bu sebeple Erdoğan, başkanlığı sürecinde en çok eğilimi bu iki konuya gösterecekti.
2003 yılı sonunda düzenlenen verilere göre ülke genelinde bölünmüş devlet ve il yollarının toplam uzunluğu 4,387 km, otoyollar 1,714 km iken, 2013’e gelindiğinde bu veriler, sırasıyla 20,807 km ve 2,244 km olarak kayıtlara geçecekti. Erdoğan, devletin yönetiminde bulunduğu süre içerisinde, 2014 yılı itibarıyla 471 km’lik bölünmüş devlet ve il yolu inşası gerçekleştirecekti.
Örnekleyecek olursak, 1993’te yapımına başlanan Bolu Dağı Tüneli ve 2000’de başlanan Nefise Akçelik Tüneli, 2007’de tamamlandı. 2003-2014 arasında, devlet ve il yollarında 41,2 km uzunluğunda 84 tek tüp tünel, 86,9 km uzunluğunda 46 çift tüp tünel, otoyollarda 1 km uzunluğunda tek tüp tünel ve 21,1 km uzunluğunda 12 çift tüp tünel açıldı. Tüm yollarda ise, toplam 64,3 km uzunluğunda 151 tek tüp ve 135,8 km uzunluğunda 75 çift tüp tünel hizmete sokuldu.
2004’te, Türkiye’nin ilk deniz altı tüneli olan Maramaray’ın inşası başladı. İstanbul Boğazından geçen Marmaray, 2013’te tamamlandı. 2011’de Avrasya Tüneli ve Konak Tüneli’nin temelleri atıldı. Konak Tüneli, 24 Mayıs 2015’te açılırken, Avrasya Tüneli 20 Aralık 2016’da hizmete girdi. Bu iki tünel Türkiye'nin rüya projelerinin ilk ürünleriydi.
İlk hattı 2009’da Ankara-Eskişehir arasında açılan Yüksek Hızlı Tren, daha sonra birçok ile yayıldı.
2013’te İstanbul Boğazı üzerine üçüncü köprü olarak konumlandırılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapımına başlandı ve 26 Ağustos 2016’da köprü açıldı.
2002’de 25 olarak kaydedilen havalimanı sayısı, Erdoğan sürecindeki çalışmalarla 52’ye ulaştı. İstanbul’daki üçüncü havalimanı inşası ise, 2014’te başladı. Şimdilerde ise İstanbul 3. havalimanın, 29 Ekim 2018'de faaliyete geçmesi bekleniyor.
Erdoğan, Mart 2014 itibarıyla 18’i hidroelektrik santral olmak üzere, 268 baraj inşasına imza attı. Ayrıca, 138 ayrı yerleşim biriminde kentsel dönüşüm ile TOKİ öncülüğünde toplu konutlar yapıldı.
📷

Eğitim süreci

En son 2002’de 11.3 milyar TL olarak kaydedilen eğitime ayrılan bütçe, Erdoğan süreci ile 2014’te, 78.5 milyar TL’ye ulaştı.
Yönetim sürecinde birçok başarılı proje oldu. İlki, 2003’te UNICEF işbirliği ile başlatılan “Haydi Kızlar Okula” kampanyasıydı. Kızların okula gitmesini, eğitim seviyesindeki eşitsizliği noktalamayı amaçlayan bu projenin yürüttüğü kampanya sayesinde, 2002’de yüzde 87 olarak kaydedilen kız çocuğu okullaşma oranı, yüzde 96’lara kadar yükseldi. Bu Cumhuriyet tarihi için rekor bir rakamdı...
Bir ülkenin refah seviyesi kuşkusuz eğitim seviyesi ile paralel seyrediyordu ve eğitimin son durağı üniversitelerdi. 2003’te 70 olarak kaydedilen üniversite sayısı ilk 5 yılda 130’u geçmişti bile. Ülkenin 81 ilinin her birinde en az 1 üniversite oldu.
Sadece okul açmakla bitmiyordu elbet; bir de içinde yürütülen sistem adına bir şeyler yapılmalıydı. 2010’da başlatılan Fatih Projesi kapsamında çeşitli okullarda bazı sınıflara akıllı tahta koyarak işe başlandı. Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak gerekiyordu tabii. Çocuklara da tablet bilgisayar dağıtımı başlatıldı.
Sonra 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren 4+4+4 eğitim sistemiyle 8 yıllık zorunlu eğitim, 12 yıllık zorunlu kademeli eğitime çevrildi. Başta çok karşı çıkanlar, olmaz diyenler olsa da, çocuk dediğin bir genç ağaç, eğilmeyi bekliyordu. Artısıyla, eksisiyle aslında bu sistem, eğitimin insana zorunluluğunu vurguluyordu. Çünkü ne ilginçtir ki, insan dediğin varlık, zorunlu kılınmayan şeylerin pek heveslisi olmayabiliyordu…
📷

Ekonomik süreç

Ülkede, Ak Parti döneminden önce en son “Kara Çarşamba” olarak da bilinen 2001 Türkiye ekonomik krizi yaşanmıştı. Bu kriz, ülkenin beklenmedik ölçüde ekonomik daralmasıyla sonuçlandı. Dövizdeki yüksek artışa bankacılık sisteminin açmaza girmesi eklenmiş devlet büyük bir mali yükü sırtlanmak zorunda bırakılmıştı.
Bir algı var insanda; zengin hep zengin, fakir hep fakir. Uzun adam, nasıl olmuştu da insanların umudu oluvermişti. Yeni her zaman iyidir mottosunun ürünü müydü bu? 2003’te Erdoğan ülkenin Başbakanı olduğunda, yeninin her zaman iyi olduğunu kanıtlayan o can gelmişti sanki. Belki de karşılıklı güvenin getirisi dört koldan yapacaklarına odaklanan Erdoğan, 2003’ten 2009’a ekonomide büyük bir büyüme sağlamayı başarmıştı. Sayısal verilere göre bakarsak, bu yıllar arasında Türkiye’nin GSMH’si, dünya toplamının yüzde 1,11’inden, yüzde 1,3’sine yükseldi. Bu süreçte, Türkiye edindiği oranla, AB ülkeleri arasında en iyi performansı yakalamıştı. Ayrıca bu süre zarfında, Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na olan borcu da bitirildi. Ve dahi Türkiye İMF olarak bilinen bu yapıya borç verebilecek ülkelerden biri olmuştu...
Bu başarı, Cumhuriyet’in kurulduğu zamandan bu yana edinilmiş en büyük başarılardan biriydi. Siyasi istikrar sağlandı, ekonomi güçlendi ve dolayısıyla sosyal refah seviyesi yükseldi. Uzun Adam, bu işi başarmıştı. Dönüp çocukluğunda köşede soğuk su satan Recep Tayyip’e teşekkür ediyor muydu acaba?
Çıkışlar kadar inişler de insanlar içindi. Uluslararası krizi takiben 2008’in son çeyreğinde, bir durgunluk başladı. Babalarınızdan sizin kulaklarınıza da yer etmiştir muhakkak; kemerleri sıkma zamanıydı. Durgunluk, 1 yıl sürdü. Türk ekonomisinde ciddi bir küçülmeye sebep olmuştu. İşsizlik oranı, yüzde 10’dan, yüzde 14’e yükseldi. Küresel bir ekonomik krizin etkileri Türkiye'de de kendini hissettirmiş ancak Türkiye güçlü ekonomik yaklaşımdan verilmeyen tavizler sayesinde bu krizi, tabir yerindeyse, ufak sıyrıklarla atlatmıştı. O dönem Erdoğan, bu küresel ekonomik krizin Türkiye'yi teğet geçeceğini söylemiş ve öyle de olmuştu.
Ülkede işler yeniden düzelmeye başlamış; 2010 ve 2011 GSYH, yüzde 9 ve yüzde 8’den daha fazla büyüme göstermişti. Türkiye’yi, Çin’den sonra dünyada en fazla büyüme gösteren ikinci ülke konumuna yükseltti. Bu büyüme, işsizlik oranının da, krizden önceki seviyelere düşmesini sağladı.
2011’de, cari işlemler açığı yüzde 10’luk oranla tarihinin en yüksek noktasına ulaştı; dünya rekoru kırmıştı. Türk Lirasının değeri de, aşırı sermaye girişinden etkilenerek yükseldi. Ak Parti, “Ekonomiyi yeniden dengeleme” başlığı altında bir uyum operasyonuna karar verdi. Bu proje etkisini şu rakamlarla gösterdi: Bütçedeki eğitim payı 2002’de yüzde 10 iken 2011’de yüzde 15’e yükseldi. Sağlık payı da yüzde 2.6’dan, yüzde 5.8’e yükseldi. Bu zaman zarfında GSYH reelde yüzde 50’den fazla yükseldiği için eğitim ve sağlık harcamalarının reel artışı, GSYH içindeki pay artışlarından daha fazla olmuştu.
submitted by oguzkra1 to RecepTayyipErdogan [link] [comments]


2020.07.03 02:01 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 4

çıktım odama kapıyı kilitledim. bu ekrem canavarıyla nasıl başedebileceğimi düşünmeye başladım. en iyisi 2 medeni insan gibi oturup konuşmaktı. üvey babam oç salona sokmadığından kapıyı tıklatıp ekrem'i çağırdım. geldi hemen.. bak dedim ekrem senle açık konuşacam. savaş istiyorsan, savaş olur. ayağını denk alacaksın bu evde.. bir kol saati için yaptığın mevzuya bak dedim. hiçbir şey demeden beni izliyor oç tam cin bu. bak dedim ekrem benden nefret ettiğinin farkındayım. fakat burası benim çöplüğüm adamım, anladın mı ha? dedim ve kendime harlem zencisi havası vererek korkmasını sağladım. böyle zekiliklerim vardır. beynimin kıvrımları kendimi farklı kalıplara sokup insanlara olduğumdan farklı görünmeme izin verir. ben senden nefret etmiyorum ki abi dedi. oç tırsmamıştı hiç.. rahatlayıp tedbiri elden bırakmam için elinden geleni yapıyor. bundan sonra bu evde dolaşırken çok dikkatli olmalıydım. ekrem'e hiçbir şey demeden odama fırladım. charles dickens'ın iki şehrin hikayesi eserine sarılarak ağladım. inci'de biraz takılıp durumu anlatıyım dedim, oçları taşak geçtiler hep. son olarak joe biden'a ve pentagon'a mailler atıp koruma istedim ama onlar da duymamazlıktan geldi. artık kendi başımın çaresine bakmalıydım. kurşun kalemlerimin ucunu sivriltip seksendört'ün son albümünü bilgisayarıma indirerek savaş hazırlıklarımı bitirdim. geleceği varsa göreceği de vardı. sakinleşmek için enrique iglesias'ın hero klibini izleyip sarah palin fotoğraflarını gezdim. bunlardan sıkılınca üst kattan sıvıştım şükran teyzelere gittim. kapıyı tıkladım mehmet amca açtı. amca birkaç gün sizde kalabilir miyim? evde beni öldürmek istiyorlar dedim. hayır dedi oç.. sanırım ela'dan dolayı hayır diyordu. ela ile aramızdaki samimiyetin sandığından fazla olduğunu belirtmek için ela bana sabahları balkondan göğüslerini gösteriyor dedim. bir hışımla beni itti oç yere düştüm. kapıyı kapattı sinirli sinirli girdi içeri. bu galiba bıçak getirecek deyip geldiğim gibi sıvıştım yukarı. ben geldikten 5 dakika sonra kapı çaldı mehmet amca geldi seslerden duydum. tam anlamadım ne diyordu da benle ilgili olabilirdi. hiç çıkmadım odadan. babam çıktı yukarı aç kapıyı gavat aç diye bağırdı. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim cevap veremeyince açmadım tabiki. kapıyı yumrukluyor oç. gibtir git yoksa seksendört'ün bir parçasını dinletirim? dedim. hala gitmedi.. blöf yapıyorum sanıyor herhalde. neyse açtım rastgele bir seksendört şarkısı, sesi de açtım. benim kulağımda pamuk vardı, o yanacaktı haline.. şarkı bitince çıkardım pamukları gitmişti. böyle zekiliklerim vardır. aklımın odalarını kullanarak insanları müziğin gücüyle hizaya getiririm. artık uyumalıydım. her ihtimale karşı media playerda seksendört hazırdı. kurşun kalemlerimi de masanın üstüne dizip uykuya daldım.
not: i can be your herooooo babyyyyyyy
sabah erkenden kalkıp mandalina aşırmak için mutfağa indim. arkamı bir döndüm ekrem oç.. mandalinaları olduğu gibi düşürdüm. napıyorsun burda? derdin ne senin? joe biden ile şu an açıklayamayacağım bir kan bağı var aramda. ayağını denk al olm dedim korkması için. kahkaha atıp odalarına girdi oç. ben de fırsattan istifade hemen sıvıştım. fakat rahat edemiyordum.. koskoca evde uyanık olan sadece ikimizdik ve bana istediğini yapması için uygun ortam vardı. başka birileri uyandı mı diye günler önceden yatağımın altında sakladığım tepsiyi arkaürme bahanesiyle mutfağa indim. daha uyanan yoktu. konuyu burcu'ya açmak için merve'nin odasına gittim. önce kapıya durumdan biraz bahsedip tavsiyelerini sordum. takmadı hiç oç.. daha sonra 10 kere kapıyı tıklatınca merve açtı. ne var abi? dedi. işim senle değil sütyenini tak deyip içeri girdim. burcu uyuyordu. hemen uyandırdım.. bak burcu dedim kardeşin az önce kötü adam kahkahası atıp beni ölümle tehdit etti dedim. hiçbir şey demeden gözlerini ovalıyor oç.. bak dedim burcu eğer gerçekten aşıksan bana ona engel olursun, beni öldürmek istiyor dedim. döndü sırtını uykuya daldı. merve de mal mal bakıyor yüzüme. gergin atmosferi yumuşatmak için slash de ortam çocuğu oldu ha, utanmasa kibariye'ye çalacak oç dedim. biraz gülüştükten sonra ekrem oçna görünmeden odama çıktım. böyle çevikliklerim vardır. acil durumlarda vücudumun esneme payını kullanır, işleri lehime çeviririm. odama çıkıp kapıyı kitledikten sonra bir süre önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. fakat hala ekrem'in nefesini ensemde hissediyordum.
not: i can kiss away the pain!
sonra aşağı kattan sesler duydum. anlaşılan manevi babam uyanmıştı. indim aşağıya baba konuşmamız lazım dedim. he söyle dedi rahat bir tavırla. konuya yumuşak girip kendisini şok etmemek için fabregas: real'den korkmuyoruz dedim. cevap vermedi suyunu içmeye devam etti. baba dedim ekrem'e söyle benim peşimi bıraksın, biliyorum beni öldürmek istiyor dedim. oğlum sen gerizekalı mısın? küçücük çocukla derdin ne senin? dedi. konuyu değiştirmek için inci'deki panpalarım annemin göğüslerinin capsini istiyor dedim. tepkisiz kalmayı tercih etti. baba bu çocuk beni öldürürse sorumlusu sensin haberin olsun dedim. gibtir git almayım ayağımın altına sabah sabah diye karşılık verdi. senin ben amk, halamı mehmet amcaya pazarlamayan oç dur diye bağırdım. hata yaptığımın farkındaydım ama bir anlık sinirle ağzımdan çıkıverdi işte. çatalı kafama fırlattı oç kalktı ayağa bir sol direk çıkartıp 7 puanı cebine koydu. halanlar burdayken bu saçmalıklarına bir son vermessen geçenkinden beter ederim seni dedi. halam girdi birden mutfağa noluyor bu sesler ne? dedi. fakir olan sizsiniz cefasını biz çekiyoruz o ekrem oç na söyle akıllı olsun deyip odama fırladım. kalbim çok hızlı atıyordu. youtube'a girip ''canlı yayında küfür'' videoları izledim, biraz kendime geldim. daha sonra çıktım balkona ela'yı beklemeye başladım. yine ekti beni amk.. bu kız kendini bulunmaz hint kumaşı zannediyor. haberi yok ki öğrenci kızla işi pişiriyoruz. fazla naz aşık usandırır amk. neyse şimdi karının kızın zamanı değil deyip ekrem'e karşı eylem planı ve gerekli yaptırımları düşünmeye başladım.
not: i will stand by you forever!
bir süre odamda bekleyip ekrem'i düşündüm, enrique iglesias'ın hero klibini izledim. herkesin uyandığından emin olduktan sonra aşağı indim. ekrem'e rahat görünmek için halama önder açıkbaş nasıl ünlü oldu biliyor musun? dedim. gülümsedi, bilmiyorum oğlum nasıl? dedi. valla ben de bilmiyorum.. dedim. yeniden güldü. ortamda tam bir barış havası vardı. böyle sempatikliklerim vardır. ortamda barış rüzgarları estirip insanların sevecenlikle başımı okşamasını sağlarım. babam oç kıskanmış olacak ki senin derdin ne lan bu bahsettiğin adamla? diye sordu. konuyu değiştirmek için neden fritz zwicky 1933'te astrofizikten bahsedince kimse giblememiş. insanlar oç dedim.. annem malı ağzını topla bak adam gibi duramıyorsun 2 dakika dedi. joe biden'ın izindeyim ayağını denk al dedim. ondan başka kimse ne dediğimi anlamamıştı tabi. neyse sonra olan oldu, birden ekrem oç çıktı odadan üzerime doğru koşmaya başladı. bir an korkudan gayriihtiyari it's rainig men diye bağırmışım. abi pepee açsana diyor oç.. hep bilerek yapıyor. güya bana gözdağı veriyor ailemin önünde. neyse konuyu değiştirmek için bu rasim ozan kütahyalı'nın uzmanlık alanı ne amk? dedim ve koşarak odama çıktım. yüreğim ağzıma gelmişti.. anlaşılan bu oç ile mücadelede evden destek alamayacaktım. farklı insanlara ihtiyacım vardı.
not: you can take my breath away.
belki apartmandan birileri bana destek olmayı kabul eder diye tüm apartmanı gezmeye karar verdim. 1. kattaki sarışın kadından başlamaya karar verdim ve dairesine gittim. kapıyı tıklatınca hemen açtı kapıyı he oğlum buyur? dedi. evimizde bir katil var ve kimse gerçek yüzünü göremiyor. bana yardım eder misin? diye sordum. cevap bile vermeden kapıyı kapattı. kocan benden hoşlanıyorsa bunun sorumlusu ben miyim amk? madem öyle tatmin et herifi. neyse zaman kaybetmeden firuze teyzenin kapısını çaldım. konuya farklı yerden girmek için geliyor, geliyor! bestelerin efendisi geliyor! selami şahin geliyor. bu sıcak sohbet perşembe günü saba tümer'le bugün'de diye bağırdım. oğlum deli misin sen? bağırma ne var? diye karşılık verdi. firuze teyzenin duvarlarını kolay kaldıramayan bir kadın olduğunu bildiğimden esra erol'un programında şarkı söyleyen kız sürekli detone farkında mısın? deyip sohbeti farklı bir boyuta taşıdım. böyle zekiliklerim vardır. çok yönlü bir beyne sahip olduğumdan herkesin aklına, bilinç dünyasına uygun çıkışlar yapar, onları kendi aklımın derin dünyasına davet ederim. bu firuze teyze nerede ne konuşacağını bilmiyor. annen mi bir şey istiyor? kapatıcam bak dedi. kapat oç annemden sanane deyip yukarı kata fırladım. aramızdaki samimiyete güvenerek önce mehtap teyzeye gitmeye karar verdim.
not: bestelerin efendisi selami şahin ile firuze teyzenin arasında duygusal bir bağ olabilir.
mehtap teyzenin kapısını çaldım, her zamanki gibi hemen açtı sağolsun. hatice hanım 33 yaşında, 1 evlilik yaptı, 1 kızı var. istanbul'da yaşıyor dedim. o kim oğlum, ne diyorsun yine? dedi. evimde bir katil olduğunu kendisinin ya da eşinin yardımı olmadan ekrem'i alt edemeyeceğimden bahsettim. yok oğlum, hadi bak işine dedi. eşiniz derken kocanızı kastediyorum hanımefendi. bu ciddi bir konu diye karşılık verdim. bir şey demeden kapıyı suratıma kapattı. insanlar çok kaba ve bencil. söyleyim babama msn'den silsin mehtap teyzeyi. neyse kaybedecek vaktim yoktu. karşı dairede düzeyli bir ilişki yürüttüğüm, adını şu an hatırlamadığım ekşici kız arkadaşım vardı. çaldım kapıyı açar açmaz ooo ben de seni bekliyordum, ne zamandır nerelerdesin? dedi alaycı bir gülümsemeyle. ekşici olduğunu bildiğimden suyuna gitmek için ehehe çeşitli şakalar komiklikler swf dedim. böyle zekiliklerim vardır. insanlara onlardanmış gibi görünüp aklımın odalarına hapsolmalarını sağlarım. ne var yine, ne oldu? dedi. beni öldürmeye çalışan pepee fan bir çocuk var, gel tutalım şunu, kıralım bacaklarını? dedim. yaa neyin kafası bu ne diyorsun yaağğ? dedi ağzını ayırarak. bozuntuya vermemek için ehehe ironiden anlamayan nesle aşina değilim asgdhejsufds dedim. neyse işim var deyip kapıyı yüzüme kapattı oç. hayat arkadaşımın bile bana sırtını çevirmesi gerçekten koymuştu. fakat duygularımın esiri olmadan işime bakmalıydım. sıra 3. kattaydı...
not: mehtap'ın kocasıyla ssg geceleri arka bahçede buluşuyorlar.
önce 3. kattaki yaşlı sinirli teyzeden başlayarak zor olanı önce atlatmayı düşündüm. kapıyı çaldım, yaşlı olduğunu bildiğimden kapıyı açınca allll weee areee sayiinnnggg isss giveee peaceee aaa channceeee, give peace a chance baby, give peace a chance diye bağırdım. ne var oğlum? ne diyorsun? dedi. daha fazla vietnam, ernesto'ya bin selam. değil mi azizim? diye karşılık verdim. böyle devrimciliklerim vardır. 68'in ve vietnam karşıtlığının asi duruşunu yüreğimde barındırır, duygularımı beynimle harmanlayarak insanları avucumun içine almaya çalışırım. oğlum kapatıyorum bir şey demiyorsan? dedi. dairemde bir çocuk var, kendisi katil. ondan kurtulmam gerek.. bir kere görünseniz kendisine? suratınızı görünce korkar? dedim. defol oğlum, hadi diye karşılık verip kapıyı kapattı oç. e be insaf teyzecim senle beraber olamam, çok yaşlısın. bu yüzden darılmanın ne anlamı var? darıldıysan duygularını bu meseleyle niye karıştırıyorsun? çıldıracam yahu, valla çıldıracam. insanlar ne garip... sakinleşmek için enrique iglesias'ın hero klibinin urlsini içimden tekrarladım ve karşı daireye geçtim. sıra kapıcı görünümlü kadın ve bıyıklı kocasındaydı. kocası açtı kapıyı.. buyur? dedi. bıyıklı, kel ve şişko olduğundan hacı batak çoluk çocuk oyunu yaaa king iyidir di mi? dedim. nasıl? dedi. adam mal galiba... neyse evimde bir katil var ve beni öldürmek istiyor dedim. nasıl yani? diye karşılık verdi. adam ağır mal galiba... 8 yaşında bir çocuk, pepeyi çok seviyor. içeride okey tahtalarınız vardır sizin. birisini getirseniz de şunun kafasına geçirsek? dedim. git akşam akşam yaaaa deyip kapıyı kapattı oç. embesil galiba... buradan da bir çok çıkmamıştı. tek umudum 2 numaralı sevdiceğimin annesi ve babası olan şükran teyze ve mehmet amcaydı. merdivenleri çıkarken led zeppelin'den kashmir'i mırıldanıyordum.
not: john lennon kel ve şişko bıyıklı amcayı görse yoko'ya şükrederdi.
şükran teyzelere çıktım, kapıyı çaldım. ela açtı kapıyı.. oha! oha! oha! şok olmuştum. heyecanla i can be youuurrr herooo babyyy diye bağırıp ağlamaya başladım. klibin final sahnesini canlandırmaya çalıştım fakat ela giblemedi. daha sonra toparlanıp neyin tribindesin kızım? 2. kattaki zaten veriyor dedim. ne diyorsun ya? deyip annesini çağırdı. şükran teyze ne var oğlum yine, açmayacaz artık kapıyı bak? dedi. gergin atmosferi yumuşatmak için kaley cuoco kadar sevimli bir varlık var mı dünyada? diye sordum. böyle hoşluklarım vardır. amerikan dizileri izleyip, oradaki tatlı hatunları hafızama alır, beynimin odalarında onlarla yeni hayatlara yelken açarım. şükran teyze anlamıyorum ben seni diye karşılık verdi. şükran teyze halamın oğlu ekrem, diyecek oldum lafımı kesti oç görgüsüz. aa evet halanlar gelmiş, gelicem ziyarete dedi. ekrem beni öldürmek istiyor, bu sorunu çözmeliyiz, kızınız dul mu kalsın? dedim. saçmalama oğlum yine, git annene söyle uygunsa bu akşam gelmeyi düşünüyoruz dedi. sanane annemden oç ağzın yok mu git kendin söyle diye bağırdım ve tabiki koşarak üst kata çıktım. üst kattaki kapıdan eve girdim ki ekrem fark etmesin. kimse bana yardım etmek istemiyordu ve bu durum biraz garipti.. bir süre düşündükten sonra ekrem'in tüm apartmanı örgütlediğine karar verdim. savaş baltaları şimdi tamamen çıkmıştı.
not: kaley cuoco geceleri beni görmeye geliyor.
kalça dansımın zirvesinde, hazın doruğundayken kapım çalındı. müziğin sesini kısıp kimsin? diye sordum. aç lan kapıyı itin dölü diye bağıran babam olmalıydı. yavuz bingöl'ün keşanlı ali'yi oynuyor oluşu hakkında ne düşünüyorsun? diye sordum. gibtirme, aç kapıyı diye bağırdı tekrar. gibtirme derken kerem alışık'ı kastediyor oluşunu düşünüp kapıyı açtım. açmaz olaydım... kapı açılır açılmaz klagib bir sağ direk ile puan peşinde koştu. sanırım burnum kanıyordu ve yere düşmüştüm. karın boşluğuma çıkardığı 2 tekmeyle nefesimi kesmeyi başardı. daha sonra eğilip elmacık kemiklerime 2 yumruk daha çıkarttı. genital bölgeme çıkarttığı son tekmeden sonra ayağa kalkacak halim yoktu. kulaklarımı ısıracağını korktuğumdan onları korumaya çalışıyordum. biraz sakinleşmesi için angela merkel ve nicolas sarkozy sence euroyu kurtarabilecekler mi? diye sordum. o sıra sesli bir şekilde küfür ediyor oluşundan duymadı sanırım. gelişimi takdire şayandı.. dayağına yeni boyutlar katmış, stratejilerini çeşitlendirmişti. bu da duyduğum acıyı daha fazla artırıyordu. böyle oçlikleri vardır. kas gücünü her geçen gün daha fonksiyonel kullanıp bu alandaki gelişimiyle takdir toplamayı başarır. bir süre beni rahat bırakması için ölü taklidi yapmayı denedim. fakat ellerimi kulağımda tutuyor oluşumdan yememiş olacak ki tekmelemeye devam etti. tamamen pestilimin çıktığından emin olunca senin gibi adamın kalıbını gibeyim. küçücük çocuktan ne istiyorsun avradını gibtiğim? diye bağırıp odayı terk etti. michelle rodriguez'e hakaret edişi biraz fazla olmuştu. fakat tepki koyacak gücü o an kendimde bulamıyordum. bayılmadan önce kulağımda yankılanan son ses yapma salim! anlayışlı ol, biliyorsun çocuğu.. ne yaptın? diye bağıran oç halamın sesiydi.
not: michelle rodriguez, angela merkel ile nicolas sarkozy'i yatakta basmış. kendisi söyledi...
uyandığımda yatağımdaydım. annem malı başımdaydı... her tarafım acıyordu. oğlum nasıl oldun? ağrın var mı? diye sordu. ''because destiny john, is a fickle bitch.'' diyerek lost'a olan özlemimi vurgulayan bir yanıt verdim. aç mısın? hazırlayım mı bir şeyler? dedi. eti cinlerimi küvete sakladığımı, ordan almasını rica ettim. abur cubur olmaz dur bir şeyler hazırlayım deyip gitti mal ya... doğrulmaya çalıştım fakat her tarafım acıyordu. aldım bilgisayarı kucağıma inci'ye girdim. serkan inci ve joe biden'dan ses yoktu.. birkaç ateist, birkaç şakirt başlık açıp gereksiz tartışmalara girdim. provokatif söylemlerde bulunup ortalığı karıştırmaya çalıştım. daha sonra enrique iglesias'ın hero klibini izleyip biraz kendime gelmeye çalıştım. vikipedi'den lüzumsuz bilgiler edindim. babam oç geldi.. onu görünce hatırladım kulaklarım yerinde mi diye kontrol ettim. uyandın mı lan? halini hatrını sormaya geldim bak itlik yapma dedi. konuyu değiştirmek için 2. dünya savaşı sırasında 4. enternasyonalde gerçekleşen kopmalardan bahsettim. halmla ekrem oç geldi o sırada... ekrem'in hemen odadan çıkmasını rica ettim. halam oğlum derdin ne bu çocukla? rahatsızsan eğer söyle gidelim bu evden? dedi. gitmeyin hala, giderseniz mehmet amca'ya ayıp olur dedim. fakat ekrem'in kendisine çeki düzen vermesi gerektiğinden bahsettim. manevi babam oç lan küçücük çocukla derdin ne senin? delirtecen lan sen beni diye çıkıştı. fikirlerini önemsemediğimi anlaması için cyndi lauper'ın time after time şarkısını mırıldandım. daha sonra annem elinde tepsiyle geldi ve hadi biraz atıştır dedi. anne tepsi fobim olduğunu bilmiyor musun? merve'nin kapısıyla arkamdan konuşuyorlarmış. getirme şunu odama diye bağırdım. fakat bir kez taviz vermekten zarar çıkmazdı. çünkü çok açtım... böyle uyumluluklarım vardır. beynimin derinlerinde, aklımın labirentlerinde çok özel şeyler yaşasam da insanlara ve tepsilere karşı gerektiğinde anlayışlı olur, durumu sorun etmemeye çalışırım. herkes odamı terk ettikten sonra karnımı doyurdum ve tepsiyi kapının önüne koydum.
not: benjamin linus ile troçki zamanında çok sevişmiş. eminim...
daha sonra ankaralı yasemin'nden şoför abi'yi dinleyip aşağı kata indim. ekrem oç ortalarda görünmüyordu. sanırım savaşı kazanmıştım. merve'nin odasına gittim. beni kapı karşıladı. sen benle ilgili tepsiyle ileri geri ne konuşuyomuşun birader? deyip sert durdum. böyle zekiliklerim vardır. beynimin gösterim hücreleri gelişmiş olduğundan istediğim an istediğim görüntüyü takınıp, insanların ve kapıların ona göre davranmalarını sağlarım. utanmış olacak ki cevap veremedi oç.. kapıyı tıklatıp merve'nin dışarı çıkmasını istedim. ne var abi? dedi. bu göğüslerin hali ne? bıktım senden.. ben sırf senin gelişimin için bu evden ayrılmıyorum. bu kadar dayağı o yüzden yiyorum. şu göğüslerini artık büyütmenin bir yolunu bul, yoksa elimle ben sündürecem dedim. burcu atıldı ordan ne diyorsun abi sen? diye. bu işten kendini sıyıramazsın burcu, seninkilerin de güdümlü füze olmadığı çok açık dedim. güdümlü ne abi? dedi. ben de bilmiyorum dedim. gerekli uyarıları yaptığımdan bir şekilde bağlayıp odama çıkmalıydım. lars ulrich dave lombardo'nun taşağını yisin di mi yaaaa?? dedim. cevap vermediler.. fırsattan istifade odama fırladım.
not: ankaralı yasemin dave lombardo ile dikmen'de buluşuyormuş.
babamı aldım karşıma. sen beni neden sürekli dövüyorsun oç? dedim patlattım bir tane. sonra bir kafa gömdüm, iyice mayıştı. yere yığılınca tekmelemeye başladım. acımıyordum... ağzı burnu her yer kan içindeydi. michelle rodriguez geldi, yapma aşkım değmez dedi. annemin neden çıplak oturduğuna anlam veremiyordum.. derken uyandım. baktım saat sabah 9 olmuş. gördüğüm rüyanın etkisiyle ter içindeydim. bir duş alıp kendime geldim. enrique iglesias'ın hero klibini harun kolçak'ın gir kanıma dansıyla süsledim. aşağı indim baktım halamlar valiz hazırlıyor. ekrem oç hiç yüzüme bile bakamıyordu, tek çaresi evi terk etmek olmuştu. böyle kuva-yi milliyeliklerim vardır. aklım ve yüreğim sayesinde girdiğim savaşlarda ustaca savaşır, kazanmak için elimden geleni yaparım. oo gidiyor musunuz hala? dedim. evet evladım, sağol her şey için diye karşılık verdi. gergin atmosferi dağıtmak için gidin tabi ya eniştem evde düz duvara tırmanıyodur ehehe dedim. hiç cevap vermeyip son hazırlıklarını tamamladı. babam arkaürecekmiş bunları terminale, bir an önce çıkalım deyip vedalaşarak gittiler. artık zaferim resmileştiğinden kutlamalar başlamalıydı. kapı kapanır kapanmaz telefondan quenn'den we are the champions açtım. ellerimi iki yana açtıktan sonra ortada kavuşturdum, kafamı yere koyup bir takla attım. daha sonra çoraplarımı çıkarıp halı üzerinde moonwalk yaparak figürlerimi tamamladım. müziğin ruhuna uygun olarak ağır çekimde ağlayarak seviniyor gibi yaptım. annem sanırım hareketlerime anlam verememişti. mal mal bakıyordu amk.. ruhsuz bu kadın.
not: freddie mercury ile harun kolçak arasında bir ilişki olabilir. çok meşgul olmasam bu durumu araştırabilirdim.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.02 20:41 fark420 Gelenekler hiçe sayıldı

İçerisinde bulunduğumuz yüzyılda insanlık o kadar hızlı ilerledi ki kendinden önceki nesillere kibirle bakmaya, onları küçük ve geri kafalı görmeye başladı. Bundan dolayı da insanlar atalarından kalma geleneklerini reddetmeye başladı.
Evet, insanlık binlerce yıl metali eritip şekillendirmenin ötesine geçemedi ama bu onların zeka seviyesi ile değil bilgi birikimiyle alakalıydı. Bizden öncekilerin de yaşanmışlıkları vardı ve gelenekler, törelerde yapılan yanlışlardan ders çıkarılarak oluşturuldu.
Görücü usulü evlenmek veya ailenin kız bakması çağ dışı olarak nitelendirildi. Görücü usulü evlilik körlemesine düşünülmeden yapılan bir şey değildir. Aileler çocuklarının eksiğini, kusurunu, sakatlığını tartar; ona uygun aynı ligde bir eş adayı bulurlar. Davul dengi dengine hesabı.
Peki şuan ne oluyor. Çirkin sayılabilecek bir arkadaşımız çirkin bir kız tarafından beğenilmiyor. Erkek birey eline bakıp incelliğe yönelirken, kızımız ise chad'in sikilecekler listesine bir gayret son sıradan ismini yazdırmaya çalışıyor.
Kadın hipergamisi çok güçlüdür, en iyisini hedeflediği için mantıktan çoğunlukla -5 yaşındaki bir çocuğun ısrarcılığıyla-uzaklaşır. Hipergami kontrol edilmediği zaman erkeklerin huzuru kaçar bu da cinnet, shootings gibi vakaları arttırır.
Geçmişten kendisine kalan öğütleri dinlemeyen toplum dinlememenin cezasını çekti, çekiyor çekecek.
submitted by fark420 to turkincel [link] [comments]


2020.06.10 20:02 DickpicO_o Kur'an'ın Birbiriyle Çelişen ve Garip Ayetleri

-Kadın-Erkek Eşitsizliği
Nisa Suresi 34:Allah’in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasina bagli olarak ve mallarindan harcama yapmalari sebebiyle erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadinlar Allah’a itaatkârdirlar. Allah’in korumasina uygun olarak, kimsenin görmedigi durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve onlari dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Nisa Suresi 3. Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.
Bakara Suresi 223. Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanizdir. Tarlaniza dilediginiz sekilde varin. Kendiniz için ilerisini düsünerek hazirlik yapin. Allah’in haram kildigi seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacaginizi iyi bilin. (Ey Resulüm)! Mü’minleri müjdele!
Bakara Suresi 228. Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.*
Bakara Suresi 282. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandiginiz zaman bunu yazin. Aranizda bir yazici adaletle yazsin. Yazici, Allah’in kendisine ögrettigi sekilde yazmaktan kaçinmasin, (her seyi oldugu gibi dosdogru) yazsin. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdirsin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakinsin da borçtan hiçbir seyi eksik etmesin (hepsini tam yazdirsin). Eger borçlu, akli ermeyen, veya zayif bir kimse ise, ya da yazdiramiyorsa, velisi adaletle yazdirsin. (Bu isleme) sahitliklerine güvendiginiz iki erkegi; eger iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadini sahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, digerinin ona hatirlatmasi içindir.
Nisa Suresi 24. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
-Kölelik
Nahl Suresi 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Mucadele Suresi 3.Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Rum Suresi 28. Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
-Barış Dini(!)
Bakara Suresi 216. Savas, hosunuza gitmedigi hâlde, size farz kilindi. Olur ki, bir sey sizin için hayirli iken, siz onu hos görmezsiniz. Yine olur ki, bir sey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Maide 33: "Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir..."
Enfal Suresi 65. Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle.
Nisa Suresi 84. Allah yolunda savas! Müminleri de savasa tesvik et.
Tevbe Suresi 73.Ey peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et ve onlara karsi çetin ol.
Tevbe Suresi 14.Onlarla savasin ki Allah, sizin ellerinizle onlarin cezasini versin
Muhammed Suresi 35. Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
Enfal Suresi 39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!
Bakara Suresi 193. Din yalniz Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Bakara Suresi 191. Onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde öldürün. Sizi çikardiklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savasmadikça, siz de onlarla savasmayin. Eger onlar size karsi savas açarlarsa siz de onlari öldürün. Iste kafirlerin cezasi böyledir.
Bakara Suresi 244. Allah yolunda savasin ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir.
Saff Suresi 4. Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever.
Enfal Suresi 57. Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almalari için onlar ile arkalarinda bulunan kimseleri de dagit.
Nisa Suresi 71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

Nisa Suresi 74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükafat verecegiz.
Tevbe Suresi 111. Şüphesiz allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. artık, onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. allah bunu tevrat’ta, incil’de ve kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. kimdir sözünü allah’tan daha iyi yerine getiren? o halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. işte asıl bu büyük başarıdır.
Nisa Suresi 89. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. bu sebeple, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
-Muhammed'e Özel Ayetler
Azhab Suresi 50:Ey peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini, Allah’in sana ganimet olarak verip de elinin sahip oldugu kadinlari, seninle birlikte hicret eden amca kizlarini, hala kizlarini, dayi kizlarini, teyze kizlarini, kendini peygambere mehirsiz olarak bagislar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadini -ki sonuncusu diger müminlere degil, zatina mahsustur - sana helâl kildik. Müminlere esleri ve sahip olduklari kadinlari hakkinda hangi kurallari geçerli kildigimizi biliyoruz. Sana mahsus olani güçlük çekmeyesin diye mesrû kildik. Allah çok bagislayici, pek esirgeyicidir.

Azhab Suresi 37. Bir zaman, Allah’in kendisine lutufta bulundugu, senin de lutufkâr davrandigin kisiye, "Esinle evlilik bagini koru, Allah’tan kork" demistin. Bunu derken Allah’in ileride açiklayacagi bir seyi içinde sakliyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’in önceligi bulundugu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtliklarinin -kendileriyle beraber olup ayrildiklari- esleriyle evlenmeleri hususunda bir sikinti gelmesin diye seni o kadinla evlendirdik. Allah’in emri elbet yerine getirilecektir.

Azhab Suresi 53. Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.
Azhab 51. Onlardan dilediginin beraberligini erteler, diledigini yanina alirsin. Uzaklastirdiklarindan birini tekrar istemende senin için bir sakinca yoktur. Bu hüküm onlarin mutlu olmalari, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdigine razi olmalari için en uygun olanidir. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.
Azhab Suresi 53. Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.
Azhab Suresi 30. Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
Enfal Suresi 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Araf 61. Nûh şöyle cevap verdi: Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur; şu var ki ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Azhab 56.Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.
Hac Suresi 15. Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
Cehennem-İşkence
Araf Suresi 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapiktirlar. iste asil gafiller onlardir.
Nur Suresi 2. Zina eden kadin ile zina eden erkegin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve âhiret gününe inaniyorsaniz, Allah’in dinini uygulama hususunda o ikisine karsi merhamet duygusuna kapilmayin.Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanik olsun.
Bakara Suresi 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Nisa 56. Süphe yok ki, âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska yenisiyle degistiririz ki aciyi duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir.
Hac Suresi 19,20,21. İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Tevbe Suresi 34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
Secde Suresi 13. Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.
-Sorgulama!
Maide Suresi 101-102. "Ey iman edenler! Size açiklandigi taktirde,sizi üzecek olan seylere dair soru sormayin.Eger kur'an indirildikten bunlara dair soru sorarsaniz size açiklanir.(Halbuki)Allah onlari bagislamistir.Allah,çok bagislayandir,halimdir." "Sizden önceki bir millet o tür seyler sordu da o yüzden kafir oldu"
-Terorizm
Tevbe Suresi 5. Haram aylar çikinca bu Allah’a ortak kosanlari artik buldugunuz yerde öldürün, onlari yakalayip hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onlari gözetleyin. Eger tövbe ederler, namazi kilip zekâti da verirlerse, kendilerini serbest birakin.
Maide Suresi 33.Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir...
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

-Birbiriyle Çelişen Ayetler
Neml Suresi 1. Bunlar Kur’an’in, apaçik bir kitabin âyetleridir.
ile
Al-i İmran Suresi 7. Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;
,
En'am Suresi 38. Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
,
Al-i İmran Suresi 67. İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.
ile

En'am Suresi 162-163. De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."O'nun ortağı yoktur. Bununla emredildim ve ben herkesten önce teslim olurum."
,
Tevbe Suresi 29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’in ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak din Islam’i din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun egerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savasin.
ile
Bakara Suresi 256. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
,
Zuhruf Suresi 23. İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
,
Nisa Suresi 156,157. Bir de inkarlarindan ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarindan ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoglu Isa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayi kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadilar.(''Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu Isa Mesih'i öldürdük'' demişler. Anlamayan tekrar okusun)
,
Bakara Suresi 62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
ile
Al-i İmran 85. Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
,
Nahl Suresi 101. Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah neyi indirecegini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayir, onlarin çogu bilmez.
ile
Fatır Suresi 43. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamaz.(Nahl 101'de ayetler değişebiliyordu Fatır 43 de kesinlikle değişmiyor)
,
Zümer Suresi 10. Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."(Ey inanan kullarım?)
,
Maide 5: Bugün size iyi ve temiz nimetler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecegi size helâldir; sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Gayri mesrû iliskide bulunmak veya gizli dost tutmak seklinde degil de mesrû bir nikâhla evlenmek sartiyla mümin kadinlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar -mehirlerini verdiginiz takdirde- size helâldir. Kim inanmayi reddederse ameli kesinlikle bosa gider. O, âhirette de hüsrana ugrayanlardandir.
ile
Maide 51:Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onlari dost edinirse süphesiz o da onlardandir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
,
Nisa 11 ve 12. Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.
Buna göre:(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur (1.0 olması gerekirdi)
Örnek:
Adamın 120 000 mirasi olursa:
kızına: (2/3) 80 000
anneye: (1/6) 20 000
babaya: (1/6) 20 000
karisina: (1/8) 15 000 miras birakiriz.
toplayinca: 80 000+ 20 000 + 20 000 + 15 000 = 135 000(oysa bırakılan miras 120 000 idi)
,
Muhammed Suresi 15.Takvâ sahibi / Allah’a karsi gelmekten sakinanlara vâd edilen cennetin durumu sudur: Orada bozulmayan su irmaklari, tadi degismeyen süt irmaklari, içenlere zevk veren sarap irmaklari ve süzme bal irmaklari vardir. Ayrica onlar için orada, her çesit meyveden ile Rableri tarafindan bir magfiret vardir...
,
Hakka Suresi 40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin sözüdür.
,
Duhan Suresi 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
ile
En'am Suresi 32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
,
Enfal Suresi 65.ey peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
ile
Enfal Suresi 66. Şimdi, allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. allah, sabredenlerle beraberdir.
(65.ayette 1 müslüman 10 kafire eşit 66.da 1 müslüman 2 kafire eşit oluyor.)
,
Gaşiye suresi 21. 22. 23. 24. 25. 26. ve 27. O halde (resûlüm), öğüt ver. çünkü sen ancak öğüt vericisin. onların üzerinde bir zorba değilsin. ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini allah en büyük azap ile cezalandırır. şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
ile
Tevbe Suresi 73. Ey peygamber! inkârcılarla ve münafıklarla mücadele et, onlara karşı sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. o ne kötü bir varış yeridir!
,
Nisa Suresi 78. Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah’tan" derler, başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah’tandır" de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar!
ile
Nisa Suresi 79. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
,
Bakara Suresi 285. Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
ile
Bakara Suresi 253. O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.
,
Tebbet Suresi 1. Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!(Allah beddua ediyor?)
-Evrensellik
Fussilet Suresi 44. Sayet biz onu yabanci dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka söyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açik seçik anlasilir olmasi gerekmez miydi? Bir Arap’a yabanci dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve sifadir; inanmayanlara gelince onlarin kulaklarinda bir sagirlik vardir, Kur’an onlara kapalidir. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.
Şura Suresi 7. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Yusuf Suresi 2. Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
-Kimin konuştuğu belli olmayan ayetler
Zuhruf 11 : O, gökten bir ölçüye göre yagmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandirdik. Iste siz de, böyle diriltileceksiniz.
Zariyat 50 : O hâlde Allah’a kosun. Süphesiz ben, size O’nun katindan gönderilmis açik bir uyariciyim.
Nahl 51 : Allah, söyle dedi: “Iki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtir. O hâlde, yalniz benden korkun.”
Hud 1-2 : Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her seyden) hakkiyla haberdar olan Allah tarafindan muhkem (eksiksiz, saglam ve açik) kilinmis, sonra da Allah’tan baskasina kulluk etmeyesiniz diye ayri ayri açiklanmis bir kitaptir. “Süphesiz ben size O’nun tarafindan gönderilmis bir uyarici ve müjdeleyiciyim.”
En’am 114: Allah size Kitab’i açiklanmis olarak indirmisken, ondan baska hakem mi isteyecegim?Kendilerine kitap verdiklerimiz bilirler ki,o tamamiyla hak olarak, Rabbinden indirilmistir, sakin süphelenenlerden olma.
Bakara 138: Allah'in boyasini esas alin. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalniz O'na kulluk ederiz.
Tekvir 19 : Kuskusuz o Kur'an, degerli bir elçinin sözüdür.
Hakka 40 : Hiç süphesiz o (Kur´an), çok serefli bir elçinin sözüdür.
Zumer 53 : Ey kendilerinin aleyhine asiri giden kullarim! Allah’in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah, bütün günahlari affeder. Çünkü O, çok bagislayandir, çok merhamet edendir.”
-Erkekler için
Rahman 56, 57. O ki Cennette, kocalarindan baska herkesten gözlerini sakli tutan, kocalarindan evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanimlar vardir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Vakia Suresi 23. Onlar için sakli inciler gibi, iri gözlü huriler de vardir.
Nisa Suresi 3.Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir
Nebe Suresi 31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
-Bilimsel
Rahman Suresi 33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Yasin Suresi 39.Ay için de sonunda kuru bir hurma dalina dönecegi konaklar tayin etmisizdir.
Tarık Suresi 5,6,7. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasindan çıkar.
Nahl Suresi 15. 16. Yeryüzünde, sarsilmayasiniz diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yildizla da yollarini bulurlar.
halbuki bugün bilindiği üzere dağların yoğunlukta olduğu bölgeler deprem riski en fazla olan bölgelerdir.
Kehf Suresi. 83,84,85,86. Sana Zulkarneyn’i sorarlar, “Onu size anlatacagim” de.
Dogrusu biz onu yeryüzüne yerlestirmis ve her seyin yolunu ona ögretmistik.
O da bir yol tuttu.
Sonunda günesin battigi yere ulasinca onu, kara balçikli bir suda batiyor gördü.
Orada bir millete rastladi. “Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin” dedik.
Şura Suresi 33. O dilese rüzgârı dindirir de gemiler denizin üzerinde hareketsiz kalıverirler. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.(Allah motorlu geminin icat edildiğini tahmin edememiş)
Enbiya Suresi 31: okyanus dalgalari insanlari sarsmasin diye daglari yarattik.(Okyanus ile dağlar arasında bir bağlantı yok?)
Araf Suresi 107. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.(En komiği bu)
-Çarpılma Ayetleri
Bakara Suresi 55. "Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Fussilet Suresi 17. Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Zariyat Suresi 44. Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
submitted by DickpicO_o to ssay [link] [comments]


2020.06.10 19:15 DickpicO_o Kur'an'ın Birbiriyle Çelişen ve Garip Ayetleri

-Kadın-Erkek Eşitsizliği
Nisa Suresi 34:Allah’in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasina bagli olarak ve mallarindan harcama yapmalari sebebiyle erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadinlar Allah’a itaatkârdirlar. Allah’in korumasina uygun olarak, kimsenin görmedigi durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve onlari dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Nisa Suresi 3. Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.
Bakara Suresi 223. Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanizdir. Tarlaniza dilediginiz sekilde varin. Kendiniz için ilerisini düsünerek hazirlik yapin. Allah’in haram kildigi seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacaginizi iyi bilin. (Ey Resulüm)! Mü’minleri müjdele!
Bakara Suresi 228. Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.*
Bakara Suresi 282. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandiginiz zaman bunu yazin. Aranizda bir yazici adaletle yazsin. Yazici, Allah’in kendisine ögrettigi sekilde yazmaktan kaçinmasin, (her seyi oldugu gibi dosdogru) yazsin. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdirsin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakinsin da borçtan hiçbir seyi eksik etmesin (hepsini tam yazdirsin). Eger borçlu, akli ermeyen, veya zayif bir kimse ise, ya da yazdiramiyorsa, velisi adaletle yazdirsin. (Bu isleme) sahitliklerine güvendiginiz iki erkegi; eger iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadini sahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, digerinin ona hatirlatmasi içindir.
Nisa Suresi 24. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
-Kölelik
Nahl Suresi 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Mucadele Suresi 3.Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Rum Suresi 28. Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
-Barış Dini(!)
Bakara Suresi 216. Savas, hosunuza gitmedigi hâlde, size farz kilindi. Olur ki, bir sey sizin için hayirli iken, siz onu hos görmezsiniz. Yine olur ki, bir sey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Maide 33: "Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir..."
Enfal Suresi 65. Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle.
Nisa Suresi 84. Allah yolunda savas! Müminleri de savasa tesvik et.
Tevbe Suresi 73.Ey peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et ve onlara karsi çetin ol.
Tevbe Suresi 14.Onlarla savasin ki Allah, sizin ellerinizle onlarin cezasini versin
Muhammed Suresi 35. Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
Enfal Suresi 39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!
Bakara Suresi 193. Din yalniz Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Bakara Suresi 191. Onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde öldürün. Sizi çikardiklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savasmadikça, siz de onlarla savasmayin. Eger onlar size karsi savas açarlarsa siz de onlari öldürün. Iste kafirlerin cezasi böyledir.
Bakara Suresi 244. Allah yolunda savasin ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir.
Saff Suresi 4. Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever.
Enfal Suresi 57. Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almalari için onlar ile arkalarinda bulunan kimseleri de dagit.
Nisa Suresi 71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

Nisa Suresi 74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükafat verecegiz.
Tevbe Suresi 111. Şüphesiz allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. artık, onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. allah bunu tevrat’ta, incil’de ve kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. kimdir sözünü allah’tan daha iyi yerine getiren? o halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. işte asıl bu büyük başarıdır.
Nisa Suresi 89. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. bu sebeple, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
-Muhammed'e Özel Ayetler
Azhab Suresi 50:Ey peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini, Allah’in sana ganimet olarak verip de elinin sahip oldugu kadinlari, seninle birlikte hicret eden amca kizlarini, hala kizlarini, dayi kizlarini, teyze kizlarini, kendini peygambere mehirsiz olarak bagislar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadini -ki sonuncusu diger müminlere degil, zatina mahsustur - sana helâl kildik. Müminlere esleri ve sahip olduklari kadinlari hakkinda hangi kurallari geçerli kildigimizi biliyoruz. Sana mahsus olani güçlük çekmeyesin diye mesrû kildik. Allah çok bagislayici, pek esirgeyicidir.

Azhab Suresi 37. Bir zaman, Allah’in kendisine lutufta bulundugu, senin de lutufkâr davrandigin kisiye, "Esinle evlilik bagini koru, Allah’tan kork" demistin. Bunu derken Allah’in ileride açiklayacagi bir seyi içinde sakliyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’in önceligi bulundugu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtliklarinin -kendileriyle beraber olup ayrildiklari- esleriyle evlenmeleri hususunda bir sikinti gelmesin diye seni o kadinla evlendirdik. Allah’in emri elbet yerine getirilecektir.

Azhab Suresi 53. Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.
Azhab 51. Onlardan dilediginin beraberligini erteler, diledigini yanina alirsin. Uzaklastirdiklarindan birini tekrar istemende senin için bir sakinca yoktur. Bu hüküm onlarin mutlu olmalari, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdigine razi olmalari için en uygun olanidir. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.
Azhab Suresi 53. Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.
Azhab Suresi 30. Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
Enfal Suresi 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Araf 61. Nûh şöyle cevap verdi: Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur; şu var ki ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Azhab 56.Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.
Hac Suresi 15. Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
Cehennem-İşkence
Araf Suresi 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapiktirlar. iste asil gafiller onlardir.
Nur Suresi 2. Zina eden kadin ile zina eden erkegin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve âhiret gününe inaniyorsaniz, Allah’in dinini uygulama hususunda o ikisine karsi merhamet duygusuna kapilmayin.Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanik olsun.
Bakara Suresi 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Nisa 56. Süphe yok ki, âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska yenisiyle degistiririz ki aciyi duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir.
Hac Suresi 19,20,21. İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Tevbe Suresi 34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
Secde Suresi 13. Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.
-Sorgulama!
Maide Suresi 101-102. "Ey iman edenler! Size açiklandigi taktirde,sizi üzecek olan seylere dair soru sormayin.Eger kur'an indirildikten bunlara dair soru sorarsaniz size açiklanir.(Halbuki)Allah onlari bagislamistir.Allah,çok bagislayandir,halimdir." "Sizden önceki bir millet o tür seyler sordu da o yüzden kafir oldu"
-Terorizm
Tevbe Suresi 5. Haram aylar çikinca bu Allah’a ortak kosanlari artik buldugunuz yerde öldürün, onlari yakalayip hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onlari gözetleyin. Eger tövbe ederler, namazi kilip zekâti da verirlerse, kendilerini serbest birakin.
Maide Suresi 33.Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir...
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

-Birbiriyle Çelişen Ayetler
Neml Suresi 1. Bunlar Kur’an’in, apaçik bir kitabin âyetleridir.
ile
Al-i İmran Suresi 7. Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;
,
En'am Suresi 38. Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
,
Al-i İmran Suresi 67. İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.
ile

En'am Suresi 162-163. De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."O'nun ortağı yoktur. Bununla emredildim ve ben herkesten önce teslim olurum."
,
Tevbe Suresi 29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’in ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak din Islam’i din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun egerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savasin.
ile
Bakara Suresi 256. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
,
Zuhruf Suresi 23. İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
,
Nisa Suresi 156,157. Bir de inkarlarindan ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarindan ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoglu Isa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayi kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadilar.(''Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu Isa Mesih'i öldürdük'' demişler. Anlamayan tekrar okusun)
,
Bakara Suresi 62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
ile
Al-i İmran 85. Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
,
Nahl Suresi 101. Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah neyi indirecegini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayir, onlarin çogu bilmez.
ile
Fatır Suresi 43. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamaz.(Nahl 101'de ayetler değişebiliyordu Fatır 43 de kesinlikle değişmiyor)
,
Zümer Suresi 10. Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."(Ey inanan kullarım?)
,
Maide 5: Bugün size iyi ve temiz nimetler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecegi size helâldir; sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Gayri mesrû iliskide bulunmak veya gizli dost tutmak seklinde degil de mesrû bir nikâhla evlenmek sartiyla mümin kadinlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar -mehirlerini verdiginiz takdirde- size helâldir. Kim inanmayi reddederse ameli kesinlikle bosa gider. O, âhirette de hüsrana ugrayanlardandir.
ile
Maide 51:Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onlari dost edinirse süphesiz o da onlardandir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
,
Nisa 11 ve 12. Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.
Buna göre:(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur (1.0 olması gerekirdi)
Örnek:
Adamın 120 000 mirasi olursa:
kızına: (2/3) 80 000
anneye: (1/6) 20 000
babaya: (1/6) 20 000
karisina: (1/8) 15 000 miras birakiriz.
toplayinca: 80 000+ 20 000 + 20 000 + 15 000 = 135 000(oysa bırakılan miras 120 000 idi)
,
Muhammed Suresi 15.Takvâ sahibi / Allah’a karsi gelmekten sakinanlara vâd edilen cennetin durumu sudur: Orada bozulmayan su irmaklari, tadi degismeyen süt irmaklari, içenlere zevk veren sarap irmaklari ve süzme bal irmaklari vardir. Ayrica onlar için orada, her çesit meyveden ile Rableri tarafindan bir magfiret vardir...
,
Hakka Suresi 40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin sözüdür.
,
Duhan Suresi 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
ile
En'am Suresi 32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
,
Enfal Suresi 65.ey peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
ile
Enfal Suresi 66. Şimdi, allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. allah, sabredenlerle beraberdir.
(65.ayette 1 müslüman 10 kafire eşit 66.da 1 müslüman 2 kafire eşit oluyor.)
,
Gaşiye suresi 21. 22. 23. 24. 25. 26. ve 27. O halde (resûlüm), öğüt ver. çünkü sen ancak öğüt vericisin. onların üzerinde bir zorba değilsin. ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini allah en büyük azap ile cezalandırır. şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
ile
Tevbe Suresi 73. Ey peygamber! inkârcılarla ve münafıklarla mücadele et, onlara karşı sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. o ne kötü bir varış yeridir!
,
Nisa Suresi 78. Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah’tan" derler, başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah’tandır" de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar!
ile
Nisa Suresi 79. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
,
Bakara Suresi 285. Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
ile
Bakara Suresi 253. O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.
,
Tebbet Suresi 1. Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!(Allah beddua ediyor?)
-Evrensellik
Fussilet Suresi 44. Sayet biz onu yabanci dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka söyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açik seçik anlasilir olmasi gerekmez miydi? Bir Arap’a yabanci dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve sifadir; inanmayanlara gelince onlarin kulaklarinda bir sagirlik vardir, Kur’an onlara kapalidir. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.
Şura Suresi 7. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Yusuf Suresi 2. Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
-Kimin konuştuğu belli olmayan ayetler
Zuhruf 11 : O, gökten bir ölçüye göre yagmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandirdik. Iste siz de, böyle diriltileceksiniz.
Zariyat 50 : O hâlde Allah’a kosun. Süphesiz ben, size O’nun katindan gönderilmis açik bir uyariciyim.
Nahl 51 : Allah, söyle dedi: “Iki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtir. O hâlde, yalniz benden korkun.”
Hud 1-2 : Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her seyden) hakkiyla haberdar olan Allah tarafindan muhkem (eksiksiz, saglam ve açik) kilinmis, sonra da Allah’tan baskasina kulluk etmeyesiniz diye ayri ayri açiklanmis bir kitaptir. “Süphesiz ben size O’nun tarafindan gönderilmis bir uyarici ve müjdeleyiciyim.”
En’am 114: Allah size Kitab’i açiklanmis olarak indirmisken, ondan baska hakem mi isteyecegim?Kendilerine kitap verdiklerimiz bilirler ki,o tamamiyla hak olarak, Rabbinden indirilmistir, sakin süphelenenlerden olma.
Bakara 138: Allah'in boyasini esas alin. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalniz O'na kulluk ederiz.
Tekvir 19 : Kuskusuz o Kur'an, degerli bir elçinin sözüdür.
Hakka 40 : Hiç süphesiz o (Kur´an), çok serefli bir elçinin sözüdür.
Zumer 53 : Ey kendilerinin aleyhine asiri giden kullarim! Allah’in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah, bütün günahlari affeder. Çünkü O, çok bagislayandir, çok merhamet edendir.”
-Erkekler için
Rahman 56, 57. O ki Cennette, kocalarindan baska herkesten gözlerini sakli tutan, kocalarindan evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanimlar vardir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Vakia Suresi 23. Onlar için sakli inciler gibi, iri gözlü huriler de vardir.
Nisa Suresi 3.Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir
Nebe Suresi 31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
-Bilimsel
Rahman Suresi 33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Yasin Suresi 39.Ay için de sonunda kuru bir hurma dalina dönecegi konaklar tayin etmisizdir.
Tarık Suresi 5,6,7. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasindan çıkar.
Nahl Suresi 15. 16. Yeryüzünde, sarsilmayasiniz diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yildizla da yollarini bulurlar.
halbuki bugün bilindiği üzere dağların yoğunlukta olduğu bölgeler deprem riski en fazla olan bölgelerdir.
Kehf Suresi. 83,84,85,86. Sana Zulkarneyn’i sorarlar, “Onu size anlatacagim” de.
Dogrusu biz onu yeryüzüne yerlestirmis ve her seyin yolunu ona ögretmistik.
O da bir yol tuttu.
Sonunda günesin battigi yere ulasinca onu, kara balçikli bir suda batiyor gördü.
Orada bir millete rastladi. “Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin” dedik.
Şura Suresi 33. O dilese rüzgârı dindirir de gemiler denizin üzerinde hareketsiz kalıverirler. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.(Allah motorlu geminin icat edildiğini tahmin edememiş)
Enbiya Suresi 31: okyanus dalgalari insanlari sarsmasin diye daglari yarattik.(Okyanus ile dağlar arasında bir bağlantı yok?)
Araf Suresi 107. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.(En komiği bu)
-Çarpılma Ayetleri
Bakara Suresi 55. "Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Fussilet Suresi 17. Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Zariyat Suresi 44. Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
submitted by DickpicO_o to svihs [link] [comments]


2020.05.23 17:30 iiiiiiiii40 Dayıbank #0,REHBER

Öncelikle fake profilden para kazanmanın birçok yolu olsa da bu en son işimiz.O işten önce çözülecek ana olarak birkaç konu var
+Platform +Sosyal mühendislik becerisi +İnandırıcı profiller +Geliri alacağımız yerin güvenliği

Platform:

C2M insan avı için muhteşem fakat uygulama fotoğrafları galeriden mi anlık mı attığınızı gösterir.platformun püf noktası sizin hakkınızda karşı tarafın neleri görebildiği ve sizi ne kadar gizli tuttuğu.ona göre önlem alın.

SOSYAL MÜHENDİSLİK:

Bu sizin hitap beceriniz ile ilgili çoğu zaman.Çelişkili yalanlar söylememek için kendinize bir karakter yaratın.mesela ben 21 yaşında bursada işletme okuyan bir kızım.çelişkiye yer yok! Sabırlı ve inatçı olun.güven kazandıktan sonra bunlar size sadece kazandırır.ben fake kadın profoili üzerinden örneklerimi vereceğim size örnek bir konuşma
-hadi yokmu foto tank namlusu gibi oldu ahhh +Önce bana istediğim hediyeyi alacaksın yoksa yok
Burada çok zorlayabilir giderse birşey kaybetmezsiniz ama kalırsa çok kazanırsınız
✓gerçek bir kızdan farkınız olmasın.konuşmalarınızda polyanna olmayın egolu olun tehlikeye girdiğinizdd agrasifleşin.örneğin;
-Fake gibi görünüyorsun +Cidden böyle düşünüyorsan gidebilirsin canım by
Kız dediğin ananı sikse haklı çıkar siz de haklı çıkacaksınız bu konuşmayı bu sabah yaptım adam yok öyle demek istemedim vs. ile karşılık verdi yani trip yerinde çok etkilidir.
!!!önemli bir konu daha var: sizden anlık fotolar veya ses isterse daha sana güvenmiyorum gibi bahaneler de yemezse C2M de mesela anlık atmama bahanem şöyle;uygulamanın kamerasına giriyorum ve kameraya izin ver ekranı çıkıyor.ss alıp atıyorum ve bu uygulamalar bizi izliyor ondan buralara izin vermiyorum diyorum.

İNANDIRICI PROFİLLER:

Bu alemdeki tek akıllı siz değilsiniz.konuştuğunuz adamlar çoğu zaman şüphelenir.ona fırsat vermeyin.gerekirse e postanız bile fake kız ismi olsun. Fotoğraflarınız google da aratıldığında çıkmasın.attığınız nudeler tanınmasın ve tutarlı olsun.ifşa siteleri iyi kaynaklar burada.İnsta vs. Açıp isteyene atın gizli olsun takip ve takipçisi olsun postları olsun ppsi farklı olsun şifremi kaybettim ama instam var diye bahane ile halledersiniz takip etmek isterse.Kapalı hanımlar belli bir kesimin güvenini hemen kazanıyor aklınızda bulunsun.

GELİRİMİ NASIL ALACAĞIM?

Bu kısım en zorlu kısım en güvenliyi de riskliyi de bilmediğimi de yazacağım
En güvenli: ✓oyun içi alışverişlerden oyun parası aldırmak.paraya dönüştürmek zordur sadece size yarar.mobil ödemede sadece onay mesajı atılmasını istiyor çoğu zaman.önce kendiniz alıyor gibi yapın mesaj size gelsin adamın ne ile karşılaşacağını görün. ✓adamdan sanal para hediye kartı vs.almasını istemek.her bilgi onun sadece keykodlar sizin.ama keykodları harcarken temkinli olun nerede kullanıldığını bulma ihtimalleri var kargoyu şubeye isteyin telefon ile değil e posta ile bilgilendirme isteyin(protonmail tavsiye)
Temkinli olun:
~gamesultan gibi yerlerden mobil ödeme ile keycode aldırabilirsiniz ama bu tarz siteler kayıt için TC istiyor artık yani polise verirse ciddi ciddi bulabilirler.(polisler çok da tınlamaz bu vakaları ama güvenmeyin)
~Kargo.Ona kargo aldırdınız ise şubeye isteyin mümkünse size en yakın olan değil.burada güvenliğiniz size bağlı paranoyak olmanız iyidir.fake isim ile getirtebilirsiniz bunu sonradan çaktım ben de veriyor kargodakiler.
Çok dikkatli olun :
× IBAN vermek bayağı sıkıntılı fakat yapılabilir.Eğer elinizde koz varsa ve adam bundan rahatsız olacak ise bunları tehtit etmeden hatırlatabilirsiniz işi çaktığında o ifşalarını vs. sini aklında bulundurur.Karpuz seçmek gibidir bu iyi dersiniz kelek çıkabilir gözü kara adamlarda sıçarsınız.
×Havale vs. de aynı zaten.
Son notlar: sadece ifşa satan bir kaşarı da oynayabilirsiniz bulduğunuz ifşayı atar kaçarsınız size kalmış Karşınızdakinin zaaflarını kullanın Masum gariban ASLA dolandırmayın bu dolandırma değil orospuçocukluğudur Çocuk yaşta birini oynayıp şantaj yapabilirsiniz adamsa polise versin Bol bol bamya göreceksiniz,evlilik teklif edenler gelecek göründüğünden zor iştir. Dişi ortak bulursanız iyi olur Dar giyinip göt atın anlık işe yarar adamlar eşşek sikecek kıvamdalar genelde
Unuttuğum şeyler var eminim sorulara açığım
submitted by iiiiiiiii40 to KGBTR [link] [comments]